türkiye'nin 80 öncesinin kapalı yapısından liberal ekonomiye geçiş dönemini en iyi anlatan eserdir, bir
kesmeşeker şarkısıdır.
feridun bey'i anlatarak girer. küçük bir şehirde kıt kanaatgeçinen bir emekli memur... pek çoğumuzun dedeleri, babaları gibi hep aynı partiye oy verip sonra da "niye acaba bu ekonomi bizde böyle de, japonlar'da böyle" diye şaşmıştır. buradaki müthiş gönderme "madem ekonomin batıyor ne diye hâlâ aynı partiye oy veriyorsun be muhterem" şeklindedir. anlatılan bu dönem kanımca 80'lerden öncedir...
feridun bey'in oğlu feridun amca'dır. kendisi 80 sonrasının atina'ya yürüyerek girebileceğimizi iddia eden liberallerindendir. ayrıca feridun amca'mızın oğlu da fena halde tarkan, kenan doğulu, mustafa sandal gibi dedesine tamamen ters gelen, yeni nesil, şarkıları, video klipleri cinsellik kokan isimlerinin hayranıdır (ki burada bu torunlar biz oluyoruz kanımca)
nakarattaki "amerikan
sigarası, dış mihrak
tezgahları", marlboro'ların, kent'lerin bir dönem
sigara tezgahlarında satıldığı düşünülerek yazılmıştır. ayrıca 80 öncesinin erotik-komedifilmlerine ve 90 sonrasında adeta yerinde sayantürk sinemasına ve dibe vuran ekonomisine bir şarkıda yapılabilecek en büyük gönderme de bu şarkıdadır: "japon malı tv'sinde, batmış türk sineması..."
şarkıda soğuk savaşa bile değinmiş üstadımız. teknolojik gelişmelerle birbirini mat etmeye çalışan iki zihniyet arasında sıkışmış toplumumuzu resmediyor. ayrıca aynı kıtada pentagram'dan tutun da bulutsuzluk özlemi'ne kadar ne kadar grup varsa hiçbirinin yazamayacağı "sağdan esen rüzgarlar, göz altında hep yaşlar" sözüyle ile devletimizin (buraya dikkat)
o günde, bugün de sahip olduğu balans ayarı kaçmış, derin devletçi zihniyetine gönderme yapılır.
yine de illâki bir taraf olmaya alışmış, alakası olmadığı bir maçı izlerken bile bir takımı tutma eğiliminde olan, "ya bizdensin ya onlardansın" felsefesini iyice özümsemiş toplumumuz fertlerine getirilen eleştiri, şarkının en can alıcı yeridir:
senin kâben neresiydi? new yorkmu, moskova mı?
ellerine sağlık kaptan, inan seninki gibi keskin, kıvrak zekâlar kolay yetişmiyor, yetişenlerin de binde biri müziğe yöneliyor...