belki de avucunuzun içindeki o şirin aletin sol düğmesine basmakla kurtulacaksınız yıllarca yattığınız bu uzun uykudan. zaten kaçımız tercih edebilir hiç tatmadığı bir ölümü, tadı hala damağında olan bir yaşama…
iki tıklama arasındaki o benzersiz an başlayıverir aniden.
tik tak lar bırakır yerini bir başka zaman ölçüsüne. yoksa bu kalp benim mi diye geçirirsiniz içinizden.
insan kendi kalbinin sesini başkalarından ayırabilir mi acaba ?
zamanla alışır ya insan kalp atışlarına. şimdi tadını çıkartmak lazım.
kapıyı çalan zillerin "aç" ısrarına karşı gelemez insan o an...
yaşamak için ihtiyaç duyduğunuz o ilk nefesi içinize üfleyen kişi belki de yaşamın ta kendisidir. hele bir de o tek nefesi içinize üfleyebilmek için tüm yaşamı boyunca nefesini tutmuş olduğunu bilmek sizi hiç şaşırtmaz mı?
yürümeyi iş edinmiş bir gezginin, düştükleri çukurların içinde yolunu kaybetmiş yolcuları bir çift sözle, iyileştirici bir dokunuşla veya içten bir bakışla tekrar hayata döndürüp yola devam etmelerini sağlamasına tanık oldunuz mu hiç? ben bunu gördüm… böyle bir adam tanırım…