belki ilginizi çeker
  1. · felsefeden nefret eden insan modeli
  2. · madde 97: bir ünlü şahsiyeti seninle mcdonald's a gitmeye ikna et (reklam)
gündem
  1. · yeşim salkım
  2. · günün tek kelimelik özeti
  3. · kurban bayramı vahşeti
  4. · 22 kasım 2009 galatasaray manisaspor maçı
  5. · bir kadının bilmesi gerekenler
  6. · sözlük yazarlarının hayalleri
  7. · uludağ sözlük
  8. · papilla
  9. · rabbi inni mağlub

felsefeden nefret eden insan modeli  

  1. (bkz: mal)
    (skuba, 24.01.2005 12:36)
  2. mal insanların felsefe anlatacam derken felsefeden soğutması sonucu ortaya çıkan kişilerdir. bu kişiler birer kurbandır. ama kurbanlığı mallık sanmamak lazımdır.
    (azwepsa, 24.01.2005 12:48)
  3. felsefeden nefret eden insan modelinden anlaşılması gereken hadise , hayatında felsefe anlatacağım diye sıçan bünyelere karşı savunma mekanizması geliştiren bünyelerden çok , "inadım inat kıçım iki kanat kahrolsun felsefe , artiz misiniz ulan" tarzı düşünceler ile kendini 1/sonsuz değerine yakınsayan bünyelerin matematiksel modeli olmalıdır kanımca. çünkü asıl mallıktan kasıt bu sığ fikirli oksijen israflarıdır.olaya bu acıdan bakıldığında mallığın ne kadar isabetli bir bünyede cereyan ettiği , sonradan edinilen bir işlevden çok doğuştan edinilen bir nitelik , genetik kod olduğu anlaşılabilir.
    (skuba, 24.01.2005 12:52)
  4. anlamak bilmek ve sevmek dee apayrı şeylerdir. bir de şu var:
    (bkz: felsefeden nefret ettiren insan modeli)
    (azwepsa, 24.01.2005 13:26)
  5. felseden nefret etme hadisesinden anlaşılması gereken , çok ünlü x ya da y ya da z felsefecisinden ya da onlardan bahseden papağanlardan nefret etme eğilimi değil , düşünme üretme eyleminde nefret etmedir.burada vurgulanan olgu budur ya da öyle olmalıdır.olayı bambaşka alemlere saptırmanın gereği yoktur.öncelikle yan anlamlar değil ana anlamlara dikkat edilmelidir.

    her zaman aşağıda belirtilen hadise olacaktır , bu hadise olduğu sürece felsefeden ya da türkçe olarak düşünme , içsel ve dışsal varlığı sorgulama , merak etme eylemlerinin tümü her ne ise ondan rahatsız olanlar toplumun birkısmını oluşturacak , buna ihtiyacı olduğu için kendi gibi olmayan tanımlayamadığı insanları da toplumun dışına itecektir;

    kişi ilkokula girdiği andan itibaren sadece aile ve yakın çevresinde değil , bunun da üstünde olan
    kuvvetli sistemin , sosyal tanrının etkisi altına girecek , belli bir düşünce sistemine oturtulmaya zorlandığının farkına varacaktır.olumlu ya da olumsuz olarak farkına vardığı bu olguya karşı nasıl bir tepki veriyorsa grinin o yanına kayan siyah ya da beyaza dönüşecektir. okulda ona öğretilen bilgiler aslında onun düşünmesini engellemek amacıylan kafa karıştırıcı sözcük ya da imge yığınlarıdır ve asıl verilen yegane mesaj onun sınıf adlı topluluğa ya da sürüye katılıp efendisi olan ve 7 yaşındaki bir çocuğa insan üstü gibi görünen baskın anlayışa boyun eğmesidir.

    çocuk zamanla anlayacaktır ki sınıftaki insanlar hocaya gülüyor , onu tasvip ediyor "öğretmen ananın yarısı babanın yarısı" nidaları ile etki altına giriyor ve aslında gizliden gizliye yüceltilen bu ex-ebeveyn sürekli kuvvet kazanıyor.konu mankeni olan çocuk , vurgulananın hoca değil de birilerine ya da bazı fikirlere iştirak etmek olduğunu da bir şekilde kavrayacaktır.

    burada göze çarpması gereken sadece basit bir dayatmadır ama insanın sosyal bilincinin en zayıf ve kırılgan olduğu bir dönemde böyle bir etki altına girmesi , konu mankeninin birey olabilmek adına geçmesi gereken büyük bir sınavdır.birey otorite kavramını öğrenir.ve zamanla sınıfta gördüğü bu yapılanma artık arkadaşlarına yüklenmiş ve ilerki senelerinde kendi kendini kopyalayan bir virüs halini almıştır.olayı saf bir şekilde idrak eden öğrenci artık herhangi bir toplulukta ters düşünce üzerine kitlelerin maddi ya da manevi olarak gelmesinin an meselesi olduğunu anlayacaktır.

    peki olup biten nedir.burada konu mankeni olan çocuk aslında saf bir uyumsuzluk içinde olan herhangi bir bireydir.beklenen tek fark onun çevresinde hızla gelişen sosyal yapılanmanın farkına geç varmasıdır.aslında onu herhangi bir sürüye iştirak etmekten alıkoyan şey de bu "olayı geç farkına varması"dır.diğerleri çevrelerine suyun kabına oturduğu gibi uyum sağlarken bir bakıma haklı bir salaklık konu mankenimizin bilinci için korunma kalkanına dönüşmüştür.

    zamanla neden-niçin soruları sordukça sadece ilkokulda değil ama heryerde kafasına vurulacaktır.genelde toplum içinde olan da budur.toplumumuzdaki sürü psikolojisi eğitimsizlikten değil aslında eğitim sebebiyle ortaya çıkmaktadır.

    hal böyle olunca kitap okusun okumasın , kültürlü olsun olmasın (ki kültürlü ne demek ayrı bir konu) ...vb. buna benzer bir vasfı olup olmamasından bağımsız olarak kişinin çevresindekileri kolay kabullenme yetisine indirgenir felsefe.felsefeden kasıt bu yüzden iki tane kitap okumanın çok ötesindedir.sonuçta herkesin en kolay yapabileceği bir eylemdir ama bunun için saf , tertemiz ve cüretkar bir bilince sahip olmak , daha doğrusu doğuştan gelen bu insani bilincimizi korumak gerekmektedir.

    peki karşı çıkılan olay aslında neydi ?

    şahsi olarak algıladığım bahis konusu cümle @313096de izah edildiği üzere olaya sadece kendisinden bağımsız ve anlam veremediği bir tartışmaya tahammülü olmayan insanların eylemi gözüyle bakman gereğini gördüm.sonuçta bir ifade yan anlamlarıyla değil ana anlamları ile algılanmalıdır ve bunun üzerine aşağılamak amaçlı olmayan , olayı olduğu gibi yansıttığına inandığım bir betimlemede bulundum.hala da aynı kanıdayım.
    (skuba, 24.01.2005 13:46)
  6. ayrıca ;

    kitap okumayan ama gözlem dünyasında algıladıkları hakkında kendince fikir sahibi olan bir insanın* , çeşitli entellektüel meclislerde bundan dolayı hakir görülmesi , aynı kişinin başka meclislerde "uzun dilli", "çok bilmiş" , "tamam sus felsefe yapma" nidaları ile karşılanması sonucu aynı kişinin * zamanla bu iki ayrı populasyonun davranışının biçim ve kabuk olarak ayrı gözükmesine rağmen özünde aynı olduğuna kanaat getirmesi ile felsefeden değil ama yaşamaktan ve "öl" denilmekten sıkılması,bunalması da konunun altkonusu olarak ele alınabilir.

    var olan olgudan müzdarip kişinin kendisinden bağımsız algı boyutlarından merhamet görmemesi , fikirlerin farklı farklı bireylerin bilinçlerinin kapılarından tekme tokat şutlanıp "başka kapıya" cevabının alınması ile sorunun aslında iletişime indirgendiği kanımca tesbit edilmiştir.

    sonuçta benden bağımsız olandan(çevre) çıkarabildiğim yegane sonuç her türlü yaşamsal etkileşimin "iletişmek" olarak tanımlandığı ve de bütün sorunların , insanların kabullerini yıkabilecek güçte olup olmadığı önkoşuluna indirgendiği kanaatindeyim.konu felsefe ise aslında herşeyi kapsasada özel olarak matematik , fizik , , toplum , herhangi bir konu , x , y,... konusunda da aynı şey geçerlidir.

    her zaman birileri inceden veya açıktan "sus ulan" diyecek , manevi baskıyı hafiften ya da damardan hissettirecektir.her zaman bunun duygusal yıkım etkileri olacak ve bilincin yediği boku duygular çekecektir.

    sözüm ona misafirperver ve insancıl olan kültürümüzün (21. yy'ın yerel kültürlere getirdikleri ve karşılığında alıp götürdükleri) etkileri olsa gerek bunlar.gerçi ay dahil olmak üzere insanın ayak bastığı heryerde aynı önyargı ile karşılaşmak mümkün , yerel değil küresel bir bok bu...

    bütün bu olan biten kavga aslında doğası gereği birden çok birimden oluşan her sistemde var olan kendini savunma mekanizmasıdır.düşünme hakkında fikir yürüten bilinçlerin/manevi varlıkların öncelikli olarak tespit etmesi gerekir bu olguyu.aynen vücutta oluşan genetik yapısı bozulmuş bir hücrenin (evrimleşmiş) çevre hücreler tarafından hoş karşılanmaması gibi (sanki kendilerinden türememişcesine).her zaman çok , az olana hakim olma eğilimindedir ve bu yüzden yeni fikirler , otorite olan ahali tarafından hoş karşılanmaz , stres yapar...

    (bkz: ne çektiyse eğitimden çekti bu ülke)
    (bkz: ne çektiysem eğitimden çektim)
    (skuba, 24.01.2005 14:08 ~ 14:11)
  7. insanların düşünmesinden korkan insan modeli olabilir bu.
    ayrıca başkaları nefret ettirdi diye felsefeden uzak kalan insan da sadece felsefeye bulaşmak istemediği için bahane uyduran kendini kandıran bir insandır.
    bir insan seni düşünmekten nasıl soğutabilir ayrıca? eğer bunu başardıysa seni salak etmiş demektir. hayırlı olsun.

    ayrıca tabii ki her insan felsefe üzerinde düşünmek zorunda değil. bu tamamen özgür olmak zorunda olan bir aktivitedir.
    (markrenton, 24.01.2005 14:22)
  8. en başlarında ilkokul öğretmenleri , sonra ortaokul sonra lise öğretmenleri gelir.onlardan sonra olsa olsa medya patronlarıdır bunlar , bir şekilde insanları düşünemez hale sokmaktan ya da insanları düşünemez hale sokan bir sistemden kar edeceklerinden dolayı.sonuçta az düşünen , o enerji boşluğunu daha çok tüketerek harcayacak.zamanla eriyen bilincin yerini önyargılar ile tanımlanmış matematiksel modellenmesi nisbi olarak basit olan bir manevi robota dönüşecek.böyle kitleler ne kadar çok olursa hem zeki hem hin olan bu ensesi kalınlar meclisine iştirak eden adamlar da o kadar kontrol sahibi olurlar ülke ve dünya üzerinde...
    (skuba, 24.01.2005 14:32)
  9. herkes düşünmeyi sevmeyebilir, beyin kıvrımları yeterince gelişmemiş olabilir, normaldir.
    (atlantis, 24.01.2005 15:04)
  10. nefret ettiklerinden midir bilemiyeceğim ama biraz manaca derin, hafiften de sıradışı bir kaç cümleyi ard arda sıraladığınızda "felsefe yapma! veya "saçmalama!" gibi ünlemleri, vay entel takılıyoruz? , filozof mu olucan ? gibi soruları, omuriliklerinden gelen bir emirle ağızlarından boşaltma girişimindeki kardeşlerimizi de kapsayan bir modeldir.
    bu modeldeki arkadaşlara sesleniyorum: "decartesin meşhur bir sözü vardır "düşünüyorum öyleyse varım" sen de düşün biraz ne kaybedersin? zor geliyorsa bari düşünenleri dinle belki böylece sende var olursun? yeri gelmişken varlığın ne olduğuna da karar verebilmiş değilim. husserl'in dediği gibi bir fenomen midir yoksa spinoza nın savunduğu gibi tanrının görünüşlerinden mi ibarettir? belki de marx gibi materyalist yaklaşıp "madde" demek daha doğrudur."
    neyse fazla felsefe yapmayayım.
    (harakiri, 24.01.2005 15:05)
  11. felsefeye giriş dersi alıp böyle felsefe mi olur, sikerim böyle felsefeyi diyen insan modeli
    (bkz: felsefeden nefret ettiren hoca modeli)
    (lethe, 24.01.2005 21:48 ~ 21:49)
  12. (bkz: matrix ve felsefe)
    (kornish, 24.01.2005 21:51)
  13. (bkz: boylumlama)
    (azwepsa, 24.01.2005 21:54)
  14. beyninden nefret ediyordur.
    (wondrous, 04.02.2006 23:58)
  15. immanuel kant'ın "benden hazır düşünceleri değil, düşünmeyi öğreneceksiniz" sözünü umursamayarak hala düşünceleri ezberlemeye çalışan kimselerin varabileceği yegane sonuç bence.
    (wondrous, 21.11.2006 14:53)
  16. hani bilindik bir hikaye vardır. sokrates ile bir zengin dar bir sokakta karşılaşırlar. en dar noktası ise sadece bir kişinin geçebileceği kadardır. zengin adam "bir serseriye yol vermem." der. sokrates ise "ben veririm." diyerek adama tarihe geçen bir ayar verir. bildiniz değil mi? işte bence o adam felsefeden nefret eden insan modelinin atası olmuştur tarihte. kendisine bir lafım yok elbet, o ayarı ben alsam ben de nefret ederim.
    (twinkle, 21.11.2006 15:03)
  17. 1999 öss girişlilerinin tümünü kapsayan modeldir. sınav sistemi ilk kez değiştiğinden sözelde çıkacak son 15 soru için herkes günlerce psikoloji ve sosyoloji çalışmış ama sınavda sadece felsefeden o da paragraf sorusu sorulmuştur.
    (hansvoralberg, 21.11.2006 15:14)
  18. ilk ve son kez felsefe zannettiği açıdan "unutma ki, unutulanlar unutanları asla unutmaz"'ı duydu ve o anda tüm ilişkileri kesti, elini ayağını çekti, tiksindi..oysa birisi deseydi ki "hocam bu felsefe değil, leş orta okul sıra üstü yazısı" diye belki de bu noktalara gelmeyecekti..yazık oldu dağ gibi modele..
    (zeus, 21.11.2006 15:23)
  19. muhtemelen felsefeyi seviyorum ilgim var diyen abuk subuk tiplerle felsefeyi yanlış anlamış ve nefret etmiştir.yoksa bir insan felsefeden nefret edemez
    (beloplatnoo, 04.06.2007 15:44 ~ 15:45)
  20. bu pek insana benzemeyen bir modeldir kanımca, herkes felsefenin ucundan acıcık fikir yürütebilse çok süper olacak.
    (myeyea shaman, 04.06.2007 15:53)
  21. "üçbin yıllık geçmişinin hesabını yapamayan insan günübirlik yaşayan insandır." sözü söylenesi insan.
    (sophie, 20.06.2007 22:47)
  22. olmayan insan modelidir. çünkü düşünmüyordur.
    (for no one, 02.07.2007 04:52)
  23. felsefeden anlamayan insan modelidir.

    (bkz: anlamadıkları şeylerden nefret edenler)
    (zinzoline, 02.07.2007 10:01)
  24. beyni tembelliği seçmiş insandır. çoğunluktur.
    (sirona, 02.07.2007 10:21)
  25. felsefe dersindeyim o halde yokum diyen öğrenci versiyonu da vardır.
    (denisu, 02.02.2009 00:34)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil