• görseller

    • felon
  1. bir hikaye. bir insan hikayesi.

    her şeyini düzene sokmaya çalışırken bir anda saçma sapan, sizin bile anlayamadığınız bir nedenle her şeyinizin yıkıldığını hayal edin. elinize hiç istemeseniz de kanın bulaştığı... kazara... istemeden... düşünmeden.

    ve başka bir düzen adına, ceza düzeni tarafından insanlığınızın da elinizden alınmaya çalışıldığını...

    shawshank redemption'ın gerçekçi hali...

    filmin esas karakteri sonradan çıkan val kilmer (john smith). düzenler uğruna yırtılmaya çalışan, kırılmayan çalışan da stephen dorff (wade porter) ve güzel eşi marisol nichols (laura porter).

    losttan çok iyi bildiğimiz harold perrineau da (michael) eksik değil...

    özetle, bu bir drama filmi.

    mucize bir sonu yok.

    http://www.imdb.com/...

    (ülkemizde kolay kolay geniş bir gösterime gireceğini zannetmiyorum. mummy nerde, dark knight nerde, felon nerde...)
  2. uzun zamandır izleyecek film bulamamaktan yakınırken karşıma çıkan çok çok iyi film.
    anlatılmak isteneni çok iyi anlatan. noktasına virgülüne kadar herşeyi içinize işleyen, bir hayatın özeti, bir adamın, bir ailenin, bir düzenin filmi.

    binbir emeklerle, büyük zorluklarla ve sonsuz umutlarla kurduğumuz hayatlarımızın nasıl bir anda darmadağın olabildiğini gözler önüne seriyor.

    evet, hapishane sizi uyuşturur.
    ama aynı zamanda da sizi asıl önemli olanı görmeye zorlar.
    aileyi. ve sadakati.
    ....
    bu sana son tavsiyem, wade porter.
    aileni ne pahasına olursa olsun koru. eğer yeniden öldürmek zorunda kalsan dahi.
    eğer elimde olsaydı, benimkini geri almak için tüm evreni yerle bir ederdim.
    hoşçakal, dostum.
    john smith.
  3. çoğu tırt hapishane filmine göre gerçekçi ve iyi anlatımı olan bir film. hatta şu ana dek izlediğim en gerçekçi amerikan hapishane filmi diyebilirim.
  4. amerikan rüyasında yaşayan wade porter, sevgilisiyle evlenmeyi ve çocuğuna iyi bir yaşam sunmayı hayal etmektedir, ancak bu düşler evine giren silahsız bir hırsızı öldürmesiyle biter, artık hapishanede çakalı çukalı, şerefsiz gardiyanı ile uğraşmak zorunda kalacaktır. ancak şansına yalnız kalmayacak azılı mahkum john smith ona yoldaş olacaktır gibi bir konusu olan film.

    sessiz ve derinden gelen bir film olmuş, şu an az kişi bilmekte ve filmin güzel olduğu kulaktan kulağa yayılmakta. amerika'nın hapishane sistemini, içerde siyah beyaz değil herşeyin gri olduğunu, ve ne yapmak zorundaysan onu yapman gerektiğini anlatan güzel bir film olmuş. val kilmerdobi olunca artık jön rollerinden yardımcı rollerde gözükmeye başlamış ancak bu kötü anlamda değil, hem stephen dorffhem de val kilmerbaşarılı bir performans sergiliyor. ayrıca herkesin lost'un michael'ı dediği (hayatımda lost izlemedim o yüzden bu tabir hiçbirşey ifade etmiyor bana) benim için ise oz'un augustus hill'i olan ve tekrar hapishaneye bu sefer gardiyan olarak dönen harrold perrineauda puşt gardiyan rolünde çok iyi. imdb'de shawshank redemption'dan daha iyi olduğuna dair ateşli tartışmalar oluyor, shawshank kadar güzel değil (gerçi ben tüm zamanların en iyi filmi olarak görmüyorum shawshank'i) mi bilemem ama kendini izlettiriyor, ve konusu itibariyle her an herkesin başına gelebilecek olması filmin seyiriciyi kendini çekmesine sağlıyor. tavsiye ederim...
  5. uzun zamandan beri takip ettiğim, blade serisinin, birinci filminde deacon frost rolünüyle wesley snipesi gölgede bırakan stephen doff'un başrol oynadığı filmdir.

    bir aile adamı olan wade porter, amerikan rüyasını yaşamaktadır: kız arkadaşı laura ve oğulları michael ile mutludur, güzel bir evi ve iyi bir işi vardır. laura ile yakında evlilik planları yaparak mutluluğunu katlamayı düşünen wade'in hayatı bir gecede kabusa döner. evlerine geceyarısı giren bir hırsızı kazara öldüren wade, hapse gönderilir. ultra güvenlik önlemlerinin alındığı ve teğmen jackson'un terör estirdiği hapishanede wade, koğuşu paylaştığı john smith ile dost olur.
  6. oldukça ciddi bir dram filmidir. insanın* kendisini zorunluluktan terk eden eşine karşı duyduğu kızgınlığın ve sevginin, 6 sene daha bir hiç uğruna sırf egosunu tatmin etmek için hapiste kalmasına neden olan memur jackson a duyduğu öfkenin, hapisteyken odasını paylaştığı john smith e duyduğu güveni ve saygıyı sisteme ve hayata karşı bir savaşa ve kavgaya dönüştürmüş olan bir aşığı anlatan film.
  7. son derece hoş bir dram ve hapishane filmi...

    klişe gibi gelebilir bir çok yeri, öyledir de... bir hapishane filminde olması gereken her şey var, tüm çıplaklığıyla... bu tipte hikayeler yeniden yazıla yazıla bir türlü bitmemekte... hoş da olmakta...

    izlenmeli, izlerken sıkmayan, gayet hoş, dramatik, hüzünlü bir hikaye.
    onun haricinde son derece klasik yapıda bir senaryo, belirgin kırılma noktaları ve hikaye aşırtmalar, dramatik vurgular... gerisi klasik...

    ancak güzel.
  8. başrollerinde stephen dorrf ve val kilmer'ın oynadığı harika bir yaşam filmi. film boyunca sıkılmak mümkün değil. filmi izlerken yeri geliyor sinirleniyorsunuz yeri geliyor duygulanıyorsunuz. yani kısaca film barındırdığı duyguyu size de yaşatıyor.