matematikte kuramlar, aksiyom denilen kabullerden modus ponens ile hareket edilerek ulaşılan önermelerdir. bir matematik kuramı bir matematik modeli içerisinde tanımlıdır. 2+2'nin 5 ettiği bir model kurabilir ve bu modelde 2+2'nin 5 ettiğini ispatlayabilirsiniz.
fizikte ise kabuller bellidir: fizikçiler gözlemleri kabul olarak alırlar. bir şey gözleniyor ise, doğrudur. daha burada ilk sorunla karşılaştık bile: gözlem nedir? başkasının gözlediğine nasıl inanırız? kendi gözlediğimize nasıl inanırız? amerika diye bir kıta gerçekten var mıdır? bu soruya "var gibi gözüküyor"dan daha tatmin edici bir cevap verebilen varsa buyursun gelsin.
gözlemler muğlakmış; akılda tutulması gereken birinci nokta bu. ikinci noktaya gelelim. düşünün ki newton evrenin evrimini açıklayan bir kuramla karşımıza geldi:
- iddia ediyorum ki iki kütle birbirini şöyle şöyle çeker.
+ buyur ispatla newton kardeşim.
- bak; ay bugün burada, yarın burada olacak.
(bir gün sonra)
- işte doğruymuş!
+ bugün de senin kuramına göre hareket edeceğini nereden biliyorsun?
- (gulp.) bekleyelim görelim.
(bir gün daha sonra)
- işte doğruymuş!
+ bugün de senin kuramına göre hareket edeceğini nereden biliyorsun?
- (gulp.) bekleyelim görelim...
bu böyle sürer gider. peki newton'un kuramı ispatlanmış mıdır? "ispatlanmıştır" diyorsanız, merkür'ün newton'un kuramına uymayan hareketi hakkındaki fikirlerinizi sorarım. "ispatlanmamıştır" diyorsanız, "fizikte ispatlanmış kuram yoktur" da diyorsunuz demektir.
görüldüğü gibi fizikte matematikteki gibi değişmez kuramlar ya da kanunlar yoktur. fizikte kuramlar, gözlemlerle diğer fizikçileri ikna edebilecek derecede tutarlı olan ve daha basit bir iddia ile karşılanamayan iddialardır. bahsedilen ikinci koşul occam'ın usturası adıyla bilinen bir ilkedir ve tüm fizik bilimi bu ilkeye dayanır. o olmasaydı dünya'nın görünmez bir kurbağının sırtında durmasıyla, newton kuramına göre hareket etmesi arasında bir seçim yapmakta zorlanırdık. hâlbuki dünya'yı taşıyan bir kurbağanın varlığı pek çok sorunu beraberinde getirir. öyleyse daha basit olan newton'un iddiası kabul görmelidir.
son olarak; bir fizik kuramım var diyorsanız, fizikçilerin karşısına onu sınayacak deneylerle çıkmanız gerekir. aksi hâlde durum aşağıdakine benzer:
- abi koş! benim garajda ejderha var.
+ hadi yav? gidip bakalım.
- bak, ama görünmez o.
+ e yere toz serpelim, ayak izlerine bakalım.
- olur, ama uçuyor.
+ allallah... ateşi ısı yayıyordur, anlarız.
- yok, ateşi soğuk bunun.
+ ybsg.
(kaynak: karanlık bir dünyada bilimin mum ışığı / carl sagan)
(bkz: garajımdaki ederha)
işte fizikte kuramlar bu ilkeler çerçevesinde inşa edilir ve ispatlanırlar. bir örnek olması açısından bu öğrendiklerimizi evrim iddiası ile yaratılış iddiasını karşılaştırmakta kullanalım bakalım:
* ikisi de canlıların oluşumunu açıklar.
* evrim iddiası, fosillerin ve biyolojik yapıların incelenmesiyle ve mevcut canlılardaki değişimlerin takip edilmesiyle desteklenebilir. yaratılış iddiasını doğrudan destekleyecek bir deney bilmiyorum.
* evrim iddiası, fosillerin ve biyolojik yapıların incelenmesiyle ve mevcut canlılardaki değişimlerin takip edilmesiyle desteklenmiştir.
* her ikisi de aynı derecede ikna edici olsaydı bile, evrim kuramı daha kapalı dolayısıyla daha basit olduğu için daha üstündür.
demek ki evrim iddiası bir fizik kuramı olacak kadar güçlüyken, yaratılış iddiası bir kuram olmaya aday bile değildir. ikinci noktayı hatırlarsak; evrim tabiî ki gözlem eksikliklerinden dolayı bir çok eksiklik içermektedir. tıpkı merkür'ün hareketlerinin newton kuramıyla açıklanamamış olması gibi, bazı biyolojik yapıların evrimi de mevcut evrim kuramıyla açıklanamayabilir. ancak bu bize kuramı çöpe atmamız gerektiğini değil, einstein gibi onu düzeltmemiz gerektiğini söyler.