asla küstahlık etmek istemiyorum ama
hıncal uluç' un pohpohlaması ile ortaya çıkmış bir şarkıcı olduğunu düşünüyorum, tamam adamın ses aralığı geniş olabilir, parçalarda oktav gösterisi yapıyor olabilir, ama bunlar tek başlarına yeterli bir kriter midir ?
parçalarını söylediği tonlar gerçekten çok pes tonlar, nakaratta ise bir ferhat göçer klasiği olan oktav denemeleri. parçanın pes bölümlerinde çifte kayıt tekniği ile oktavdan yapılan vokaller, süslemeler, püslemeler.
şimdi çıkıp bir çok arkadaş eleştirecek o kadar şarkıcımsı varken ferhat'ı mı buldun diyebilir. bu yazıda zaten kıyaslanmadığının kanıtı, elbette onlardan iyi, öyle ya da böyle bir duruşu var, ama bu kadar da abartmayın ya. sen türkiyenin en önemli bestecilerinin bestelediği daha önce hit olmuş parçaları al, tekrar yorumla, dünyanın bildiği bazı klasik şan parçalarının bazı bölümlerini bizlere sun, sonra boyalı basın seni 1 sene içerisinde kral ilan etsin. bu iş bu kadar kolay mıdır ?
açıkçası bir veya 2 dinlemeden sonra beni yoran bir sesi var, albüm kayıtlarında akustik enstrumanlar kullanması takdir edilecek özellikleri.
ayrıca küçük bir ekleme : ben de
timur selçuk'un yerinde olsam, bana ve aileme ait olan eserleri okumasına izin vermezdim. adam haklı,
bülent ersoyun dönülmez akşamın ufkundayız parçasını yorumlayışını kulağınıza getirin.
daha küçük bir ekleme : kimse gelip te pes seslerde ki zayıflık için ''ama o tenor '' demesin, aynı kulvardaki
edip akbayram'da tenor dur,
salim dündar'da.