belki ilginizi çeker
  1. · the last of the mohicans
  2. · original soundtrack
  3. · the godfather
  4. · insanın ağzına sıçan parçalar
  5. · john williams
  6. · in a gadda da vida
  7. · cem uzan
  8. · colonna sonora
  9. · soundtrack
  10. · erik satie
gündem
  1. · ugg
  2. · 29 şubat 1453 galatasaray fenerbahçe maçı
  3. · disko kralı
  4. · ateist yazarların itü sözlük ten defolup gitmeleri
  5. · gece yarısını geçtiği halde sözlükte dolaşan kız
  6. · colin kazım richards
  7. · itü sözlük yazarlarının aslında içmek istedikleri
  8. · merve sevi
  9. · legodan öküz yarrağı yapmak

film müziği  

  1. (nett, 21.11.2007 18:59)
  2. (bkz: original soundtrack)
    (bkz: ost)
    (drummy, 21.11.2007 19:03 ~ 19:05)
  3. cahit berkay, gökhan kırdar ve kıraç'ın uzmanlık alanı.
    (nett, 21.11.2007 19:05)
  4. (wolverinex008, 21.11.2007 19:08)
  5. aslında göründüğü ya da düşünüldüğü kadar basit olmayan, yerden göğe kadar müzik bilgisi, ruh ve yetenek , sonsuz sabır, özveri ve his gerektiren bir şeydir. bir film için mükemmel bir yardımcı da olabilir filmi berbat eden bir unsur da olabilir. her sene oscar ödül töreninden 2 tane ödülün bu alana ayrılmış olması da boşuna değildir. hatta ve hatta biraz da abartıyla senaryo kadar önemli bir unsur olduğunu söylersem sanırım çok da küfür yemem. öncelikle genel bir tarifini ve nasıl oluşturulduğunu inceleyelim;

    film müziği sözü bir filmle uyum içinde kullanılmış bütün besteler bütününü kapsar en genel haliyle. bazı filmler için özellikle şarkı besteletilirken bazı filmlerde zaten bestelenmiş olan şarkılar kullanılabilir. hatta bu ikisinin karışımı olan filmler de mevcuttur.

    kendisi için şarkı besteleten filmler genellikle orkestra müziği kullanır. bunlar gerçek bir orkestra tarafından çalınan parçalar olabileceği gibi çeşitli dijital işlemlerle oluşturulmuş elektronik orkestra müziği de olabilir. orkestra müziği önceden bestelenmiş popüler müziğe göre çok daha kullanışlıdır bir film için. sahne ve müziğin ahenki daha kolay sağlanır.

    şimdi gelelim bir film müziğinin yapım aşamalarına. film müziğinin yaratılması için elimizde bir yönetmen, bir yapımcı, bir müzik danışmanı ( yabancı kaynaklarda music supervisor denebilir), bir de besteci ( yabancı kaynaklarda composer olarak geçebilir) olmalıdır. yönetmen filmin çekimlerini tamamlar ( ya da bazı sahnelerin çekimini tamamlar). sonra der ki buraya beste yapacak biri lazım. bunu duyan yapımcı gider müzik danışmanı kişisine der ki: " bana şöyle şöyle şöyle beste yapacak biri lazım" . bu müzik danışmanı dediğimiz kişi alelade biri değildir. kendisi her türlü ortama, kokteyle, partiye giren, müzik dünyasında çok geniş bir tanıdık çevresi olan bir insandır. işte bu müzik danışmanı denilen kişi gider uygun bir besteci bulur getirir. sonra yönetmen bu besteciyle tanışır ve konuşurlar. yönetmen ne tür bir müzik istediğini bu besteciye anlatır bu aşamaya seçme( spotting ) denir. hatta bazı filmlerde film çekimi başlamadan senaryo besteciye okutulur ve ne tür iş yapması gerektiği konusunda besteciye bilgi verilir. bu da besteciye zaman kazandırabilecek bir yöntemdir. bazı yönetmenler filmde geçici müziklerle çalışırlar. besteciye geçici bir beste yaptırıp bunun üzerinde filmi kurgulayabilirler yeniden. ama besteciler buna kıl olurlar genelde. çünkü besteciyi yaratıcılıktan uzaklaştıran bir durumdur bu. bazen yönetmenler bu geçici müziği filmde kullanıp başka müzik yaptırmazlar ve besteci-yönetmen tartışmaları başlar.

