|
|
- ortadoğunun kalbinde yer alan ülke.beyrut kasabı ariel şaron * tarafından zulmden zulme koşulan ülke.bir ekmeğin 50$,meyve sebzenin 30$ olduğu göz önünde bulundurulursa insanların içide bulunduğu durum anlaşılır.
- çatışmada ölen 7 yaşındaki çocuğun ülkesi
http://www.ntvmsnbc.com/...(wise, 29.03.2004 17:36 ~ 17:36)
- filistin bir çok peygamberin yaşamış olduğu bir beldedir. kur'an-ı kerim'de de bu toprakların kutsal kılındığı ifade edilmektedir. filistin topraklarının peygamberler diyarı olması bu toprakların vahye dayanan bütün dinlerde kutsal sayılmasını ve kendisine özel bir değer verilmesini sağlamıştır. vahye dayanan dinlerin sonuncusu olan islâm da bu topraklara ayrı bir değer vermiştir. kudüs'teki mescidi aksa da müslümanların ilk kıbleleri olmuştu. dolayısıyla kudüs ve mescidi aksa müslümanlar için bu açıdan da ayrı bir değer taşır. kudüs'ün ve filistin topraklarının islâm açısından taşıdığı değer ve kudsiyet dolayısıyla medine'de kurulan islâm devletinin kuzeye doğru sınırlarının genişlemesiyle birlikte müslümanlar filistin topraklarına yöneldiler. hz. ebu bekir (r.a.) filistin üzerine m. 633'te iki küçük birlik gönderdi. bu birlikler önemli başarılar gösterdiler. daha sonra 634'te islâm ordusunun remle yakınlarında bizans ordusuna karşı kazandığı zaferle kudüs dışındaki bütün filistin toprakları fethedildi. kudüs'ün fethi ise 638'de ikinci halife hz. ömer (r.a.) döneminde gerçekleşti. bu fetihten sonra kudüs ve çevresi 1097'ye kadar sürekli müslümanların hâkimiyetinde kaldı. 1097'de haçlı ordularının kırk gün süren şiddetli kuşatmaları sonunda bu kutsal belde hıristiyanların eline geçti. haçlılar kudüs'ü işgal ettikten sonra bir hafta süreyle şehirde katliam gerçekleştirdiler. bu katliamda müslümanlardan yetmiş bin kişi öldürüldü. haçlı işgali yaklaşık doksan yıl sürdü. bu işgale 1186 yılında salahuddin eyyubi son verdi. haçlıların kudüs üzerindeki ikinci hâkimiyetleri, bir ara mısır hükümdarlığı yapan isa el-kâmil'in 1243'te kudüs'ü, kendisine ve kardeşine yardımcı olan bizans imparatoruna hediye etmesiyle gerçekleşti. ancak bu hediye olayının üzerinden birkaç ay geçmeden müslümanlar, necmeddin el-eyyubi'nin komutasında kudüs'ü geri almayı başardılar. yavuz sultan selim'in 1516'da gerçekleştirdiği mısır seferi sonrasında kudüs ve filistin osmanlı devletine bağlandı. 1918 ingiliz işgaline kadar da osmanlı yönetiminde kaldı. ingilizlerin 1918'de filistin topraklarını işgal etmeleri zamanın mekke şerifi ve bugünkü ürdün krallığının kurucusu şerif hüseyin'in yardımıyla oldu. ingiliz dışişleri bakanı artur belfur tarafından 1917'de filistin toprakları üzerinde bir yahudi devleti kurdurulacağı yolunda bir deklarasyon yayınlandı. çok geçmeden ingilizler filistin topraklarını işgal ettiler. ingiliz işgali 24 temmuz 1922 tarihinde bugünkü birleşmiş milletler konumunda olan milletler cemiyeti tarafından onaylandı ve filistin toprakları resmen ingilizlerin vesayetine verildi. ingiliz işgalinden sonra yahudilerin filistin topraklarına göçü de hızlandı. işgal yönetimi yahudilerin