tamamiyle sizindir.. istediğiniz yere oturabilirsiniz..
yemekleri yapan teyzelerle (veya amcalarla) kanka olursanız porsiyonlarda size özel torpil yaparlar.. hatta hafta sonu kahvaltı saati bittiğinde gidip kendinize şöyle güzel bir menemen bile yaptırtabilirsiniz.
gece yemekhaneden ekmek aşırıp odada elektrikli sobada kızartırsınız.. bi de üstüne "light" yağ sürersiniz.. ne de olsa her fen liseli kız gibi kilo fazlanız vardır ve rejim yapıyorsunuzdur!?!
sahur için yemekhaneye inerken herkes pijamalıdır. saç baş dağınıktır herkeste.. kimi yüzünü yıkamaya bile üşenir.. sanki aynı evde yaşayan 300 e yakın kardeşten biriymiş gibi hissedersiniz kendinizi..
kimileri oruç tutmasa da sahura iner. (sonra sabah kahvaltısını da yapar mutlaka) allah kabul etsin dersiniz.. sabah sabah geyik olur gülersiniz..
kuru fasulye, barbunya, bulgur pilavı, makana, kemal paşa gibi şeyleri uzun süre yemek istemeyecek kadar sık yersiniz.. fakat şimdi burun kıvıracağınız çoğu yemek (az pişmiş kuru köfte, yanına bol miktarda ufak bir tavuk butu, bol yağlı alabalık kızartması vs.) orda çok nadir çıktığından yemeğin çıktığı gün size bayram olur.. upuzun bir kuyruk oluşmasına neden olur..
kahvaltıda metal bardaklarla verilen çayın tamamını asla içemezsiniz... çünkü bardak tutamayacağınız, ağzınıza değdiremeyeceğiniz kadar ısınır.. bardak soğuyana kadar bekleyeyim derseniz de boşuna beklersiniz.. çünkü elbet bi hoca yemekhane ahalisini bağıraraktan okunacak istiklal marşı seremonisine çağırır.
kahvaltı menüsü oldukça kısıtlı olduğundan, hele benim gibi yağ, reçel vs yemiyorsanız normalde yemeye tenezzül etmediğiniz haşlanmış yumurta ve zeytini bayılıyormuşcasına yersiniz..
portakal, mandalina kabuğu savaşları..
ileri versiyon: portakal mandalina savaşları..
en fazla yumurtayı, kemalpaşayı kim yiycek yarışları..
iddiaya girip tüm yemekleri birbirine karıştırıp, bulamaç haline getirdikten sonra yemeye çalışmalar..
yemeklerden çıkan bilimum kıl, tüy, saç, taş, böcek ve hatta salyangozlar.....
...
bi de en önemlisi nice aşk hikayelerine tanık olmuştur fen lisesi yemekhaneleri.. hoşlanılan kişinin yanına, karşısına, en azından ona yakın biyerlere oturmaya çalışırsınız.. sonra kesişmeler, bakışmalar, heyecandan yemek yiyememeler.. hatta heyecandan ellerinin titremesi nedeniyle çatalla ağzını tutturamayıp yanağına yedirmeye çalışmalar.. ve tabi rezil oluşlar..(bizzat yaşanmıştır)
(bkz:
hey gidi günler hey)