küçük çocuk annesine:
-anneciğim flört ne demek?
anne:
-bak evladım aksam ablanın erkek arkadaşı gelecek onları izle öğren.
akşam çocuk gizlenerek ablasıyla arkadaşını izler.ertesi gün annesi sorar:
-anlat bakalım flört neymiş öğrendin mi?
çocuk anlatmaya baslar:
-ablam ve arkadaşı bir süre oturup konuştular. sonra ablam fenalaştı ve arkadaşı elini ablamın kazağının altına sokarak kalbini kontrol etti. ablamın ateşi çıkmış olmalı ki arkadaşı ablamın üstünü çıkarmak zorunda kaldı. sonra ablamın hastalığı ona da bulaşmış olmalı ki, o da soyunmak zorunda kaldı. sonra sarılıp öpüştüler. arkadaşının önünde birden bire bir yılan çıktı. ablam ısırıp yılanı öldürmeye çalıştı. uzun bir süre uğraştıktan sonra yılanı öldürdü.çok yorulmuşlardı bir süre dinlendiler. ama yılan tekrar dirildi. demek ki ölmemişti. sonra ablam yılanın üstüne oturarak onu tekrar öldürmek için uğraştı en sonunda öldürmeyi başardı. bu defa öldürdüğünü biliyorum çünkü arkadaşı yılanın derisini soyup tuvalete attı.
zaman aşımıyla ilgili kullanımı için;
"ayol şimdiler de flört yok çıkıyolar bunlar ne demekse çıkmak, nereye çıkıyosunuz ?..... " ( bir de böyle soğuk bir espiriye mahal verir)
modern ortam romantikleri gibi süper işler yapabilen, vokalistinin etkisi ve soundu ile feci şekilde mfö'yü andıran,iyiki andıran, iyiki var olan grup.
sürekli pratik isteyen edim. hani neredeyse bir sanat dalı. doğal bir yetenek yoksa bir süre icra edilmeyince unutuluyor bu.
mantıklı düşünüldüğünde gayet saçma, gülünç birşey flört. düşünsene beğendiğin adamla ya da kadınla, başkalarıyla kurduğundan farklı bir iletişim kurmak zorunda, hatta neredeyse bunun için farklı bir dil geliştirmek zorundasın. (ergen cilveleşmesi kıvamında değil elbette ve mümkünse) belli konularda konuşmak, belli konuların çevresinden dolaşmak, hazır cevap olmak, diyaloğu sürdürürken atılan pası gole çevirmek zorundasın. kelimeleri toplayıp cümle devşirmek adeta mayın tarlasından çilek toplayarak geçmeye çalışmaya benziyor. uzun suskunluklar gerilim dolu. ama boş ve yavan konuşmakla dolmaz o boşluklar. sorulara verilen kısa cevaplar kurmaya çalıştığın köprüyü daha da uzatmaya muktedir, kısa cevapların sayısı arttıkça köprü inşaatı tehlikeye giriyor. göz teması şart. dikkat dağınıklığı kaldırmayacak kadar ciddi bir mesele bu. ama aslında tabi... dünyanın en ciddiyetsiz, en hafif meselesi.
bana kalırsa bunları yaparken rahat olmanın yolu yok. dediğim gibi rahat olmak doğal bir yetenekle ya da engin bir gamsızlıkla mümkün. hali hazırda bir ilişkin bile olsa, flört etmeyi sürdürmezsen ilişki dediğin şey gazı kaçmış gazozdan farksız hale geliyor: sıkıcı, yavan, anlamsız, alışkanlıklara ve yalnızlık korkusuna kurban edilmiş zaman ve enerji kaybı hatta son tahlilde.
flört stres yaratan bir olgu. hele ilk aşamalarda insan sürekli "maymun mu oluyorum lan" yoksa korkusu taşıyor. herkes flört ederken biraz maymun oluyor bu kesin, ama en fenası "boşuna mı maymun oluyorum lan yoksa" kaygısı. diğer yandan maymun olmamak adına takınılan karşındakini sallamıyormuşçasına tavırlar ters tepebiliyor. sabit bir dozu, formülü filan da yok ki uygulayasın.
flört esansında daha ziyade erkeklerin çaba göstermesi beklenir. böyle olması gerektiğine inanılır hatta. fakat bu durumun kadınların işini kolaylaştırması beklenemez. "erkek kovalar, kadın kaçar" mantığı baştan sakat. en azından kendini kazanılması gereken bir ödül gibi görmeyen kadınlar için bu böyle. sadece kovalanan olmak, gurur okşayıcı değil, can sıkıcı ya da sadece sıkıcı.
flört üstünde ne kadar düşünülürse uygulamada o kadar çok aksaklığa neden olan birşey. gerçekten bu konuda çok fazla fikri, anlatacak çok şeyi olanlar, genellikle uygulamada en beceriksiz olanlardır.
sonu evlilik olmasada çoğu zaman flört güzeldir. bu yemek yaparken yemeğin tadına bakan bir aşçıya benzer. tadına ilk o bakar, ama yemeği hep başkaları yer.