iki fen liselinin bir araya gelince voltran oluşturma özelliği de vardır * uzun süre görüşülmese bile reklam arası verilmiş misali dostluklarına muhabbetlerine kaldıkları yerden devam ederler.
boğaziçine giden fen liselilerde etraftaki kız sayısı karşısında kısmen bozunma görülür. yarı ömrü kısalır, yaptığı ışımalarla farklı bir element gibi davranır, yavşar *
odtüye giden fen liseli fen lisesinin devamı gibi ortamda kendini belli eder, şarapçı olur çıkar. sonra bi ara mühendis olur.
itüye gelen fen liseli önce dumur olur. fen lisesinin her anlamda devamı itüdedir. ara geçişi farketmez. kız sayısında artış yoktur aksine azalma vardır. bu durumda fen liseli iki tür davranış biçimi sergiler; ya bu duruma alışık olduğu için diğer liselerden gelenden daha az şikayetçi olur ya da ta tersine ulan yine mi ben diyerekten tam bozunma sergiler. ayrıca itüye gelen fen liselilerin itü sözlük diye bi yerde birleşerek voltran oluşturdukları, online geyik yaparaktan fen liseliliklerini konuşturdukları, kendi kendilerini tanımladıkları ve bu tanımlara tamamen uydukları gözlenir.
kısaca fen liseliler audi a8 kadar sağlam adamlardır.
hepsi okumuş çocuklar, minimum enerji ile maksimum yarar dengesini iyi kuran kişilerdir. kimisinin sohbeti deniz deryadır , boğulursun. kimiin muhabbeti de yarım bardak sudur, dudakların ıslatmaz. uzun lafın kısası: kimisi can ciğer kimisi zurnanın son deliğidir. lakin hepsi orman nedir, kokteyl nedir, opera nedir bilirler.
1-bir sigarayı göt kadar tuvalette 20 kişinin orospu ettiği görülür
2-bir kişinin futbol ayakkabısı varsa artık o kişinin değildir.herkesindir
3-dolaplar kapalı değildir.kim ne bulursa giyer
4-bir suç oldumu karamurat misali paylaşanı çoktur.bi keresinde yatakhanenin ikinci katı toptan disiplinde idik
fen liseleri : yatılı olmasından dolayı üst alt dönemi askeriyedeki benzer şekilde işler.her ne kadar süper öğretmenler var deseler de yalandır.öğrencinin öğretmeni ezdiği durumlar çokça yaşanır.ama öğretmen azimlidir ve sınavda ödeşir genelde öğrencileri ile.geneli sktr edilmiş alanlarda kurulur(çingene maha. vb).
mezunları: geyik katsayıları o kadar yüksektir ki başka ortamlarda bocalarlar.ve arkadaşlıkları bitmemiştir aksine itüde yaşanan soğukluktan dolayı iyice ilerlemiştir.
hepsi azıcık dengesizdir*... + aynı dönemden itüde 20 civarı istanbulda 60 civarı çoook yakın arkadaşları vardır, bulaşmamak mantıklı olur*
(bkz. my dying bride)
hasta ruhludurlar. on çift kokulusundan çorapla yatakhanenin toplantı salonunda odalar arası futbol turnuvası yaparlar. bi de utanmadan gelen ortaya kafa surat karışımı bişey atıp yerde kalırlar. *
lise hayatları boyunca şaplı yemeklerle beslendikleri için "bazı vücut tepkilerini" yaşamamış olan ve üniversite hayatlarında vücutlarının gösterdiği bu yeni tepkilere anlam veremeyen insan topluluğu
çok titiz olanları haftada bir sıçar. okulda taharetini eda edemeyen kılçık elemanların yapacağı harekettir. nası kasıyosun be birader, çıkıntılı sandalyede mi oturuyosun bi hafta, yorumlarına neden olurlar. her cuma akşamı evlerinin tuvaleti tıkanır*
(bkz. bunu yapan insane olamaz)
alemin kralıdırlar felaket espri yaparlar ne bulurlarsa yerler hani yemek buldunmu yiyiş var ya onlar hep yer içer yemege gidip 1 haftalık yerler asla ders çalışmazlar hep gezer tozar ve uyurlar not ve sınav asla dert olmamısır her zaman neseli ve parasızlardır.
aslında bir genellemeye ircâ olunamayacak gibi gözükse de, okul durumları hakkında bir fikir edinmek için itü'deki fen lisesi mezunlarının önceki öğrencilik hayatlarında ulaştıkları başarılar baz alınarak tüme varılmaya çalışılırsa, bu doğrusal mantığın pek de işlemediğini şahsen ispatlayabilmiş kişiler olabilecekleri pek de mümkündür. zîra, bu arkadaşlar fen lisesinin yüklediği sıkıntının bir benzerini artık çekmemek ve oldukları ile yetinmek isteyebilirler. bu durumda vasatı aşamayan bir yığın f.l. mezunu ile karşılaşabilirsiniz okulda, tabii idare etmekte de üstlerine adam tanımam, o da ayrı bir giri'nin konusu olur belki...
