toplum tarafından "erkek düşmanlığı" olarak algılanan ve maalesef bu cahilliğin itü sözlükte de egemen olduğu çaşitli şekillerde kanıtlanan, aslen yalnızca eşitlik amacını güden düşünce sistemi.
ülkemizde feminist olması gereken köylü kadını , işçi kadını gibi emek harcayan ve hakları kısıtlananlar tarafından (kadın işçinin hakkının erkeklere göre nisbi olarak daha çok sömürülmesi gibi) savunulması gerekirken , bağdat caddesinde , etilerde ya da nişantaşında devasa köpekleri ile korku salan , lüks mekanlarda yiyip içip koca parasıyla yaşayan ya da olanaklarını sistemle barışarak son derece güzel kullanıp sonra da "birinin hakkını savunayım de oraya buraya saldırayım" tarzı entel-dantel gazeteci , yazar ayaklarında gurme tadındaki insanlarca savunularak içi boşaltılmış , yozlaşmış olgu.
(skuba, 11.07.2004 22:18)
(skuba, 11.07.2004 22:19 ~ 22:19)
feminizm normal anlamda kadın erkek eşitliğini savunmak anlamına gelir.ancak türkiye'de erkeklerin ataerkil yapıya sahip olmasından dolayı,bu eşitliği sağlamak isteyen kadınlar için "erkekleri aşşağılıyorlar lan" ithamlarında bulunmaktadırlar.
en az kadınlar kadar erkeklerin de feminizmi savunması gerekmektedir. çünkü doğası gereği, erkeği, özellikle de ülkemizde, altında ezildiği hayat yükünden, sadece erkeklere yüklenen ev geçindirme, çocuk bakma, para kazanma vs. tarzı yüklerden kurtarmayı da amaçlamaktadır.
(ovid, 30.10.2005 21:26 ~ 21:26)
gereksiz bir akım.
ne kadınlar erkeksiz ne de erkekler kadınsız yapabilir. bu bir muhtaç olma durumu mudur? hayır. bu yaratılıştan gelen eksiklik veya fazlalıkta değildir. bu sadece olması gerekendir.
gelmiş geçmiş akımların en güzeli.
bu akımı savunanlar genellikle metinlerde küçük harf kullanırlar.metin içinde büyük harf küçük harf iktidarı olduğunu düşünürler.
bunun akım olduğuna ve genel bir profili olduğuna inananlar ise genelde bunu formulize etmekten ,kalıplara ite kaka sokmaktan ve bazen aşaraktan ,çoşaraktan lezbiyen etiketini yapıstırmaktan orgazm olmuscasına zevk alırlar
(pudra, 23.03.2006 22:34)
genel olarak iki ana akımı olan siyasi hareket. ilk akım 20. yüzyılın başına rastlar. dünya kadınlarina eşit oy hakkı istemiştir. yani siyasi haklara odaklanmıştır.
ikinci akım ise 1960'lara rastlar. burada daha çok marxist-fenimizmi görüyoruz. bu sefer, erkeklerle eşit iş - maaş olanağı istemişlerdir. yani odaklandığı nokta ekonomik haklardır.
1980'lerin başında bir üçüncü akimdan bahsederler bazıları. ama bu pek de genel kabul görmemektedir. yine de, son 20 yıllik feminizmin özel alana daha çok odaklandığını görmekteyiz.
feminizmin erkek düşmanlığı ile alakası yoktur ama malesef bazı feministler özellikle de başarılı erkeklerden pek haz etmez.
ya kadın düşmanlığının ismi ne diye ardından bilimum soruyu doğurabilecek bir akım, gereksiz.sevmediğin erkek ırkıyla evlenip niye çiftleşiyon ölese(bkz:
duygu asena)ayrıca" kadın " gibi muhteşem yaratılışta bir varlığın neden kendini savunmak için böyle popüler yollara başvurduğu tartışılır.
tahminimce son yazar alımları ile sözlüğün yeni yükselen değerini olmuştur akımdır. artık 5 entryden 6sında feminizm kokusu var. ya erkek arıların kraliçe tavlamak için yeni taktiği ya da ciddi olarak kraliçe arı üremesi var.
kökeni aydınlanma dönemini dayanmaktadır.feminizm 19.yüzyılda kadınlarda adaletsiz davranıldığına ilişkin inanç arttıkça kitlesel ve organize bir hareket haline gelmiştir.1869 yılında john stuart mill, the subjection of women (kadınların köleleştirilmesi) kitabını yayınlamıştır. adı geçen kitabında mill, "bir cinsin diğer bir cinse hakimiyeti yanlış....ve....insanoğlunun gelişmesinin önündeki en büyük engellerden biridir.." demiştir.böylece feminizmin savunmasını yapmıştır.kamu üzerinde önemli etkileri olmuştur feminizmin örneğin;batı toplumlarında kadınlara oy hakkı, daha eşit ücret, "hata aranmayan" boşanma hakkı, çocukları babalarından uzak tutma hakkı, güvenli kürtaj elde etme hakkı, kadınların kendilerini tecavüzle suçladıkları erkeklerden uzak tutma hakkı, amerika'da herhangi bir üniversiteye kabul edilme hakkı gibi hakların yürürlüğe koyulması gibi.feminizm birçok alttüre ayrılır aklıma geldiği kadarıyla;anarko-feminizm,lezbiyen feminizm,radikal feminizm,ruhsal feminizm,fransız feminizmi,liberal feminizm,marksist feminizm ve kadinizmi sayabilirim.
ataerkil dünya düzeninde ve 1800ler'de başlayan sanayi devrimi ile iyice evlere hapsolan kadının, 30 yıl içinde yaşanan iki dünya savaşı sonrasında, amerikada başlayıp tüm dünyayı saran ve kadınlarla erkeklerin aynı yaşamsal ve hukuksal haklara sahip olmasını savunan kadın hareketine verilen isim.
dünya savaşları esnasında (özellikle ikincisi) savaşa giden erkeklere cephane ve silah yapımı için fabrikalara giren ve işçi sınıfı haline gelen kadınların savaş bitiminden sonra tekrar evlere kapatılmak istenmesi sonucunda doğmuştur diyebiliriz kabaca.
ülkemize bakacak olursak, bu kavramı da pek çok kavramda olduğu gibi dışardan gerekli koşullar doğmadan ithal etmişizdir. genelde türkiyedeki öncüleri feminizm'dense şovenist seksistlik yaptığından olsa gerek, ülkemizde feminizm cinsiyet ayrımcılığı gibi gözükmüştür. tam da bu yüzden işçi sınıfı kadını değil de bağdat caddesi kadını bu işe sahip çıkmıştır. halbuki tam anlamıyla feminizmi savunmak insan hakları sözleşmesinin ve tc anayasasının da içinde barındırdığı ama uygulamada yaşanan eşitlik sorunlarına yöntemsel ve yaşamsal çözümler bulmaktan ibaret olmalıdır. ancak o zaman eğitim seviyesi belirli olan ülkemizde erkek kötü kadın iyi gibi algılanan feminizm, kadın hareketi olarak erkekler tarafından da desteklenir hale gelir.
bir kate millet okumadan, araştırmadan salt " erkek karşıtlığı" olarak damgalanan akım. kadınlar kadar erkeklerinde içinde bulunması gerektiğine inanıyorum.
sınıfsız toplum isteyen "insan"ların sosyal rolleri reddidir feminizm. erkek için de kadın için de daha rahat bir hayat için savunulur. erkekleri onları zorlayan ve omuzlarına yük bindiren kadınları da baskı altına alıp hayatlarını mahveden seksist sosyal rolden kurtarma isteğiyle doğmuştur.
kadınların erkeklerle eşit yaşamasını savunmaktır.
feminist kadınlar erkeklere yüklenen sosyal rolün de kadınlara yüklenen sosyal rol kadar saçma olduğunu bilir ve buna karşı çıkar.
ikinci konuma taşınmış kadınların din baskısı,ataerkillik ve annelik vasfı yüzünden yıllardır nice kurbanlar verdiği akımdır...orta çağda kadın insan mı diye tartışılırmış 20 yüzyılda da görüyorum ki pek bir şey değişmemiş...ortada aşılması zor bir kavram kargaşası var..ama aşmak imkansız değil..bizler daha çocuklukta pembe ve mavi renklerle bir vasıf yüklemiş kendimize bilinçaltında.pembe patik evde oturur ev işleriyle uğraşır..gidip çalışacak olan ise mavi patikli olandır..ya da çizgi filmlerde,hikayelerde bilinçaltında hep öğretiler kabul ettirilmiştir.kırmızı başlıklı kız gibi örneğin.neden hep zarar görecek olan kız? yada çakmaktaşlarda barni ile fred elinde bira ve sigaralarıyla uzanırken vilma ile betty gariban gariban ev temizliyor bahçeyle uğraşıyor..farkında olmadan öğretilerin kurbanı olmuşuz..duasını bile bulmuşuz...
allahım...
karımı her türlü tehlikeden koru gerekirse ben
tehlikeye atılayım onu hiç yorma gerekirse ben yorulayım
o çalışmasın ben çalışayım
o hasta olmasın ben olayım
allahım
o aldatmasın
ben aldatayım
benim güzel karım dul kalmasın ben kalayım..
yazık hemde çok....boşuna dememiş bell hooks
feminizm herkes içindir diye..virginia wolf,kate chopin, slyvia plath,,gel beri nilgün marmara,ve niceleri...daha ne kadar kurban verilecek?
kara cahillerin 'erkekle kadın eşitliğini savunan görüş işte, nasıl erkekle kadın eşit olabilir?' tarzında yorum yaptığı akımdır. eğer erkekle kadın eşit olsaydı zaten iki ayrı cinsiyete gerek kalmazdı. feminizmde sözü edilen kadın ve erkeğin haklarının eşit olması gerektiğidir ki sonuna kadar doğru bir görüştür. erkeğin yok boyu uzun, yok erkek daha güçlü gibi saçma serzenişlerde bulunmak ancak ortaçağ zihniyetli erkeklerin işidir.
nasıl ki sınıf sorununun eşitlikçi çözümü marksizmse cinsiyet sorununun da eşitlikçi çözümü feminizmdir.
peki cinsiyet sorunu nedir? cinsiyet sorunu elli yıl öncesine kadar erkeğin kadın üzerinde sosyo-ekonomik durumdan veya kültüründen veya başka bir şeyden erk, iktidar alarak kadınının özgürlüklerini gasp etmesiydi. ancak eşcinsellik denen şey sanki şimdiye kadar hiç yokmuş gibi keşfedildi ve başka cinsiyet sorunları ortaya çıktı
haliyle günümüzde feminizm hareketine/akımına benzer olarak aynı soruna dayanan eşcinsellik hareketi/akımı oluştu.
bunun yanında millet sorunu kölelik sorunu gibi diğer çözüm önerileri akım oluşturmuş sorunlar vardır.bu ve bunun gibi birçok sorunun genel çözümü ise:
(bkz:
anarşizm)
*
toplumsal cinsiyet yıkımını örseleme ifadelerinden birisi. üstünlük de değil garibe gibi ortalarda dolaşan, sadece özlenen eşitlik.
kadının sırtından sopayı karnından sıpayı eksik etmemek, hanımını çalıştırmamak, kız istemek- başlık parası vererek kız almak gibi toplumsal kabul görmüş kadın erkek eşitsizliğine karşı çıkan görüş.
burda feministler, kadınlar erkeklerden daha kaslı olsun, omuzları genişlesin demezler. erkekleri beğenmiyorum, düşüncem gereği cinsel ilişkiye karşıyım da demezler. bu sebeple sanılanın aksine evlenmeleri, çocuk doğurmaları gayet normaldir.
eşit yaşam koşulları, birey kabul edilmek istemektir.