görseller
feriştah ın fentezileri 
  
belki ilginizi çeker
  1. · edele
  2. · sevgili ile öpüşürken timsah kovalaması
  3. · itü sözlük te fantezi unsuru olarak türbanlı kız
  4. · yaran yanlış başlık okumaları
  5. · rüyada melih gökçek le sevişmek
  6. · sözlük yazarlarının hikayeleri
  7. · itü sözlükte türbanlı yazar var mıdır sorunsalı
  8. · yakışıklı zengin kaliteli nazik iyi sevişen erkek
  9. · feriştah zulüm
  10. · author ve fantezileri
  11. · madde 97: bir ünlü şahsiyeti seninle mcdonald's a gitmeye ikna et (reklam)
gündem
  1. · galatasaray
  2. · 100 opera
  3. · darbeci baro taksim e hoş geldin
  4. · peygamberle dalga geçerken ölen sırp spiker
  5. · thierry henry
  6. · her şey iyi giderken ayrılalım diyen sevgili
  7. · itü sözlük yazarlarından özlü sözler
  8. · math h
  9. · portakal aromalı gazoz

feriştah ın fentezileri  

  1. sel yayıncılık tan çıkan feriştah ın erotik fentezileri ve mükremin çıtır ın edeleleriyle dolu gülmekten kırıp geçiren yılmaz erdoğan kitabı. fentezilerden biri şöyle başlıyor;

    - o gün, edele geliştirme ve bu edelelerden mağdur kadınları istifade ettirme merkezinde kimsecikler yoktu. sadece oranın kültür fizik bakanı pozisyonunda olan kişi kendi form grafiği istikametinde yoğun bir çalışmanın içerisindeydi. kapıdan girer girmez gözüm onun sırt kısmına takıldı. sonradan adının mükremin çıtır olduğunu öğrendiğim kişinin sırtı bazı ülkelerin dağlık kesimlerine benzetilebilecek kadar engebeliydi. misal himalayalar veyahut dağlık karabağ bölgesi. allahım bunun sırtı böyleyse eğer, cepheden bakmaya yürek mi dayanır?...
    (katinanınelindemakası, 15.09.2006 09:28)
  2. bir demet tiyatro da geçen feriştah fantezilerinin bir kitaba toplandığı kitap..
    (rasko, 10.04.2007 16:10)
  3. beni benden almış, kırmış geçirmiş fentezisi
    pişikolojist
    ( feriştah yenge manavda sebzelerin yanına oturmuş telefonla konuşmaktadır. )
    feriştah: o kadder sıkıntılıyım o kadder sıkıntılıyım ki bu kadder sıkıntıdan nasıl komik bi hava yaradacağım hiş bilemiyorum. e daha ne olsun kehribar benim gibi gevrekliğinden sual olmaz bir gadının gocası meşe ağacından yapılmış ve ben onu yakmak istiyorum. e odun bu kehribar geceleri randıman alamıyoruz bari gündüz sobanın içinde faydasını görelim değil mi? hem numan a da bi fırsat vermeliyim diye düşünüyorum ve inanıyorum ki numan odun olarak çok başarılı olacakh. şey kehribar ıı senin danıdığın bir kiralık katil var mı? satılık da olabilir. önce numan ı halledecek, eğer memnun galırsam babasının ihalesini de ona verecem. yok mu?... iyi o zaman hoçalıkla kal kehribar.
    ( dışarıdan ses )
    numan: baba içeri gir içeride tuvalet var niye o işi balkonda yapıyorsun.
    (numan feriştahın yanına gelir)
    feriştah: n'oluyo napıyo baban balkonda?
    numan: yok canım, bi şey yapmıyor hava almaya çıkmış balkona.
    feriştah: baban havayı alıp napacakmış onda hat safhada nefes darlığı var. yoksa yine...
    numan: yok yok canım o bi kere oldu kazayla balkona şey yaptı hem o ne yaptığını bilmiyor feriştahım.
    feriştah: sen onu benim külahıma annat domuz gibi biliyör. balkondan işemek için yağmurlu havayı denk getirmesi sence tesasüf mü?
    numan: merak etme feriştahım doktoruyla gonuştum yaza doğru köye dönebilir dedi.
    feriştah: yaza doğru mu?
    numan:heı...
    feriştah: numan sana bi şey soracem, hani senin bi arkadaşın varıdı baraynan adam vuruyorudu...
    numan: hangisi mevlan ı mı diyon?
    feristah: hee... n'oldu o?
    numan: o işte fazla tutunamadı şimdi beyaz eşya satıyö
    feriştah: dutunamadı mı? e niye çok da merkezi bi yerde ofisi vardı. tam da garacaahmet mezarlığının yanında.
    numan: öyle ama dükkanın başında durmayınca olmuyo. gumara mumara gidiyordu, dükkan da sahipsizdi. mesela adamı vuruyordu cesedini bile ortadan kaldırmıyordu.
    feriştah: vay salak vay.
    numan: işini layıkiyle yapmazsan kimse sana gelmez. bak onun yanında biri dükkan açtı, dükkanı görsen vızır vızır nerden baksan elli kişiyi halletti.
    feriştah: yaaa... tam olarak nerde bunun dükkanı?
    numan: burdaki şubesi merkezi susurluk da.
    feriştah: sen bana şunun bi telefonunu ver bakiim.
    numan: hayırdır n'apacaksın?
    feriştah: hiç... ortalıktan gakması icap eden bir baba oğul varda.
    (içeriden son ses müzik açılır. numan içeri koşar. )
    feriştah: allahım deli olmamak işten değil. 112 yaşında gırsal kesimden gelmiş bir adam geçmiş televizyonun garşısına don gatıynan ayrabik yapıyor.
    ( mükremin girer. )
    mükremin: allah allah n'oluyo be? feriştah yenge kim bu ses duvarına tırmanmaya çalışan lavuk?
    feriştah: hoş geldin mükremin o elindeki çiçekler benim için mi?
    mükremin: ne çiçeği elimde çiçek yok ki.
    feriştah: biliyorum hiş bi zaman da olmadı zaten. madem bana iki karanfili çok görüyorsun bir karanfil getir mükremin ben aza tamah eden bir sevdanın esiriyim, çok şey isteyen aşıklardan değilim ben. ne demişler azla yetinmeyeni etmeli tektir, tektir ilen uslanmayanın bir köpekten ne farkı vardır allasen.