ehem, efendim baktım gördüm ki bu fen lisesi mezunları ve benzeri başlıkları aslında sözlükte hakettiği yeri bulamamış. bu durumda ben de bir can dündar belgeseli(32.gün mü deseydim acaba?) tadında bir çalışma ile yazılanları derleyip toparlayayım dedim. bir defa arkadaşların girileri hakikaten güzel ve bir o kadar da gerçeği ifade ettiği için sözlüğün "kutsal bilgi kaynağı" iddiasını doğrular nitelikte olmuş. o halde bize de kendi meşrebimizce olaya katkıda bulunmak düşüyor. evet, koltuğa yatın; birazdan biyoport kafanıza yerleştirilecek. korkmayın, neo korkuyor muydu canım. hadi bakalım...
ilk olarak olaya lojistik açıdan yaklaşalım. türkiye cumhuriyeti milli eğitim bakanlığı, f.l.'leri büyük bir hassasiyetle itin öldüğü noktalara inşâ etmektedir. bunun sebebi olarak bir çok mantıklı açıklama getirilebileceği gibi, netice itibariyle olayın özü şudur ki: bu kadar genç ve imbikten geçmiş adam(cinsiyet ayrımı yapmaksızın) yerleşim merkezlerine yakın olmamalıdır; zira hem kendileri hem de çevre halk açısından tehlikeli durumlar oluşabilir. (mesela fotoğraf makinesinin ters çevrilerek objektif tarafından bakıldığında dürbün vazifesi gördüğü bir f.l.'li tarafından keşfedilmiştir vesaire:)) hal böyleyken memleketin dörtbir yanından gelen bu pek seçkin öğrencilerin yeterince olgunlaşana dek halktan uzak tutulması gereği görülmüş ve okullar(en azından yatakhaneler) böyle çingene mahallesi gibi getto tabir edilen yerlere kondurulurlar.
aydınlatılması gereken bir diğer muammâ da, bu adamların ders çalışma konusundaki duyarlılığıdır. evet, bu arkadaşlar okudukları okula hakikaten ders çalışarak gelmişlerdir, lâkin onları bir araya getiren ortamın fizikî ve psikolojik şartları durumu bambaşka bir noktaya taşıyacaktır. yaşanan ilk dumur bu mekanın adamı "etüd" denen ve tam üç yıl boyunca sürecek olan bir psikolojik harp ile karşı karşıya bırakacak olmasıdır. yatılı adamın yaşadığı ilk şok cuma ve c.tesi akşamları hariç her allah'ın günü üzerlerine abanan bu etüd gerçeğidir ve en kısa zamanda bunun bir olurunu bulmak durumundadır.(ilk kurban sabah etütleri olacaktır) tabii ders çalışmak gibi bir gerekliliği de yerine getirmek zorunda olan f.l. öğrencisi, aslında bu etüd denen olayın öğrenim hayatı boyunca belki de adam gibi ders çalışabileceği tek yer olduğunu fark ettiyse eğer, faydasını da görecektir. zîra, olayın özü şudur ki; bir f.l. öğrencisi etüd harici ders mers çalışmaz!..
yatakhane-yurt hayatı en zengin(bir ömür yetecek kadar çok) geyik malzemesini biriktireceği ve yaşananlar ne kadar eziyet gibi gelse de, her zaman anlatacak akıllara ziyan derecede keyifli hikayeleri olacağı için, f.l. öğrencisi bu zamanları hep muhabbetle anar. alt-üst devre sistemi askerliktekine benzer işlediği içün, ilk zamanlarda bir takım dayak olayları yaşanması kuvvetle muhtemeldir efenim. ama bunlar asla imbikten geçme bir f.l.'liyi yıldıramaz, çünkü orası kurtlar sofrasıdır, hem ne demişler; "balta döner sap döner, bir gün gelir hesap döner".
yatakhanelerin kapasitesi sekiz kişiden yirmisekiz kişiye kadar çıkabilir(duruma göre). aynı odayı paylaşan adam sayısının artması mezbelelik bir görüntü gibi gözükse de, aslında bir f.l. öğrencisi için hayat boyu sürecek sağlam dostlukların zorunlu sebebidir. bu da "bi telefonla elli kişi getirme" durumunu zamanla bu elli kişinin memleketin önemli yerlerine de gelmesiyle daha da dikkate şayan kılar. hûlasası, bir fen liseli hayatta asla yalnız değildir...
yurt hayatından bahsetmişken "beleş" mevzûunu da atlamak olmaz. efenim bu beleş denilen kelime, matrix'in hintli programı'nın da belirttiği üzere sadece bir kelimedir. yani kelimenin ifade ettiği anlama bakmak lazım. sözlükte "beleş" kelimesinin karşılığı olarak "bedava" gibi çok tekdüze bir anlam bulunuyor. bunu da belirterek, beleş kelimesinin bir f.l.'li için ne anlama geldiğini açıklığa kavuşturalım. efenim beleş burada aslında aynı yatakhanede kalan tüm öğrencilerin aşşaa yukarı tüm eşyalarının ortak kullanımı ile özetlenebileceği gibi, memleketten gelebilecek muhtelif yiyecekler ile dolu paketlerin yerinin belirtilmesi ve toplu tüketimin hızlı ve etkili bir biçimde başarılabilmesi için adeta bir slogan olarak f.l.'lerde sıkça kullanılan bir tür anons sistemidir. hatta bazı utanmazlar sipariş bile vermektedirler.(mesela benden bezelyeli börek isteyen muhterem bir arkadaşım şu anda hakimlik mesleği ile iştigal etmektedir. tabii bu durum f.l.'lerdeki sözelciler diye bir başlığı beraberinde getirebilir)