her zaman derim; yine tekrarlarım..
"oyunlar kişisel gelişim için büyük avantajları olan geniş bir dünyadır!"
ele alacağımız tür
fps olsun hadi..
"first person shooter" şahsi kanaatime göre oyuncularını her anlamda en çok geliştiren oyun türlerinden biridir..
"
koskoca adam oldun hala oyun oynuyorsun" diye çıkışan insanlara da herhalde en çok batan oyun türüdür..eskiden çok haberleri olurdu, ellerinde tabancalarla okul basan gençlerin bir numaralı teşviği olarak bu tarz oyunlar gösterildi..
şöyle bir durum vardır; gecenin bir vakti, kapkaranlık bir odada, koskoca bir ekranın karşısında, son derece güzel grafiklerle
doom 3 gibi korku filmlerinin klişi gerilim öğelerini çok etkin bir şekilde kullanan bir oyunu oynarsanız tabiki de psikolojik dengeleriniz bir miktar bozulmuş olabilir..herkeste bu böyle değildir ama istisnalar kaideyi bozmaz..işin esprisi de budur; sıkıysa kalkın yerinizden tuvalete gidin bakalım bir..gördüğünüz, işittiğini ve konsantrasyon ile beyninizi uyardığınız o derece yoğun duyusal etkileşim sizde bazı değişikliklere neden olacaktır..işte ipin ucunu kaçıran aramızdaki gerçek dengesizler, aynı tarz bir duyusal yoğunluğun yan etkilerine kurban oluyor, gidip okul basıyordu..sebep-sonuç ilişkisini dürüst göstermeyen medya da açgözlü bir şekilde oyunlara, özellikle de fps'lere yükleniyordu..
ama bu işin garip yanıydı..bir de aynı atmosferi, gerçekçiliği ile dillere destan olmuş başka bir taktik oyununa uygulayın
*..bu sefer değişen nedir?? beyniniz bu duruma karşı nasıl bir reaksiyon gösterecektir?? yine düşünceler yoğun ve duyusal olarak oyuna konsantresiniz..ama şimdi, karşınıza höt diye çıkacak 5 kollu 15 gözlü bir yaratık yok! belki şimdi sizin hayatınızı sanal olarak tehdit eden bir teröristi hangi köşeden vuracağınızı düşünüyorsunuz..beyin, taktik yaparak, plan kurarak sürekli çalışmakta..
işte, atmosferin etkisiyle de sizi içine çeken oyun hem size oyun oynamaktan dolayı bir zevk yaşatıyor, hem de taktik yapmanıza sizi zorlayaraktan beyninizi çalıştıyor..
şimdi bana 2 adam vurup da "bu işler olmaz, gerçek hayatta durum böyle değil" diye artiztik yapmayın..herhalde gerçek hayatta durum böyle değildir..orada bir save etme, sonra vurulunca load etme şansımız yok..hiçbir zaman da böyle saçma bir iddaa ile atılmam olaya..ama derim ki; atıyorum, böylesine kritik ve/veya hayatı tehdit eden bir durumda eminim ki fps oynamış birisiyle oynamamış birisinin vereceği her tepki/yapacağı herşey/düşüneceği her plan tamamiyle farklı olacaktır (aslında oyun oynamış insan olarak genelleyecektim ama fps'lerin payını biraz yüksek tutmak istedim)..ayrıca unutmayın ki; günümüzde çoğu zaman askeri eğitimlerde simulasyonlara da baş vurulmaktadır..bunları birer teknolojik gelişmiş oyunlar olarak görürsek, benim açıklamak istediğim duruma destekleyici bir tez olacaktır..
buna ister
oyunların insan üzerindeki etkisi diyin, ister alternatif bir
kişisel gelişim diyin, ister
saçmalık diyin ama durum böyle..
bence..