cocuken dayak yememiş kızların büyüdüklerinde erkeklere karşi hissetikleri ^ben onlardan daha mükemelim^ ^ onlar kim ki ^ ^tüm erkekleri parmağımda oynatırım ^ tarzı düşünceleri kücüken yeterli sopayı yemediklerinden ileri gelir.
feminizm akımının ne olduğunu bilmeyenler ve kendilerini büyütenlerin de birer kadın olduğunu unutanlar tarafından söylenebilecek tam anlamıyla cahilce olan bir söylevdir,düşüncedir.*
ülkemizde duygu asena' nın ateşlediği "feminizm=erkek düşmanlığı" düşüncesi ile feminizm bu şekilde kabul görmüş, aslında feminizm in eşit hak ve hürriyet için başlatılan daha sonra dallanıp budaklanan bir izm olduğu unutulmuş, hatta bir erkeğin feminist olabilmesi imkansız hale getirilmiştir. kendini bilmez, duygu asena okuyucusu olduğunu sanan kadın, erkeklerden belirli sebeplerden dolayı nefret ettiği için "ben feministim" diye dolaşmıştır etrafta. bu yüzden bir çok erkeğin de saçma bulduğu izm haline getirilmiştir feminizm.
feminizm=erkek düşmanlığı düşüncesi ile açılmışsa başlık; dayak değil de başka bir şeylerin eksikliğidir feminizm...
he bu başlık "eşit hak hürrüyet isteyenin dayağı eksiktir" anlamında yazıldıysa, unutun gitsin, okumamış sayın bunları... ne gerek vardır...
toplumsal bir mesaj olarak feminizm dayak eksiliğidir. doğrudur efendim. doğu illerinde zavallı kızlarımız zorla başkaları ile evlendirilir, töreler uğruna hunharcı katledilirken şehir merkezlerindeki rahatlığın battığı kadınlar gereksiz olan her yere şeylerini sokmaktadırlar(kıçlarını afedersin). kadınların toplumun genelinde yaşadıkları dayak, zorla cinsel ilişki gibi katledilen haklarını savunmaktan aciz bu hanımlar üstüne üstlük kendilerini erkeklerden üstün görme çabalarındadır. allah akıl fikir versindir.
(bkz: nush ile uslanmayanın hakkı tekdir feministin hakkı kötektir)
yüz denek üzerinde yapılan araştırmalar sonunda varılan pek önemli bir sonuç'' feminizm dayak eksikliğidir'' ve irdelemenin sahibi''dayak eksikliği''.
eminim ki bu ifadede yer alan dayak kelimesi yüzünden karşıt teorilerle,kızgınlıkla karşılanmıştır,bu cümle.yanlış ve yalan bir tarafı yoktur:ülkemizde dayak yiyen daha doğrusu sindirilen kadın ne böyle bir kavramla,ne de içeriğiyle ilgilenmiyor.çünkü o bambaşka sorunların içinde buluyor kendini,hayata dair felsefik veya insani yaklaşımlara yolak bulamıyor.düşünceler hep şu yoğunluk da ve çerçevede gerçekleşiyor;bugünde dayak yiyecek miyim?bugün nasıl yırtarım?çocukları varsa kanatlanıyorsa bu herifçioğluna sırf onlar içindir ve eğer dozlar yüksek derecede ise kadın iyice kadınlığından,aslında insanlığından çıkar,acısını çocukları üzerinden çıkarır,herşeye onlar için katlanıyor olmasına rağmen...ardı yaşanan streslerin ona armağanları vardır,rahatsızlıklar/hastalıklar.koca yaşlanmıştır artık o dayaklar yoktur,ama bu sefer uğraşacak rahatsızlıklar vardır.
ya böyle bir ortamda büyüyen çocuklar,asla sağlam çıkmazlar,ciddi veya hafif mutlaka psikolojik rahatsızlıkları olur.anne bunlarla uğraşmak zorundadır,ana anadır ;çocukları kaç yaşına gelirse gelsin.
dayakla bütün bu döngüleri yaşattığımız kadın,feminist olmayı bırakın,koskaca bir yaşamı başkaları için yaşanmışlıklarla tüketmiştir.
bunlar dayağı yaşayan kadın için,dayak adı belli sanı belli,ya diğer zorluklar ve yine aynı sonuçlar.
dövelim,sövelim; kadınlar adına erkeklerin tek derdi feminizm denilen tehlikeli bir düşünceyle beyinlerini zehirlemeleri ise.
dayağı atanın erkek olduğunu düşündüğümüzde neden bayanların feminist olması gerektiğini anlamamı tekrar tekrar sağlayan kelime grubudur ki feminizme karşı söylenmesine rağmen içinde nedenini barındırıyor...
"lezbiyenler çirkindir"e dek varan arkaik bir düşüncedir. ve tabii ki pek komiktir ziyadesiyle kahkaha atılasıdır.
mizah lan bu mizah ne diye saldırıyorsunuz?
dünya feministler kongresinde, amerikan delegesi hanımefendi kürsüye gelmiş..
"geçen yılın kararlarını aynen uyguladım. eve gider gitmez kocama: "bundan sonra temiz çamaşır istersen kendi çamaşırını kendin yıka, işte makine orada.." dedim. ilk gün bir şey görmedim. ikinci gün bir şey görmedim. üçüncü gün bir baktım, makinenin başında sadece kendi çamaşırlarını değil, benimkileri de yıkıyor."
alman delegesi söz almış arkasından.. "ben de kararımız gereğince kocama: "bundan böyle temiz tabakta yemek istiyorsan kendi bulaşığını kendin yıka" dedim.. birinci gün bir şey görmedim. ikinci gün bir şey görmedim. üçüncü gün baktım, makinenin başında sadece kendininkileri değil, benim bulaşıklarımı da yıkıyor."
üçüncü konuşmacı bizden bir kardeşimiz..
"türkiye’ye döner dönmez kararımız gereğince kocamla konuştum. ona dedim ki: "bundan böyle yemek istiyorsan, kendin pişirmen gerekecek. işte mutfak orada.."
birinci gün bir sey görmedim. ikinci gün bir sey görmedim. üçüncü gün sol gözüm biraz açılır gibi oldu, hafiften görmeye başladım ..