    mükremin: neydi bu şimdi?
    feriştah: ne olacak mükremin ata sözü özdeşiş.
    mükremin: allah allah... hem ben sana niye çiçek getirecek mişim?
    feriştah: tamam. sen bana bir avuç kara toprak getir o da yeter ben o toprakta yetiştiririm sevdamızın yediveren gülünü. ara sıra biraz kubre getirirsen o da benim kabulumdür.
    mükremin: bak feriştah yenge sen hakketten kafayı yedin biliyo musun? bu gidişle seni tımarhaneye yatırıcez.
    feriştah: beni illeki bi yere yatırmak istersen ben bi şey diyemem ki mükremin.ama tamam kabul ediyorum içinde bulunduğum pişkolojik durum pek iyi değil. eyi olsa heç bunları yazar mıydım?
    mükremin: neymiş o?
    feriştah: pşikoloji fentezisi oku bak.
    mükremin: feriştah yenge işim var ben yine her zamanki gibi nefs i müdafaa bakımından odun kırıcem.
    feriştah: tamam tamam benim okumam daha iyi zaten sen benim kadar içli okuyamazsın normaldir. ne de olsa bunlar benim içimden çıkan fenteziler, gel bakayım buraya. ( mükremin in yanına sokulur. ) bak şimdi pişkoloji fentezisi,
    artık burama kadar gelmişti buram neresiydi bilmiyordum, tek bildiğim buram buram terliyordum ve bir buhranın tam ortasındaydım, allahım bana n'oluyordu? bir pişikolojist e mi gitseydim yoksa intihar en güzeli miydi?
    ( ve hayallere dalar. )
    (pişikolojist mükremin ofisinde telefonla hastasıyla konuşmaktadır.)
    pişikolojist: anlıyorum anlıyorum anlıyorum, hayır hiç kendinizi sıkmayın beyefendi.hayır hayır hayır ha hay hayı bu bizim çok sık karşılaştığımız bir durumdur ne zamandan beri kendinizi ördek zannediyorsunuz? 6 ay dan beri peki. 6 aydır küvette yaşıyorsunuz öyle mi? güzel... peki şu ördeklerin ümümiyetle çıkardıkları bi ses vardır, şu anda tam şey yapamayacağım yani vrak diyesim geliyor...ha vak vak evet. bi yapar mısınız onu? e bravo beyefendi mükemmel e sorun nedir gayet başarılı bir ördeksiniz... e tabi bu işin şakası bi yana da. bakın ne diyeceğim, şimdi siz yarın 3 gibi muaynehaneme gelin bu konuyu konuşalım tamam mı? peki ben isminizi yazayım randevu bakımından. nedir efenim? yeşil başlı... evet... gövel ördek. peki o zaman yarın görüşürüz değil mi yeşil başlı gövel bey ördek efendi? peki haydi bakalım görüşürüz hahaha...
    (feriştah girer.)
    pişikolojistin kapısında belirdiğim anda bir daha hiç bir şeyin eskisi gibi olamayacağını anlamıştım. ama canım bu kadder de olamazdı. hem bir pişikolojistin niçin böyle edeleleri olsundu? yoksa bu bir film idi de pişikolojist rolünü arnold şıtvayzeneger mi canlandırıyordu? bilemiyordum bilemiyordum bilemiyordum.
    pişikolojist: buyurun hanımefendi birini mi aramıştınız?
    feriştah: evet özümü arıyorum.
    pişikolojist: hımm... tipik bir mustafa altıoklar sendromu.
    feriştah: efendim?
    pişikolojist: yok bi şey. oturmaz mısınız? mamafih sizin gibi güzel bir kadını ayakta görmekte güzel ama e bi de sizi kıvrılırken görmek isterim.
    feriştah: gıvrılmak mı dediniz ne gadder de erotik bir dabir gullandınız. zannedersem bu iç gıcıklayıcı dabirlerden sizde daha çok vardır.
    pişikolojist: başlamadan içecek bir şey alır mısınız?
    feriştah: aa evet bir içki alırım. ııı... muzlu, kivili, anonaslı ve alkollü bir gokteyl reca edeyim.
    pişikolojist: hay hay. ( masanın altından feriştahın içkisini çıkartır. ) buyrun.
    feriştah: aman allahım. edeleli olduğunuz kadar eli çabuk ve kibarsınız da. şey afedersiniz gözleriniz kendi gözleriniz mi?
    pişikolojist: evet benim ama bazen abim de kullanıyor hahaha....
    feriştah: e dabi beyle bir insan espri de yapacak allah her şeyi vermiş espri gabiliyetini mi esirgeyecek.
    pişikolojist: yo yo yo yo... hakikaten hat safhada espriliyimdir. yani bi ortamda böyle bir fıkra anlattığım zaman filan herkesi gülmekten kırarım. hazır kırmışım, geçiririm de. hahaha.... bakın kırmak geçirmek filan haha... nerden buluyorsun ya bu lafları. mesela hemen şimdi böyle bi yeri gelmişken bi tane fıkra anlatıvereyim bak hemen öyle ilk akla gelenlerden. şimdi bizim karadenizli vatandaşlardan biri...
    feriştah: temel değil mi?
    pişikolojist: hayır tunç.
    feriştah: eylemi?
    pişikolojist: he... neyse bizim karadenizli tunç bunu idam edecekler bunu herşeyi hazırlamışlar. böyle bi sehba mı deniyo ona neyse işte idam sehbası filan, cellat, ip, mip, şu, bu her şey avukat, savcı filan herşey hazır. en son buna diyo ki tam tekmeyi vuracak cellat son bi isteğin var mıdır? diyolar bizim tunç a tunç diyo ki....
    feriştah: evet ne diyor?
    pişikolojist: orası belli değil bu fıkra daha bitmedi yapılıyor ama bitince belli ki çok komik olacak.
    feriştah: tunç beye gomik bi espri goydunmuydu bitti gitti deymi..
    pişikolojist: eee fıkrayla da rahatladık, isterseniz başlayalım ha? şöyle uzanın ve bana anlatın.
    feriştah: evet, şöyle mi geçiyorum?
    pişikolojist: lütfen..
    feriştah: afedersiniz isgarpinlerimi çıkartabilir miyim?
    pişikolojist: rahat olun.
    ( feriştah yatağa uzanır. )
    feriştah: doktor bey şöyle başlayayım, ben artık sürüklene sürüklene intiharın eşiğine gelmiş mermer gıvamında bir vicut sahibi olan ama baht bakımından fakir ve zavallı bir gadınım. evet vicut bakımından afet bir şeyim amma gadersizin tekiyim. eğer bu güne gadder intihar etmediysem ve boğaz köprüsünden atlamadıysam medyatik olmak istemediğim içindir.
    pişikolojist: hımmm... tipik bir depresif durum. hay allah benim de en zayıf olduğum konu yau.
    feriştah: gocamdan ve tüm organlarından tiskiniyorum. zaten nasıl desem gocamın çalışan organları 3 ü geçmez. 3 ü geçse 4 de kesin durdururlar.yani tıbbi olarak izah edecek olursak numan a lokal anestezi de diyebiliriz.
    pişikolojist: benim durum çok mu farklı sence? yıllar yıllar önce sevdiğim kıza kavuşamayınca gittim kızgınlığımdan okulun en bıyıklı kızıyla evlendim.
    feriştah: vah yazık vah yazık vah...
    pişikolojist: ama hiç bi zaman kocalık yapmadım. hatta ona inat bıyık bile bırakmadım yüzüme çok gittiği halde bakar mısınız şu aralığa bakar mısınız.
    feriştah: ağlamayın doktor ağlamayın.
    pişikolojist: ama çok mutsuzum sevgilim.
    feriştah: ne bana sevgilim dedin?
    pişikolojist: önemli değil dublajda düzeltiriz.
    feriştah: yo yo yo yo...yanlış bi şey demedin ki niye düzeltelim... niye düzeltelim anlasana mükremin.
    pişikolojist: mükremin mi? fakat siz adımı nerden bi...
    feriştah: sus sus sus sus... ben bilmiyorum allah biliyor ve bana söyletiyor.
    pişikolojist: galiba haklısın feriştah.
    feriştah: bak sana da söyletiyor.
    pişikolojist: babanın adı gıyasettin değil mi?
    feriştah: allahım detay veriyor gurban olduğum allahım detay veriyor.
    pişikolojist: yav görümcen var senin lamiya yav.
    feriştah: onu da bildi.
    pişikolojist: kayınpederin balkondan işiyor aşaa.
    feriştah: güzel allahım onu söyletmeseydin ne lüzüm vardı...
    sarıl bana mükremin.
    pişikolojist: hayır sen evlisin ha hay...
    feriştah: yo yo sarıl bana mükremin.
    pişikolojist: evet evet yo yo yo yo hayır evet yo yo evet evet.
    (pakize, 13.07.2007 03:45)
  4. gecenin karanlığında diri vicıdımlan başbaşa yürüyordum. bir kereste, bir komodin veya gardrop ile aynı maddeden imal edilmiş olan ahşap kocam numan'ı kendi doğal ortamı olan ormanında bırakıp kendimi yollara vurmaya karar vermiştim. gecenin ıssız ve erotik karanlığında ilerlerken yolun karşısından bana doğru gelmekte olan bir gölge farkettim. birbirimize yaklaştıkça gölgenin önce edeleleri sonra vicıdının geri kalan kısımları belirginleşmeye başladı. yüzünü görebileceğim yakınlığa kadar yaklaşan bu kişi ile göz göze geldik ve o an bu gizemli ve edeleli adamın gözlerinden karısı tarafından aldatılmışlık ve bu nedenden ötürü bir boşanma ve eşinden kurtulma isteği sezdim. bir kaç saniyelik bakışma neticesinde ikimizin de birbirimiz için yaratılmış olduğunu farkettik.

    bu hüzünlü ve edeleli yakışıklı ile tanışmam için hiçbir mani kalmamıştı. hemen konuşmaya başladık.

    feriştah: merhaba mükremin ikimiz de eşlerimizden kurtulmak için kendimizi bu erotik ve karanlık yola atıverdik. artık vicıtlarımızın birleşmesi zamanı..
    mükremin: ama siz adımı nereden biliyorsunuz?
    feriştah: allah söyletti sanırsam mükreminim.
    mükremin: ve fakat feriştahım.. a ah bak bana da söyletti. demek ki yollarımızın kesişmesinin bir nedeni var.
    feriştah: mükreminin hemen evlenelim. ama önce kocam olacak suntadan kurtulmamız lazım, sen zaten boşanacaksın.
    mükremin: ama nasıl yaparız? haydi sarılalım...
    feriştah: sarılalım edeleli erkeğim.

    bu esnada mükremin ile feriştah'ı sevgi yumağı halinde yakalayan numan kalp krizi geçirerek oracıkta can verir.

    mükremin: sen öldün numan. öldün sen....
    feriştah: öldün sen numan...
    (emrahman, 03.08.2008 02:05)
  5. "feriştah elinde kağıt ve kalemi, yine yazmaya başlar..."

    yine güneşin cayır cayır kavurduğu o ateşli günlerden biriydi ve bu sıcaklarda kan akışım oldukça hızlıydı. buna bağlı olarak bir hareketlilik, bir yerinde duramama, aynı zamanda erotik bir pisikoloji içerisindeydim. kocam olacak meşe odunu numan sinirlerimi hayli yıpratmış ve bu diri vicıdın boş yere zayi olmasına göz yummaktaydı. ama artık burama kadar gelmişti. peki buram neresiydi? buram buram terliyor, beni daha da terletecek edeleli bir erkeğin beni bu karanlık yalnızlığımdan çekip almasını ummaktan başka birşey gelmiyordu elimden. derken kapı üç kere tak tak tak diye vuruldu. kapının arkasından edeleli bir ses geliyordu. hemen kapıya koştum ve açtım.

    aman allahım işte oydu. yılladır rüyalarımda gördüğüm, bu diri vicıdı kullanabilecek tek kişiydi o. en seksi ses tonumla hemen diyaloğa başladım.

    feriştah: buyrun yakışıklı ve edeleli bey. ne istemiştiniz?
    mükremin: merhaba, ben mükremin çıtır. postacıyım. postacı kapıyı iki kere çalar derler ama bu ara çok dalgınım. karımla yıllardır çok mutsuz bir evlilik yaşıyoruz. o beni hiç anlamıyor. on iki yıldır eli elime değmedi..
    feriştah: ama sizin gibi yakışıklı, seksi ve edeleli biri yatakta nasıl başarısız olabilir. yoksa suç karınızda mı?
    mükremin: elbette. ben yıllardır diri vicıtlı ve seksi bir bayanın karşıma çıkmasını bekledim. bir gün feriştah'ımı bulacağım.
    feriştah: ama adımı nereden biliyorsunuz? yoksa.. yoksa siz... mükreminim hemen sarılmalıyız.
    mükremin: feriştahım.. sarılalımmm
    feriştah: ama eşlerimizi ne yapacağız.
    mükremin: o da bişey mi, ben buraya gelmeden önce ikisine de şarbonlu zarf gönderdim. sarılalım feriştahım
    feriştah: sarılalım...
    (emrahman, 04.08.2008 02:44)
  6. maalesef seni bana hasta dediler
    üzgün bir haberi sevinçle verdiler
    kalk sevdiğim sarıl bana dedim
    razı gelmiyor gönül avın dediler
    edelelere karşı kendini savun dediler
    manyak mısınız dedim ne savunması
    içinin yangınını söndür dediler
    nasılsa ilk harflerini okur dediler
    (hürrem, 25.12.2008 19:35)
  7. '' odaya önce edeleleri geldi..edelelerden yarım saat sonra da vicudunun diğer kısımları yanımıza geldi..''

    '' ölüm sebebi:aşırı angutluk ve buna bağlı erotik yetmezlik ...' * gibi beni benden alan cümlelerin olduğu , insanı neşelendiren kitaptır. okunasıdır .
    (kira, 25.04.2009 23:10)
  8. (görsel: feriştah ın fentezileri/105793)
    (lapatos piços, 18.10.2009 02:24)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil