gençken dişi avlamak, dişiyi yatağa atmak, dişiyi etkilemek için orta yaş bunalımındayken ise genç kızlarla sohbet koymak için bürünülen eve girerken kapıda çıkarılan erkek sahne kıyafeti
benim bile savunduğu düşünceye karşı olduğum halde, kendine bakmadan bu fikri benimsemiş hemcinslerinin yüz karası erkek modeli. varsa da yalandır, çıkarı vardır, köprüyü geçene kadar "elde etmek istediğine" dayı demektedir.
diğer seçeneği seçmiş olan modeldir : ya kadın hakkı yoktur, insan hakkı vardır demelidir ya da feminist olmalıdır. feminizm ve insan hakkı savunmak, kadın ya da erkek olmanın değil, insan olmanın getirisidir. neden bu kadar garipsenmiş bilmiyorum. kavramlar insanlardan değil, kitaplardan öğrenilir. sözlükte karşılığına göre savunulur ya da savunulmaz. insanların onu pratikte nasıl uyguladığına göre değil. o zaman kavramı değil, insanların uygulamalarını savunmuş olursunuz ya da karşı çıkmış. ha, yorumlara bakarak şundan eminim, feminizm diye bildiğiniz ne varsa anında unutabilirsiniz, çünkü o şey kurufasulyepilav olabilir ama feminizm asla.
itüsözlük yazarlarının mantık yürütme becerilerini, algılarının güçlülüğünü ortaya sermiş erkektir. yada dur, mantı olacak o. böylesi insanlarda mantık ne arasın?
biri kadın yalakası demiş, öbürü riyakar demiş, bir başkası "kokusu yeter" mantığında olduğunu iddia etmiş. höst. höst ulan. bi durun, bi sakinleşin. salyalarınızı saçmadan önce biraz düşünün. okuyun bakalım feminizm neymiş. dünyanın dört bir yanında kadınlar ne durumdaymış, erkek egemen toplumun dayattığı gerçekler ile yaşamak ne kadar kolaymış bir görün. ondan sonra gelin.
ek: feminist erkek kadınların ayrımcılığına da uğrar bir nebze. geçen hafta, burada gay, lezbiyen, transeksüel ve kadınlarla ilgili geniş çaplı bir toplantı oldu. ulan bir baktık, feministler toplantılarına erkek almıyor, erkeği geçtim transeksüeli de alsak mı almasak mı diye tartışıyorlar. feminist erkek bu tarz düşüncenin de ortadan kalkmasına, daha rasyonel olmasına yardımcı olacaktır eminim.
sonuç itibariyle; kendilerinin ezilmişlikleri için değil başka cinsiyetin hatta neredeyse kendilerinin sebep olduğu eşitsizlikleri ortadan kaldırmak için mücadele edeceklerdir. daha kadınların çoğunun "feminizm de neymiş, heeç kadın ile erkek eşit olur mu bi kerem" deyip kenara çekildikleri; eşitsizliklerin doğal olduğunu söylediği bir ortamda, ortaya çıkıp "kadın ve erkek eşittir, eşit hak ve özgürlüklere sahip olmalıdır, cinsiyetleri nedeniyle ezilmişliklerinin ortadan kaldırılması gerekir" demek öyle hafife alınacak bir şey değil hani.
feminist kadınlar, feminist erkekleri kabul eder ama kendi politikalarını oluştururken bu alanda erkeklerin olmasını pek istemezler, doğrudur. kendi içlerinde anlaşılabilir bir durum bu da belki; ama feminist erkeklerin varlıklarını bilmek inanılmaz keyiflidir.
olağanüstü bir moronlukla oksimoronmuş gibi gösterilemeye çalışılanlar.
savunduklarında samimilerse, işi bir tür "kadın yalakalığı"na vardırmamışlarsa, tatlı su feminizmine filan gönül indirmiş değillerse, şüphesiz diğerlerinden daha ilkelidirler. hatta daha erkek.
konuya olabilecek en yüzeysel açıdan yaklaşıyormuş gibi görünme pahasına belirtmek zorundayım: cinsel açlıktan mustarip olma ihtimali diğer erkeklere nazaran daha az bunların. cinselliği, sakat ahlak düzeninden bağımsız bir mecrada değerlendirmesi dahi, kadınlarla olan şansını artırır. ortalama akıl sahibi bir kadının, yattığı kadından için "bana verdi/onu siktim" diyebilecek tynette bir erkek yerine, çoğunuzun ibne dediği adamı tercih etmesi pek muhtemel. bu kanıyı destekleyici nitelikte gözlemler, benimkilerle sınırlı olmasa gerek. şu pek yaygın "entele veren kız" biçimine indirgenen muhabbetlerin çıkış noktasının da bu tür gözlemler olduğunu sanıyorum.
feminizmi kadın hakları savunuculuğu olarak düşünen erkektir. kendisine pek çok eleştirim olabilir. feministlere saygım vardır ve fakat asıl sorunu sınıf sorunu olarak görmedikçe, kadının sorunun sınıf sorunuyla ortak bir sorun olduğunu algılamadıkça çözüme ulaşamayacaklardır. kendilerine bol bol krupskaya ve clara zetkin öneririm. ama dikkatli olsun bazen clara zetkin'in feminist yorumları çıkıyor onlar yerine clara zetkin'in kendi yazdığı yazılara kitaplara bakmaları daha doğru olur.
neden yüzkarası ve riyakar laflarının yakıştırıldığını anlamadığım grup. sanki erkeklerle kadınlar arasında husumet veya bu alanda rekabet varmış gibi, ki olsa nolur ha olsa nolur?
ataerkil dayatmaların kadınların hayatları üzerindeki etkilerini görüp farkedip bunların üzerine gidenler ve bu konu ile ilgili bir şey yapmak isteyenler sadece kadınlar mı olmalı?
ayrıca bu grup bir çok feminist kadın tarafından profeministler olarak adlandırılmak isterler,bir anlamda feminist hareketin üyesi olmadan bu harekete destek verenler, kimi bunu kabul eder kimi etmez. (national organization for women ve feminist majority foundation feminist erkekler için feminist erkekler derler profeminist erkekten ziyade)
canlardır, bitanelerdir.