|
|
- sinema yada televizyonda gösterilen önceden kaydedilmiş ve belli bir konuya sahip olayların işlendiği görüntü.
- karadenizli arılara
filimum yüksek asa
gren yapacak gren
yitirdum fadimemi
yokmidur oni gören
filimin üst tarafi
gümüs kaplidir gümüs
gel karanlik odama
edelum senle cümbüs
filim çektim bin asa
diyafram kisa kisa
kaynanam koyi çikmis
ne gam ettum ne tasa
şeklinde anlatılabilecek hede.
- analog fotoğraf makinelerine, fotoğraf elde etmek için takılan aparat.
- siyah beyaz filmler
fotoğraf makinelerinde, fotoğrafı çekilecek konunun görüntüsünü saptamak için bir yüzü ışığa karşı duyarlı bir emülsiyon tabakasıyla kaplanmış film denilen malzemeler kullanılır. siyah-beyaz ve renkli fotoğrafçılıkta kullanılan filmler, negatif, reversal (direkt pozitif) ve pozitif filmler olmak üzere üç tiptir )
negatif filmlerde görüntü negatif denilen ters bir haldedir. yani konunun açık renkleri koyu ve koyu renkleri de açık olarak görülür. siyah-beyaz filmlerde bu açıklık ve koyuluk beyazdan siyaha kadar giden gri rengin tonlarıyla, renkli negatiflerde ise konu renklerinin çıkarıcısı olan renklerin tonlarıyla olur. fotoğraf kağıtlarına veya pozitif filmlere kontak ya da agrandisman baskı yapmak için kullanılır .
reversal (direkt pozitif) filmler ise fotoğrafı çekilen konunun pozitif denilen görüntüsünü verirler. konunun renk ve koyulukları negatif filmlerde olduğu gibi ters bir halde değildir. aynen konunun küçültülmüş bir görüntüsünü verirler.
filmlerin hızları (duyarlılığı)
fotoğraf filmlerinin genel duyarlık derecesi veya fotoğrafik deyimle hızı, emülsiyon içinde bulunan gümüş tuzları kristallerinin şekil ve karakteristikleri ile yakından ilgilidir. küçük ve düzgün kristaller daha düşük hızlı, buna karşılık daha büyük ve düzensiz yapılı kristaller yüksek hızlı emülsiyonları oluştururlar.
emülsiyonların özellikleri ne olursa olsun öyle bir an gelir ki kristal boyu belirli bir boyuta eriştikten sonra önce kararma durur ve sonra yavaşlamaya başlar. yani hız düşmeye başlar ki fotoğrafçılıkta bu olaya solarma denilir.
emülsiyonların duyarlılığının ölçülmesine sanzitometri denir ve fotoğrafçılıkta çok önemlidir. çünkü her türlü fotoğraf çekiminin esasını oluşturur. sanzitometri, artan ışık karşısında emülsiyonların kararışını grafikle gösterirken aynı zamanda emülsiyonun kontrast derecesi bakımından da özelliğini belirtir. ışığa karşı duyarlı emülsiyonlar ışık yoğunluğunun eşit bir şekilde artması halinde düzenli bir şekilde kararmazlar. bu kararmanın miktarı çeşitli emülsiyonlarda değişiktir. bu kararmalar emülsiyon kontrastının yumuşak mı, normal mi yoksa sert mi olduğunu belirtirler.
film ambalaj kutuları üzerinde, filmlerin niteliklerini bildiren (renkli negatif, renkli reversal, gün ışığı tipi, tungsten ışığı tipi, pankromatik veya ortokromatik gibi ) yazılardan başka emülsiyonların asa ve dın cinsinden hızları da yazılır. emülsiyonların hız ölçüsü için biri aritmetik yöntem (asa) diğeri logaritmik yöntem (dın) olmak üzere iki sistem kullanılmıştır. bu iki sistemin dayandığı ilkeler birbirlerinden ayrımlı olduğundan bir sistemle ifade edilen hıza, diğer sistemde uygun hız en yaklaşık değerleriyle ifade edilir. ve günümüzde film hızları için en yaygın şekilde asa (american standart association) ve dın (deutche ındustrie normen) kullanılmaktadır.
yavaş filmler: 16-40 asa. iyi bir ışıkta temiz ve ayrıntılı bir görüntü ve yüksek kontrast verirler. poz zamanı genişliği en az olan filmlerdir.
orta hızda filmler: 50-100 asa. her bakımdan kusursuz filmlerdir. normal bir görüntü ve normal kontrast verirler. iyi ve uygun ışık koşullarında bina içlerindeki fotoğraf çekimlerinde kullanılabilirlerse de daha çok dışarıda çekilecek fotoğraflar için iyidir.
hızlı filmler: 125-200 asa. fazla hareketli konuların fotoğraflarının çekiminde kullanılırlar. net ve güzel görüntü verirler. iri grenli olduklarından fazla büyütülmeğe gelmezler. poz zamanı genişliği çoktur. manzara portre ve natürmort fotoğrafları çekimine en uygun filmlerdir.
çok hızlı filmler: 250-2000 asa. gece manzaraları ve çok hareketli konuların fotoğraflarının çekiminde kullanılırlar. yüksek poz süresi kullanıldığında düşük nitelikte görüntüler verirler. fazla büyültmeler veya güzel ve net ayrıntılar için uygun değillerdir.
ortokramatlk filmler: kırmızı renge karşı duyarsız olan bu filmlerin yeşil ve sarı renklere karşı duyarlığı çok fazladır. bu nedenle manzara fotoğraflarının çekiminde kullanılırlar. çok yakın tonlu renkler arasındaki ayırımı belirtmezler. çok ışıklı yerlerde ve yazın çok güneşli havalarda kullanılabilir. kırmızı güvenlik lambalarıyla banyo edilebilirler.
pankromatik filmler: her türlü gereksinmeye cevap veren en yaygın ve en çok kullanılan filmlerdir. renk çarkının bütün ışınlarına karşı duyarlıdır. birbirine yakın koyulukta olan renkler arasındaki ton ayrımlarını çok güzel belirtirler. kesin olarak karanlıkta veya özel çok koyu zümrüt yeşili ışık veren güvenlik lambalarının ışığında banyo edilirler.
çok hızlı pankromatik filmler: kırmızı ve turuncu renge, karşı çok duyarlı ve iri renkli filmlerdir. spor müsabakaları, gece fotoğrafları ve yapay ışık fotoğrafları ve fazla hareketli konuların fotoğraflarının çekiminde kullanılırlar.
ortopankromatik filmler: kırmızıya karşı duyarlığı hafifçe azaltılmış filmler olup portrelerde, doğa manzaralarında ve mimari yapıtların fotoğraflarının çekiminde kullanılırlar.
- aşivlenesi medya türü
- üçnoktabir'e ait bir şarkı..
filmimin sonu bir hüsran
terketti beni esas oğlan
birbirimize kavuştuk derken
yardımcı kadın oyuncu nerden
çıktı nerden
filmimin sonu bir hüsran
terketti beni esas oğlan
yarım kalan birşeyler var
bu işte bir yanlışlık var
sette kaldı bütün mutlu anılar
son sahnede o ikisi
repliğim ağlama sesi
bu rol bana göre miydi
bu film benim filmim
burda esas kız benim
senaryoda bile yokkken
bu süslü şıllıkta kim
- film bir sinema terimi olarak oyunun bütününü oluşturan şeritlerdir.izleyici içinse karşılığı sinemalarda gösterilen eserdir.
esasında bir film üç aşamadan oluşur;pre-production,production,post production.
pre-production aşaması filmin çıkış noktasıdır.gelişen olaylar akarsu ise, bu nokta da akarsuyun kaynağıdır.her şey bir fikir ile başlar.senarist denilen adam fikri cümlelere döker ve sayfalara işler.bu noktaya varılması için gerekli fikir bir beyin fırtınası ürünü ya da kişisel bir hayalin gerçeklemesidir.hayata dair normalde gözümüzden kaçan detaylar,bir diyalog,sıradan bir olay filmin ilham kaynağı olabilir.örneğin;pixar stüdyolarında oturan adamların animasyonları yaratmasındaki temel nokta stüdyoda yarattıkları beyin fırtınalarıdır.
senaryo yazıldıktan sonra yapımcılara sunulur,uygun yönetmen bulunur.yönetmenden sonra casting aşamasına gelinir.oyuncular seçildikten sonra uygun mekanlar ayarlanır.çekim mekanları belirlendikten sonra her çekim bir takvime bağlanır.zor bir aşamadır hatta en zor aşamadır.
production aşamasında ise film çekilir.bu aşamanın süresi ilk aşamanın verimli geçirilmesi ile kısaltılır.matrix denilen felsefe yapan,görsel efekt bombardımanı efsane film, 8-9 yıllık bir ön prodüksiyon aşaması yaşamıştır.çekimler ise sadece 3-4 ay sürmüştür.
post-production aşamasında iş yönetmen ve oyunculardan çıkar.filmin reklamı,oyuncuların kendini göstermesi,katıldıkları davetler,dağıtımcı firma ile anlaşılması ve marketing kısmı yer alır.bu aşama filmin iddaası ile doğrudan alakalıdır zira bağımsız filmlerde post-production aşaması çok kısadır.zaten maddi imkanlar değerlendirildiğinde öyle olmak da zorundadır.
filmler sadece akıp giden kareler değildir.her ülkenin sinemasının mesajları vardır.alegoriye,metafora sıkça yer verilir.mesela hint sinemasında hep eğlenceli filmler çekilmesi fakir halkın sevinmesi,avunması içindir.bollywood denilen bombay merkezli sinema hollywood'dan çok daha fazla sayıda film üretir.bu filmlerin çeşitlilikten uzak ve amiyane tabirle boş filmler olduğu da su götürmez bir gerçektir.keza fransız sinemasında esas kızlar hep ince ve narindir ki bu fransız kadınının betimlenmesi-fransız sokaklarının yansımasıdır.yine italyan filmlerinde esas oğlanların 'jilet' gibi giyinmesi de boşuna değildir.italyan erkeği modeli budur çünkü.amerikan sinemasında ise uyuşturucuyu hep zenciler satar.bu aslında aleni bir göndermedir!!!
sinemaların ayrıca propaganda yaptığı da artık her izleyicinin görebileceği açıklıktadır.bunun en önemli iki örneği için sovyetler sineması ve amerikan sinemasıdır.bir numaralı propaganda unsuru ise tabi ki dindir!!!
- kubrick, 'film, hayatın durağan sahneleri kesilmiş drama halidir' demiştir.
|