    besteci filmi karşısına aldığında önünde iki seçeneği vardır. ya alır eline kağıt kalemi ve notalara döker içini ( nasıl bir müzik bilgisi gerektirdiğini varın siz düşünün) ya da bilgisayarın karşısında orkestra aletlerinin seslerini gerçeğe çok yakın veren uygulamalarla elektronik bir orkestra müziği yapar. bazı filmler bu müziklerin kullanılacağı sahnelerde yeniden düzenlenebilir. bu sayede film ile müziğin uyumu arttırılabilir. mesela the good the bad and the ugly'nin son sahnesi film henüz çekilmeden önce bestelenmiş olan (senaryo uardımıyla) müziğe göre düzeltilmiştir.sergio leone ennio marricone'nin müziğini bu derece beğenmiştir işte. sergio leone daha sonraki iki filmi once upon a time in west ve once upon a time in america'da da müzik işini ennio morricone'ye yaptırmıştır. yine morricone film çekiminden önce yapmıştır müzikleri. hatta o kadar mükemmel müzik yapmıştır ki sergio leone bu sefer bütün filmi olduğu gibi müziğe göre düzeltmiştir.

    neyse efendim işte bu besteci denilen kişi bestesini elektronik ortamda yaptıktan sonra bu beste beğenilirse bir orkestra bulunur ve bu orkestra besteci yönetiminde bu besteyi hayata geçirir. albümlerin üzerinde gördüğümüz hollywood studio symphony, london symphony orchestra, city of prague philharmonic orchestra yazıları bu aşamada devreye giren orkestralar içindir.

    şimdi gelelim bu orkestranın bu müziği hayata geçirişine. bu işler nasıl oluyor acep diyorsunuzdur sanırım. şöyle oluyor efendim. orkstra kayıdın yapılacağı konser salonuna getiriliyor. çeşitli ses kayıt alet edavatları, metronomlar hazırlanıyor. orkestra üyelerinin tam karşısına da dev bir ekran kuruluyor ve bu ekranda film oynatılıyor. filmdeki sahnenin akışına uygun bir tempoda metronom çalıştırılıyor ve orkestranın bu tempoda çalması sağlanıyor.

    bu sırada leitmotiften de bahsetmek gerek. filmde karakterler için belirli melodiler yazılır. bu şekilde o karakter her çıktığında tekrarlanan bir alt melodi olur müzikte. karakterin kişiliğini yansıtan bu müzik seyirciyi filme daha çok bağlar. captain jack sparrow'un bu kadar sevilmesinin ardında fonda çalan müthiş eğlenceli müziğin payı da büyüktür. leitmotif olaylar için de kullanılır. karayip korsanlarında her savaş, dövüş sahnesinde benzer müzikler girer dikkat ederseniz. bu da bir tekrarlama olayıdır. her savaş dövüş sahnesinde çalınan o müzik bizi filme daha iyi bağlar.

    filmler için genelde 1 saat civarında müzik bestelenir. bazı filmlerde ise hiç müzik bulunmayabilir. bu iki türün dışında direk filmden müzik alan ( ingilizcesi source music) bir tür de vardır. filmdeki radyolarda televizyonlarda çalan müziği direk olarak kullanır yönetmen. bu tür müziklere diegetic müzikler denir.

    bestelenen bu bir saatlik film müzikleri içinden bazıları hiç kullanılmadan doğrudan kaybolup gider bazıları ise (10-12 tanesi) filmde kullanılacak kadar şanslıdır.

    işte film müziği yapımı aslında bu kadar zor bir iştir.
    (fakespeare, 08.12.2007 23:32 ~ 11.06.2008 14:22)
  6. filmlerde genelde arkaplanda duyulan ve sahnelere ve konuya göre yazılması icap eden bir müzik türü olarak karşımıza çıkar. fakat niteliğiyle filmi yüceltebildiği gibi batıradabilen, çok hassas ve bir o kadar da zahmetli bir iştir. abd'deki * ve günümüzdeki tam adı, "film müziği endüstrisi"dir, her yerde böyle geçer. sebebini incelesek ve geldiği yeri görsek, fena olmaz.

    ciddi anlamda müzik, endüstrisi oluşturulacak bir şey değildir, sanatın seri üretimi olmaz. fakat, bu alana "film müziği endüstrisi" adının verilmesinin sebebi de bu noktada yatmaktadır. günümüzde film müziği bestecileri, otomatik programlanmışlardır; aynı karakteristikleri, aynı parti hareketlerini, aynı müzikal özellikleri her çalışmalarında görürsünüz, duyarsınız, hatta farklı farklı çalışmaları birbirleriyle karıştırırsınız. bu durum, bestecilerin imzaları ya da stilistik özellikleri olmaktan çok, kendilerini taklit etmelerinden kaynaklanmaktadır. bu adamların yazdığı çoğu müzik, birbirine fena halde benzemektedir. örneğin star wars ve superman'in * müziklerindeki tınılar ve müzikal karakteristiklerin ortak özelliği, aşırı derecede yakın olmaları, hatta çoğu motif ve ezgisel hareketin tıpatıp aynı olmasıdır. daha geriye gittiğimizde, aynı tip işlemeleri romantik dönem bestecilerinde, özellikle de gustav holst'ün orkestra eserlerinde ve richard wagner'in operalarında duyarız. doğal olarak besteciler birbirlerini örnek alır, birbirlerinden esinlenirler; bach'ın vivaldi'den, beethoven'ın mozart'tan etkilendiği gibi. ama müzikleri ve ifadeleri çok farklı, başkadır. film müzikçilerine baktığımızda, hepsinin fabrikadan çıkmışçasına tek tip olduğunu görüyoruz; tek fark, bazılarının parlak, bazılarının sönük işler çıkarmaları.

    film müziklerinin yapım aşamaları, pek de zannedildiği gibi değildir. çoğunluk, filmdeki bütün müzikleri ödülü alan -ya da adı geçen- kişinin yaptığını zannetmektedir, halbuki işler böyle yürümez. söz konusu ana kompozitör temayı bulur, basit bir biçimde yazar. ekipte bir çok kompozitör ve aranjör bulunmaktadır, bunlar iş bölümü yaparlar baş kompozitörün himayesinde; örneğin biri lirik temaları ele alırken, diğeri savaş sahneleri için arkaplan müziklerini hazırlar, bir başkası filmdeki karakterler için temalar hazırlarken bir diğeri filmin ana temasını yazar. bu adamlar, aynı zamanda o bayıldığımız orkestrasyonları, tınıları ve farfarları yazıp işleyen adamlardır. bu aşamada baş kompozitörün tek yaptığı, bu bir kaç kişiyi gerektiğinde yönlendirmek ve çalışma programına göre yönetmektir. yazdıkları müziğe sahne-atmosfer uyumluluğu söz konusu olmadığında karışmaz. sonrasında şefliği varsa, orkestraya çaldırır müzikleri, çalıştırır. kaydı yapar, teknik bilgisi varsa stüdyoda düzenleme işlerine katılır, fakat genelde deneyimli ses mühendisleri bu işleri ele almaktadır. baş kompozitör işler bitince altına imzasını atar, oskarı da alır. elfman'ı, williams'ı, horner'ı, zimmer'i, silvestri'si; kısaca hepsi böyle çalışır. bu arada dizi ve oyun müzikleri de genelde aynı şekilde yapılmaktadır.

