• görseller

    • ferman padişahınsa dağlar bizimdir
  1. dadaloğlu'nun süper gaz dizesi:
    hakkımızda padişah vermiş fermanı
    ferman padişahınsa dağlar bizimdir*
  2. bu sözün ortasına kıldan ince, kılıçtan keskin, sırat'tan âlâ bir çizgi [anlama kabiliyeti] atıp farklı istikametlerle harlanmış rotalara temayül etmek pek de zor değil. evvela padişahın acziyetini gösteren, en azından bu yolda rivayetlerle bilincimizin en alt noktalarına sinen manayı deşelim. padişah her ne kadar tanrının yeryüzündeki sureti olsa dahi kudretinin hududu ubuda eş değil, hikmetinin kusuru aşikardır. fermanıyla yönettiği devlet-i aliyyenin ücra köşelerinde eşkiyalığı kentsoylu (elbette gelişmiş bir burjuvaziden bahsetmiyor, sadece benzerlikten yola çıkarak oyun yapıyorum) yaşama koşut kılan hayatta kalma [surviving] sistematiği, hattatların mürekkepleriyle sulanmamış bakkir toprakların varlığından dem vurmaktadır. dolayısıyla mürekkebin girmediği dağlarda o mürekkep rivayeti kan şeklinde tezahür eder ancak.

    sözün ikinci kulvardan atak yapan anlamı ise avuntunun, daha doğrusu karşının hüznünden keyiflenme emeliyle [schadenfreude] içe bastırılan yokluğun dışa vurumudur. burada epimenides'ten yadigâr bir sarkastisizm ile karşılaşmakla beraber tek fermanla mâliki meçhul olduğu iddia edilen dağları ihtiva eden topraklara hükmetme kudretini de ortaya koymaktadır mevzuubahis cümle. çünkü göz ardı edilen, yani yok sayılandan hasıl olmuştur artık dağların çocuklarına şekil veren hamur. artık bakmadığımız yerde, aslında biraz da bakmadığımız için dağdadır onlar; bizim elimizde ferman, dilimizde ferman, hatta saygıda kusur edecek olsak da dinimiz ferman, bağın şerbetiyle kavrulur, keyfe tamah ederiz.