uzun yıllardır müşterisi olduğum ve son bir kaç aya kadar hizmetlerinden son derece memnun olduğum bankadır.
son bir kaç aydır bana kazık attıkları için fikrimi değiştirmedim tabiki, zannımca şube sayılarının artması buna bağlı olarak da müşteri sayılarındaki artış aynı hizmet kalitesini sürdürmelerine olanak vermiyor. ya da buna uygun bir örgütlenmeleri yok.
şöyle ki; bu bankada uzun süredir hesabım var, kredi kartları, internet şubesi, otomatik ödemeler vs vs. her şeyi bu bankadan yapıyorum. dolayısıyla tüketici kredisi ihtiyacımı da bankadan çözerim diye düşündüm,
evet, safım ben.
çünkü düne kadar çalıştığımız banka meğer yaratıkmış. her yerde reklam yapan, 1 günde kefilsiz, kampanyalı kredi cart curt diye bağıran adamlar kapıdan girince birden değiştiler. talep ettiğimiz kredi miktarı kadar kredi kartımın limiti olmasına rağmen ilk olarak kefil istediler. her ne kadar saf da olsak sevenimiz varmış ki hemen kefil de bulduk, formalite ya bunlar, hemen yarın paramızı alabileceğiz ya, rahat davranıyoruz.
neyse, 3 gün geçti ses seda yok, biz arayalım dedik ayrı gayrı mı var?
ne oldu bizim kredi işi dedik, ilgili hanım ben sizi yarım saate kadar arıyorum dedi. ama ertesi 2 gün geçti. ben kadının başına bir şey mi geldi diye endişeyle geri aradım, krediden falan geçtim, kadına bir şey olmasın.
neyse, aynı kadın beni başka birine aktardı, dosyam ondaymış, o da ben sizi 1 saat'e kadar arayacağım dedi. araya hafta sonu da girince, herhalde pazartesi ararlar dedim. bu arada da başvuruyu yapalı tam beş gün oldu.
sonra pazartesi oldu arayan soran yok, salı günü ben aradım, ben artık kredi falan beklemiyorum, şubedeki insanların sağlığından endişeliyim.
tüm bunlar olurken de ben mal gibi sadece bu süreci beklemiyorum tabi ki, işim gücüm var, arada aklıma geliyor, "bir kredi başvurusu vardı ne oldu diye" ben merak edip arıyorum.
efendime söyleyeyim o hafta da öyle geçti, adamlar yoğun haliyle, sorun çıkarma, sen ara diyorum kendi kendime.
üçüncü hafta artık ben kredi almaktan vazgeçtim, evraklarımı gelip alacağım, işlem yapmayın diye aradım. evraklarımı alabilmem için talimat yazıp fakslamam gerektiğini ilettiler.
ben artık kendimi (bkz:
game) filmindeki michael douglas gibi hissediyorum, dedim ki faksa gerek yok ben direkt geliyorum, gelince size şifahen talimat veririm "verin lan evraklarımı" diye.
gittim aldım evraklarımı, daha önce şubesine dahi girmediğim başka bir bankaya, şirketin muhasebe müdürü olan arkadaşımın yönlendirmesi ile gittim, cuma günü saat 16.00 civarında girdim, p.tesi günü kredim onaylandı, salı günü 13.30 da gittim paramı aldım.
(bkz:
anılarla yaşıyorum)