bu topraklara yerleşebilmeleri için her türlü imkânı hazırlıyordu. bunun yanı sıra işgalle birlikte katliamlar, sürgünler ve haksızlıklar da başladı. ingiliz işgalciler bir yandan müslümanları öldürerek mülklerini ellerinden alırken diğer yandan yahudilerin bu topraklardan mülk edinmelerini ve yerleşmelerini kolaylaştırıyorlardı. filistinli müslümanlar işgal yönetimine ve yahudi göçüne karşı mücadele ettiler. bu doğrultuda zaman zaman ayaklanmalar gerçekleştirildi. filistinliler mücadelelerini organize için örgütler de kurdular. yahudi göçüne karşı gerçekleştirilen en geniş çaplı hareket 15 nisan 1936'da kudüs müftüsü emin el-huseyni'nin öncülüğünde başlatılan genel grevdir. altı ay süren grevden sonra yahudi göçünü durdurma sözü veren ingilizler daha sonra sözlerinden döndüler. grevde öncülük edenleri de ya öldürdü, ya sürgün etti, ya da hapse attılar. ingilizler yerlerine yahudileri bırakarak 1947'de filistin'den çekilmeye başladılar. bunun hemen arkasından yahudiler kendi devletlerini kurabilmek için bir iç çatışma başlattılar. birleşmiş milletler genel kurulu 1947'de filistin topraklarının araplarla yahudiler arasında paylaştırılmasına dair bir karar aldı. 181 sayılı bu karar filistin topraklarının % 55'ini ve verimli kısımlarını yahudilere, genellikle verimsiz ve çölden ibaret % 45'ini de araplara veriyordu. yahudilerin çıkardıkları tedhiş olayları ve iç savaş sebebiyle ingilizler 1948'de filistin topraklarından tamamen çekildiler. bunun ardından yahudiler bm'in kendilerine verdiği toprakların üçte biri oranında daha toprak işgal ederek 14 mayıs 1948'de israil devletinin kuruluş deklarasyonunu yayınladılar. israil'in kuruluşu ve bu kuruluşun 181 sayılı bm genel kurulu kararına dayandırılmasıyla 960 bin filistinli arap evsiz, mülteci durumuna sokuldu. filistinlilere yapılan zulüm ve işkencelerin yanı sıra israil'in henüz elli yılı doldurmamış olan ömründe altı büyük savaş vardır. bunların birincisi 1948'de israil'in kuruluşuyla birlikte patlak veren savaş, ikincisi 1956'da bu ülkenin fransa ve ingiltere'nin desteğiyle mısır'a karşı açtığı savaş, üçüncüsü 1967'de abd desteğinde mısır, suriye ve ürdün'e karşı gerçekleştirilen savaş, dördüncüsü 1968'de ürdün'e saldırı, beşincisi 1973'te israil tarafından başlatılan arap - israil savaşı altıncısı da 1982 lübnan işgalidir. bu ülkenin tek taraflı olarak komşularına karşı saldırılar da eklenince israil'in savaşsız bir gününün geçmediği söylenebilir. filistin halkı da sürekli bir bağımsızlık mücadelesi verdi. zaman zaman çeşitli kanlı çatışmalar oldu. ancak en geniş çaplı mücadele 8 aralık 1987'de filistin islâmi direniş hareketi'nin öncülüğünde başlatılan intifadadır. intifada, 7 aralık 1987'de filistinli işçileri taşıyan arabaya bir yahudinin kamyonetiyle çarparak dört filistinlinin ölümüne dokuz filistinlinin de yaralanmasına sebep olması üzerine başladı. israil'in intifadayı durdurmak için başvurduğu uygulamaların hiçbiri sonuç vermedi. bunun üzerine gerçekte filistin halkını temsil etmeyen bazı kişileri karşısına alarak onlarla barış görüşmeleri yapmaya başladı. filistin meselesinin barış yoluyla bir çözüme kavuşturulması için görüşmelere 1991 ekim'inde ispanya'nın başkenti madrid'de başlandı. 1992'de de devam edildi. ancak bütün yıl boyunca aralıklı olarak değişik yerlerde gerçekleştirilen barış görüşmelerinden herhangi bir sonuç alınamadı. filistin islâmi direniş hareketi, bu görüşmelere ve siyonistlerle pazarlığa oturmaya başından itibaren karşı çıktı. sonuçta 13 eylül 1993 tarihinde gazze ve eriha'ya özerklik verilmesine dair bir anlaşma imzalandı. anlaşmaya göre filistin topraklarının % 5'inden daha az bir kısmında siyonist israil yönetimi kontrolünde ve yerel hizmetleri yürütme ve iç güvenliği sağlama dışında hiç bir yetkiye sahip olmayan bir özerk yönetim kurulacak buna karşılık siyonistlerin kalan filistin toprakları üzerindeki hâkimiyeti resmen tanınmış olacaktı. anlaşma israil kuvvetlerinin 15 ocak 1994'ten itibaren filistin topraklarından çekilmesini gerektiriyordu. ancak israil daha sonra bazı pürüzler ortaya çıkararak çekilmeyi geciktirdi. sonra pürüzler israil'in lehine giderildi ve çekilme işlemi ancak mayıs 1994'ten itibaren başladı.
- izlendiğinde bir insanlık faciasının yaşandığını gördüğümüz bir ortadoğu ülkesi.
(thekaptan, 07.02.2005 23:49 ~ 17.02.2005 13:07)
- soykırım yaşanan ortadoğu ülkesi..
olayları hepimiz izliyoruz..kadını,erkeği,genci,yaşlısı,taşlarla,sopalarla karşı koyuyor israil tanklarına,tüfeklerine..bizse "cık cık"lardan öteye gitmeyen,vicdanlarımıza boğulmuş insafımızla,allı pullu yataklarımızda ossura ossura uyumalarımızla "kınıyoruz" israil'i..gözlerimizin önünde,tam da dünya çocuk gününe birkaç saat kala öldürülen baba-oğul'un haykırışları halen beynimde..ağlıyorum..insanlığımıza acıyorum..
- biz,izlerken celladı
gece uzadıkça uzar
yıkılmış bir şehir
söz yetmez şimdi
kan ağlar ya kan ağlar
kaç yıl geçti aradan
bayram dediğin zehir
yine yaralı çocuklar
hissemize düşen ateş
yangın içinde anne
bir başına direniş
acılar ülkesinde
murat soyak
- (bkz: filistin askısı)
- ülkesi olmayan devlet.
- şu an hamas yandaşlarıyla filistin kurtuluş örgütü yandaşlarının birbirlerini öldürmekle meşgul olduğu ülke. olaylar iç savaş seviyesine ulaşmıştır.
nasıl bu kadar mal olmayı başarıyoruz diye sordurtan bir başka örnek.
diğeri için; (bkz: ırak)
- son olarak hamas ve el fetih arasında mekke'de bir güç birliği antlaşması imzalanmıştır. buna göre filistin parlementosunda hamas 9 koltuk, el fetih 6 koltuk ve diğer ufak gruplar ve bağımsızlar 9 koltukla temsil edilecekler. antlaşmaya göre ismail haniyeh (hamas) başbakanlığını sürdürecek. umarım koalisyon en azından filistindeki iç çatışmaları sonlandırır ve israil ve diğer işgal unsurlarına karşı tam birliktelik sağlanır.
- antik çağdaki adı kenan olan bölge.
- devleti olmayan arapların yaşadığı yer. şu an birbirlerini öldürmekle meşguller.
- bir ülkenin başına gelebilecek en kötü şey gelmiştir filistin'in başına. ülke, kendi içinde bölünmüştür; israil amacına ulaşmıştır. filistin ne yazık ki artık kendine kolay kolay gelemeyecek kadar karışmıştır.
- ortaokul tarih hocam şöyle demişti:
-canlarım, çinliler hiçbir zaman türkleri yenemedikleri için şu taktiği kullanmışlardır: böl, parçala, yut.
o zamanlar "ehehe" derdik. şimdi bakıyoruz da filistin bu hale gelmiş. kendi içinde bölünmüş. parçalanıp yutulmasına gerek görüyorlar mı bilemem. belki bu hali düşmanları için yeterlidir.
ne hallere gelmiş bir yerdir. yazık.
[çinli yahudi var mıydı?]
- son olanları özetleyeci bir yazı için;
http://www.radikal.com.tr/...
- sengistanda açan güllerin..
calut zalimini tek sapanıyla yere deviren davut peygamber neslinin ülkesidir..
sanıyorum ki en güzel anlatımlarından birini filistinli şair mahmud derviş'in iç yakan mısralarında bulmuş..uzak, yitik ama "kardeş" diyardır..
ve ant içerim ki,
bir mendil işleyeceğim yarına kadar,
gözlerine sunduğum şiirlerle süslü
ve bir tümceyle, baldan ve öpücüklerden tatlı:
"bir filistin vardı,
bir filistin gene var!"
.........................
zalim düşmana bağırdım, ey filistin, senin adına:
"ölürsem, ey böcekler, vücudumu didik didik edin!"
karınca yumurtasından kartal çıkmaz hiçbir vakit,
yalnız yılan çıkar zehirli yılanlardan!
ben barbarların atlarını iyi bilirim.
bir ben dururum onların karşısında,
bir ben,
gençliğin yüreğiyim her daim,
yüreğiyim beyaz kanatlı atlıların.
(bkz: filistinli sevgili)
- paramparça edilmiş topraklara sahip ülke.
özellikle de yaser arafat’ın ölümünden sonra ortaya çıkan otorite eksikliğini, boşluğunu bugun giderebilecek her hangi bir güç mevcut değildir. bugun gidip araştırma yaptıgınız zaman ortaya çok vahim bir tablo çıkıyor.
filistin 3’e bölünmüş. evet tam olarak filsitin üç’e bölünmüştür.
filistin hükümeti, hamas ve el fetih örgütü.
hamas gazze’de büyük bir güç oluşturmuş durumda. bölgede yaşayan halk ise bu durumda şikayetçi değil.
batı şeria ’da ise el fetih örgütü etkin.
hükümet ise tam bu iki örgütün arasında sıkışmış fakat günlük politik işleyişleri sürdürmekte.
hamas’ın filistin de ki güçü yadsınamaz derece'de fazla. mesela son olarak batı şeria da hamas tarafından
el fetih kamplarına yapılan baskınlarla kamplarını terk ederek bir nevi boyun eğen el fetih örgütü ise bölge’de daha az fakat daha kontrollü daha demokratik bir örgüt olarak biliniyor.
bugun filistin’de dikkat çeken şeylerden birisi ülke’nin iş adamlarının bir süre sonra ölmesi. yani her hangi bir vatandaş bir anda zenginleşiyor ve bir anda ortadan kaldırılıyor. orada halktan birisinin zengin olması ya da bir güç haline gelmesine kesinlikle izin verilmiyor. bunu mossad mı yoksa filistinli yerel güçler mi yapıyor bunu size bırakıyorum. özellkile ticaret israile bağımlı yürüyor. yanı sizin bi arabanız var ve bi parçası bozuldu. filistin de bu parçayı temin etmeniz çok zor, o yüzden parça temini v.s gibi ihtiyaçlar israilli iş adamları ile filistinli küçük esnaflar yürütmektedir.
bölgede yaşayan halk ise her hangi bi görüşe sahip değil. yani şunu şöyle yaparsak şu olur görüşü yok. herkes kaderine terk edilmiş. mesela orada küçük küçük çocuklar ellerinde misket, balon, şeker olması gerekirken üstlerinde asker elbiseleri, ellerinde kalaşnikoflar var. ve psikopat gibi davranıyorlar. inanın biraz üstlerine gitseniz sizi düşünmeden vururlar.
sonra mahalle gençleri ise bir araya gelerek bir anda bi güç oluşturmakta ve belirledikleri bölgelere saldırmaktadır. ve ruh halleri bozuktur. saçma sapan hareketler yapmaktadırlar. normal bi insan gibi değil bi piskopat gibi hareket etmektedirler ve ne yazıkkı bunları durduracak hiçbir güç, otorite yoktur.
israil-filistin sınırına yapılan kapı ise semboliktir. yanı ortada diplomatların vs. geçmesi için bi kapı yapılmıştır. işin ilginç yer altından israil sınırına uzanan mağaralardır. bütün kaçakçılık, silah, muhimmat v.s buradan sevk edilmektedir. her şey oluruna getirilmiş, gözlerini yummak isteyenler çoktan uykuya dalmış.
son olarak filistin eğer bölgede çözüm istiyorsa -ki istemiyor- diğer yerel güçlerle hareket etmek zorundadır. bu belki acı bir durum ama maalesef bu bir gerçek. yanı hükümet yanına el fetih ile hamas ı alamadan bi hiçtir.
nasıl ki lübnan’da hizbullah olmadan olamayacağı gibi. bir arada olmalılar ve ortak hareket etmeliler. yoksa bu ülke gün geçtikte batağa saplanır.
yanı başilarında her an saldırmaya hazır israil ,bölünmüş bi otorite ve çaresi halk.
filistinin kurtuluşu kararını yine filistinliler verecektir ama bu koşullarda o karakterde birisinin çıkagelmesi çok zor.
*(cool, 27.06.2007 19:21 ~ 19:25)
- (bkz: filistinli)
- (bkz: http://sabbah.biz/...)
yıllar içinde israil tarafından adım adım, aşama aşama işgal edilmiş, yüzbinler öldürülmüş, milyonlar yurtsuz yersiz bırakılmıştır. buna rağmen kör noktada bulunduğundan olsa gerek ki ne insan hakları ne bm ne de big brother amerika'nın maddi-manevi desteğini alabilmiş ülkedir.
- savaşın ülkesi, acıların dünya üzerinde ki başkenti...
- ortadoğu'nun kapanmayan yarası. kan ve gözyaşı devleti.
- dünya ekonomosini özellikle amerikan silah pazar payını kalkındıran ülkedir. yıllardı üzerilerine yağan mermi ve bombaların yapıldığı fabrikaların işçileri ekmek parası fabrikanın sabipleri milyarlar kazanmıştır. bu kazanca kurban giden ülkedir yani.
- bu nasıl bir dünya düzenidir ki, göz göre göre katliama yine aynı gözler yumulabiliyor. ırakta yaşananları gören, ırak'ın kuzeyine bile rica-minnetle bizi sokan güçler neden bir kez olsun "hooop orda dur" şeklinde de olsa, en azından göstermelik bile olsa, farkında olduğunu farkettirmek adına ses çıkarmıyorlar.
dünya, makinelerin ölüm kustuğu bir cehennem haline gelmesin. yıllarca sömürülmüş, kendi içlerine kapanmış insanlarında insan olduğu farkına varmasını istemek çok mu aptalca/gaddarca.
bazıları vandalizm peşinde koşarken diğerler löp diye varı yoğu alaşağı ediveriyor...
- ordaki çocukların suçu nedir ki? her gün haberlerde paramparça olmuş çocuk bedenleri görmek üzüyor beni. yahudilerin yaptıklarını görünce hitlere bazen hak veriyorum. keşke başladığı işi bitirseymiş hitler. öyle olsaydı günümüzde 3. dünya ülkeleri çok farklı durumda olurdu.
|