fifa serisinin en kolay ve oynanmaya açık oyunu.. bunun ardından gelen serilerin hiç birinde forvete 5 adam dizemediğimden oyundan oldukça soğumuşumdur.. hatta ipleri tamamem koparmışımdır..
sağolsun sensible soccer onun yokluğunu aratmıyor..
fifa serisinin oynanabirliği en yüksek ve de kanımca electronic arts'ın çıkardığı en iyi futbol oyunudur.fifa 98'den sonra bir anda ortaya çıkması ile "işte futbol budur" dedirtmiştir bir zamanlar.
benim için ea in need for speed 3 , high stakes ve porsche ile beraber yaptığı güzel oyunlardan biri.ea in diğer hiçbir oyunu bunlar kadar kaliteli olamadılar malesef.fifa 99 zamanına göre tartışmasız en iyi futbol oyunuydu , 3dfx de aldıktan sonra grafikleri de oldukça güzel görünüyodu hey gidi...
birçok kişiye fifa serisini sevdiren oyundur tahmin ediyorum ki. pas yüzdesinin yüksekliği en olumlu özelliğiydi. forvete dizilen bolca adam ile birkaç pasta gole gitmenin zevki yaşanabiliyordu. yanılmıyorsam şut hızının ayarı gibi bir özellik henüz gelmemiş olduğundan, orta sahadan atılan allah ne verdiyse tadında, yaradana sığınıp tepiklenen şutların gol olması farklı bir haz veriyor, 35 metreden gol atmış recep çetin misali güldürürken düşündürüyordu.
hatırladığım kadarıyla türkiye'den sadece beşiktaş ve galatasaray mevcuttu. "sen misin ey ea, hadi bakalım" diye kabaran milliyetçi ruhumuzla ikisini editler, avrupa'ya sesimizi duyururduk. beşiktaş'taki rovosata isimli futbolcu, ve hasan şaş'ın uzun saçlı zenci imajı akılda en çok yer eden şeylerdi zannedersem.
soundtrack'i rockafella skank de ayrı bir tattı. fatboy slim'i tanıtmış, ağızlara pelesenk olmuştu bir dönem.
bu oyundan sonra fifa serisinden aynı tadı hiçbir zaman alamadım. o mutevazi grafikler, good di mi john diyen dillerdeki samimiyet karşıma hiç çıkmadı. biz mi küçüktük, futbol endüstrisi mi bilemedim.
iddia ediyorum dünyanın en gerçekçi oyunudur. tugay kerimoğlu ile bir efsane olan "evet tugay kaleye baktı. vurursa gol olur. vurdu. taç." olayını gerçekleştirebildiğim tek futbol oyunudur. tebrikler ea'ye gidiyor.
gelmiş geçmiş en iyi fifa oyunudur. hatta en iyi futbol oyunlarından biridir. hiç bir futbol oyununda bu kadar çok hareket olmamıştır.oyuncunun kendini yere atması bile vardı ctrl+q komutuyla yapılıyordu yamulmuyorsam. ayrıca makas hareketi yaptıktan sonra topa röveşata vurabiliyoduk.türlü türlü atraksiyonlar oyunda çok boldu anlıycağınız.
ilk göz ağrım olan fifa oyunu.
oyuncuların yüzleri o zaman tam olarak modellenmezdi fifa'larda. ama yüzü geçtim, galatasaray'da hasan şaş'ın uzun, kabarık saçlı olmasının yanında bir de koyu tenli olmasının hiç anlayamadım.
bunun yanında oyuncuların elleri de yumruklarını sıkmışlar gibi dururlardı.
ne sempatik oyundun sen fifa 99...
şimdiye kadar yapılan en iyi fifa oyunudur. bir futbol oyunun vereceği zevki fazlasıyla karşılar. kendisinden önceki ve sonraki serilere benzemez. arkadan topu kaldırıp ya da kornerden yapılan orta ile rövaşata golü atmanın verdiği hazzı, kendinizi bilerek yere atıp hakem uzaktaysa kandırıp faul kazanmanın verdiği sevinci başka bir oyunda yaşamanız zordur.
fifanın kesinlikle en zevkli oyunu. oyun basit olmasına rağmen insana oynarken büyük keyif verir. q tuşu olayı süperdir. bu olay sayesinde 7 kişiyle rekor denemeleri yapabilirsiniz. european dream league de çok ii düşünülmüş, oyuna ayrı bi renk katmıştır. bi de gol sevinçlerine hastaydım, belli bi golden sonra timsah yürüşü, bebek sallama hareketi gibi daha türlü türlü gol sevinçleri bulunmaktaydı. arada yükleyip oynanır geçmiş hatırlanır.
normal bir ekran kartıyla oynadıktan sonra 3dfx'e geçiş sonrası evrim geçirdiği 2000 yılı civarında görüldüğünde ağızları açık bırakan bir oyundu. ayrıca sunucu repliklerini o körpecik beyinlerimize kazımıştı. "great save by taffarel", "del piero scores" bunların en çok duyulanlarıydı belki de...
ayrıca şahsım adına o zamanlar yaşadığım en büyük utancın da baş kahramanıydı. 99 yılının sonu ilk pc'mi aldığım zaman, ilk oyun olarak da fifa 99 seçilmiş bir şevk kurulmuş açılmıştı oyun. fakat her maç açtığımda ben değil bilgisayar kendisi oynuyordu. iki gün kafayı yiyerek bunları izledikten sonra okulda arkadaşlara sorduğumda "muhadahudshuda" cevabıyla karşılaşmıştım. meğersem taraf seçme penceresini direk geçiyormuşum. mına koyiim nerden biliyim lan! sanki anamızın karnından fifa oynayarak çıktım... ibneler!
yıllar geçmesine rağmen tekrar yüklenip oynanabilecek sade ama bir o kadar da zevkli oyun. zamanında world class seçip fransa milli takımıyla uyduruk bir isveç takımıyla maç yaparken herifler beni 2-0 yeniyor, hırsımı alamıyordum. bu yüzden world class da ezik olan yazarımız, hırsını alamayıp professional seviyesinde şiliyi kumbaraya çevirip 13-0 gibi bir skorla yeniyordu. ama hiçbir zaman world class da başaramamıştım. en sonunda bir takımı 1-0 yenmiş ve nirvanaya ulaşmıştım. *
oyunda olan oyuncuların yaklaşık üçte biri ya emekli oldu ya da pasif takımlarda oynuyor. ey gidi shearer, sen ne hallere düştün *
edit: sanırım isveç ligi vardı ya.öyle hatırladım,olmayabilir de. ama kesin bir uyduruk takıma yenilmiştim avrupa liglerinden birinin uyduruk takımıyla. bak şimdi yine hırslandım. gerçi artık pes var,neyse.
world class da iki kişi oynarken (karşılıklı değil) kuti nin ilk maçı 5-1 kaybetmesi yüzünden rövanş maçını 5-0 ya da 6-1 kazanabilmek için çılgın bir taktik arayışına girmem 2-4-4 gibi uyduruk bir sisteme geçmem ve neticesinde o zaman fifa 99 da iyi bir takım olan kaiseslautern i 6-1 yenmem ve zaafiyet noktasını keşfetmem daha sonra italya nın ve ispanya nın tüm büyük takımlarını bu sistemle farklı yendikten sonra. bayern münih i 9-0 yenince artık sıkntıdan bıraktığım daha doğrusu bırakmam gerektiğini anladığım oyun. işin ilginç tarafı ben bu işleri yaparken pcgamer daki incelemesinde world class seviyesinde pc yi yenmenin imkansızlığından falan bahseden inceleme yazıları çıkmasıydı..
bu oyunda ronaldo g.silva adında inter'dedir.puanlamasında tackle ını biraz düşürülerek tüm özellikleri en yüksek mertebe olan 16 seviyesine çekilebilir.
uzunca bir zaman bir neslin hafızasında efsane olarak yer etmiş bir oyun. ancak tekrar oynadığınızda aslında ne kadar dandik olduğunu farkediyorsunuz. o zamanki modellemelere bakıp "anaa aynı vieri lan" deyişimizi hatırlayıp gülmemek elde değil. zira şimdi bakıyorum da dayımın kızı o modellemedekinden daha çok benziyor vieri'ye.
q tuşuyla top rakipteyken kasti faul yapabiliyordunuz. bu oyunu oynayıp da golü kaçırdıktan sonra koşup koşup kalecinin ayağına kaymamış, bu işten manyakça bir zevk almamış bir fifasever yoktur sanırım. (şunun hakkını vermek lazım bugün hem fifa'da hem de pes'te kalecilerin dokunulmazlığı var; bu saçmalık ortadan kalkmalı, özgürce kayabilmeliyiz) öte yandan q tuşuyla arkadaşınız tam gole giderken rakip forvete değil de ta gerideki rakip defanstan birine faul yaptığınız vakit pozisyondan yırtıyor, kart bile görmüyordunuz! bir de eğer top sizdeyse kalecinin üstünden zıplayarak gol atabiliyordunuz bu tuş yardımıyla...
e tuşu yardımıyla kale çizgisini hedef alarak köşe gönderinden çektiğiniz şutlar direkt kaleye giriyordu. (evet gol oluyordu!)
zannedersem ctrl a tuşu ile topu bir topuk hareketiyle geriden önünüze doğru aşırtabiliyor, hatta uygun bir zamanlamayla rövaşatayı da çakabiliyordunuz aynı topa...
şutları ve pasları rastgele çekiyordunuz çünkü şimdiki gibi topun şiddetini ayarlama şansınız yoktu. fifa ticarî zekâsını(!) kullanıp önce fifa 2002'de paslar için bu özelliği geliştirmiş sonra sonra da ancak 2003'te şutlar için böyle bir özellik ekleyebilmiştir.
------
burada değinmeden geçemeyeceğim. 2000'de semtimizin ilk playstation salonunda bir futbol oyunu oynamış ve hastası olmuştum. çünkü fifa'dan üç sene önce bu oyunda hem şutlar hem paslar dilediğiniz sertlikte gönderilebiliyordu. gol krallığının yanısıra asist krallığı istatistiği de mevcuttu. bu istatik fifa'da hala yoktur. (bkz: ticarî zekâ) (oyunun adını hatırlamıyorum ama şu asist krallığı meselesi yüzünden we olmasından şüpheleniyorum) o kadar kurcalamıştım ki oyun japonca olmasına rağmen bir yerlerden ayarlarına ulaşıp türk milli takımının kadrosundaki isimleri latin alfabesiyle formalarına tekrar yazmıştım. alpay asist kralı, hakan şükür gol kralı oluyordu.
---------
galatasaray'la dream league oynamak ayrı bir zevkti mutlaka ama herkes gibi ben de o hasan şaş'ı asla unutamayacağım. resmen hakaretti.
zannedersem hafızalarda bu kadar çok yer etmesinin sebebi pekçok kişinin ilk gözağrısı olması. çocukluğumuzu hatırlatması belki de. bir nevi nerde o eski bayramlar özlemi. e tabi karakutu atarilerdeki çöp adamlardan ea'nın fifasına geçince yaşanan şokun etkisi de yabana atılır cinsten bir faktör değildir bu oyunun efsaneleşmesinde.
seneler -o playstation salonunun kapanmasıyla beraber- hep o japon oyunundaki tadı birgün fifa'da da bulabilme ümidiyle geçti. ta ki pes 3'le tanışana kadar...
çocukluk olsa gerek bi ara spiker abimizin türkçe de konuşabildiğine kanaat getirmiştim. hasan şaş zenci ve omuzlarına kadar saçları falan, john abi vardı sonra...