    bu çalışma şeklinin sebebi, genelde az zamanda çok iş çıkarmak kaygısıdır. çünkü otuz beş-kırk parçalık bir soundtrack, besteci istediği kadar işinde usta ve profesyonel olsun, bir yılda tamamlanamaz. çünkü besteleme çalışması, çok farklı, zor ve eziyetli bir süreçtir. bu seri üretim politikası yüzünden müzikler tıpatıp benzemekte ve genelde sönük, başarısız olmaktadır.bir filmi yaparken bir kaç yönetmen veya senarist kafa birliği yapıp çalışabilir; ama müzikte bu uyumu sağlamak çok zordur. her müzisyen farklı hisseder, farklı düşünür, farklı ifade eder.

    bir kaç örnek vermek gerekirse: yüzüklerin efendisi filminde yirmiden fazla aranjör çalışmıştır; star wars filmlerinin hepsini ele aldığınızda, birbirinden bağımsız otuzdan fazla farklı film süiti hazırlandığını görürsünüz. ya da batman filmlerinin müziklerini danny elfman'ın yaptığını biliriz; fakat elfman'ın sadece o beş notalık tumturaklı temayı bulduğunu, o bizi mest eden, çizgi filminde de dinlediğimiz o harika "batman süiti"nin tamamını besteleyenin steve bartek olduğunu bilmeyiz, araştırmayız. hatta ve hatta mission impossible, good will hunting, spiderman, pirates of the caribbean,the simpsons movie adlı yapımlarda da asıl orkestratör ve asıl düzenlemeci olarak çalışmıştır steve bartek. sahi, bu filmlerde adı geçen, aday gösterilen ya da ödül alan besteciler kimlerdi?

    fakat film müziğinde eski dönem, çok daha farklıdır; morricone'ler ve rota'ların yazdığı onlarca harika müzik, tamamen onların kaleminden ve yüreğinden çıkmıştır, ikinci adam parmağı çok nadir görülür ki, o kişiler de küçük geçiş sahneleri için ufak parçalar yazan, genellikle daha deneyimsiz müzisyenlerdir. büyük işleri, deneyimli kompozitörler yapar. yani şimdiki "temayı ben buldum, tüm müzik benimdir" mantığının tam tersidir. teknolojiyle birlikte değişen üretim-yaratma politikaları, müziği de olumsuz etkilemiştir.

    araç, asla amaç olmamalıdır lakin hollywood'da durum tam tersidir. avrupa, uzak doğu veya bağımsız amerika sinemasında da bunu göremezsiniz; ya tek kişi ya da bir müzik grubu oturup uğraşır tüm müziklere ve en dikkat ettikleri nokta, müziğin kendi dillerinde konuşmasıdır. aşırı(!) öykünme, çok fazla (!) etkilenme yoktur müziklerinde. fabrika usulü farklı farklı kırk kişi çalışmazlar; çünkü fazla para yoktur, seyirci potansiyeli fabrika üretimini gerektirecek denli yüksek de olmaz, haliyle gişe kaygısı oluşmaz; zaman ve yetiştirme endişesi veya filmle beraber kırk çeşit farklı işin -üç yüz çeşit fargman, elli tip reklam, oyun, dizi, belgesel vb.- aynı anda yürütülmesi gerekmez. haliyle amaç başkalaşır bu sinemalarda. zaten bunlara da "sanatsal film" veya "özgün sinema" diye bir sıfat takılır, olur biter.

    yaratması kadar dinlemesi de gittikçe zorlaşan bir müzik alanıdır film müziği.
    (akhilides, 09.11.2008 17:21 ~ 17:26)
  7. (hacktor, 18.03.2009 10:11)
  8. (bkz: danny elfman)" onmousedown="return bkc('3229159','%60danny+elfman%60')">danny elfman)
    (kelebeque, 18.03.2009 10:29)
  9. dinlenilmesi gerekli en güzel şarkılar.fon müzik sevenlerin güzide arşivlerinde büyük yer tutarlar.
    (doktrin, 18.03.2009 11:37)
  10. film müzikleri üzerine düşünceler (1) - steven spielberg& john williams

    http://www.sanatlog.com/...

    film müzikleri üzerine düşünceler (2) - alfred hitchcock & bernard herrmann

    http://www.sanatlog.com/...
    (hülya çokyiğit, 28.04.2009 03:43)
  11. (hülya çokyiğit, 28.11.2009 07:26)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil