|
|
- italyan sinemasının gelmiş geçmiş en büyük yönetmeni
- amarcord adlı bir kitabı vardı. bunun da filmini çekmiştir. süper zevklidir.
- filmlerini izledikçe bu nasıl bilinçaltı böyle dedirten büyük usta.kendisi gökten inme bir yönetmen olmayıp (teoman) roberto rosselini gibi büyük bir üstadın yanında asistanlıkla sinemaya başlamıştır.italyan halkını özelliklede doğduğu yer olam rimini bölgesindeki alt tabaka insanı üzerine gözlemleri oldukça ilginçtir cinsellik filmlerinin temelini oluşturmaktadır bu amarcordda tavana vuran özelliğidir.ancak la strada bence en önemli filmidir birde meraklısı fellinis romayı izlemelidir,kendisine bu belgesel film hakkında ne kadar süre araştırma yaptığı sorulduğunda filmdeki herşeyi götümden salladım çünkü bu benim romamdı demistir.
(lapsus, 31.03.2005 00:52 ~ 00:53)
- la stradasıyla bile eli öpülesice yazar ve yönetmen.
- şahane bir yönetmen olmasına rağmen kendisine oscar layık görülmemiştir ki oscar jürisinin ne kadar doğru ? seçimler yaptığı bellidir.
- fellini 4 kez oscar kazanmıştır bu oscarlardan biride ömür boyu başarı ödülüdür.
- kendisine fefe diye de hitap edilir.
- 1920-1993 yılları arasında yaşamış italyan yönetmen,la strada(1956)la notte di cabiria(1957)otto e mezzo(1963)ve amarcord(1974)adlı filmleriyle 4 kez en iyi yabancı film dalında oskar kazanmıştır.bu oskarların haricinde onur oskarı'nı da ödül hanesine yazdırmıştır..
- (bkz: satyricon)
- filmlerinde kiliseler (bkz: meryem ana), varoşlar ve sahne sık sık görülür. fellini filmlerindeki sahne gösterileri filmin içinden kesip izlenince de güzeldir, filmin bütünlüğü içinde ayrı bir anlam kazanır. kendi karısının (bkz: giuletta masina) başrol oynadığı la strada ve le notti di cabiria'da cinsellik çok sınırlandırılmıştır, filmin sonundaki françois perier'le öpüşme sahnesi bile esasında yanakların birbirine değmesinden ibarettir. la dolce vita'da ise giuletta masina yoktur, yönetmen kendini sınırlamaz, yine de bu filmde cinsellik belgesel anlayış içinde ilişkinin gösterilmesine varmaz, sadece imalardan ibarettir.
- hatunlar üzerinde uzman olan italyan yönetmen, bunun en iyi örneği 1980 yapımı city of women filmidir.
- otto e mezzo ile aklımı başımdan almış yönetmen. her ne kadar ilk postmodern yönetmen sergio leone kabul edilse de (baudrillard böyle düşünür) kanımca fellini tüm zamanların en yetenekli postmodern yönetmenidir.
(markopaşa, 05.03.2007 18:11 ~ 11.02.2008 02:40)
- (bkz: otto e mezzo)
- luci del varieta (1951)
lo sceicco bianco (1952)
i vitelloni (1953)
la strada (1954)
il bidone (1955)
le notti de cabiria (1957)
la dolce vita (1960)
otto e mezzo (1963)
giulietta degli (1965)
satyricon (1969)
roma (1972)
amarcord (1973)
casanova (1976)
prova d orchestra (1978)
la citta delle donne (1980)
e la nave va (1983)
ginger e fred (1986)
intervista (1987)
la voce della luna (1990)
- federico fellini tüm kesimler tarafından büyük bir yönetmen olarak bilinse de filmlerini izlemek her babayiğidin harcı değildir, zeka, yüksek zevk, biraz da önyargı gerektirir. la strada falan neyse de sonraki yıllarda çektiği filmler çok soyut olup bol araba uçurmalı hollywood filmlerini mükemmel film olarak kabul eden sıradan izleyici için zulüm niteliğindedir. gördüğüm kadarıyla fellini'yi tanımadan filmlerini izleyen ortalama seyirci hep "bu ne lan" şeklinde tepki vermiştir.
- iyi film eksikleri olan filmdir diyerek zeka ve ironi gücünü kanıtlamış yönetmen.
- (bkz: 8 buçuk)
- taraf gazetesi, fellini filmlerinin dvd'lerini promosyon olarak verecekmiş, bu cumartesiden itibaren başlıyorlar galiba..
- amelie filmini görmeden hayata gözlerini kapatmış olması üstad açısından talihsizlik olmuştur.
- komedi filmleri kült ve örnek olmuş italyan yönetmen. tezatlığı mizah malzemesi olarak kullanıp, yarattığı absürd karakterler ile öne çıkmıştır. yeşilçam'ın da esinlendiği bir yönetmen olmuştur. ama halk işi bir mizah anlayışına sahiptir. açıkçası komik bulmuyorum bu yönetmeni. filmleri oyunculuk açısından doğal bir yapıya sahiptir. nitekim bu, bayağılığını ört bas edememiştir. entellektüel ayağına yatanlar ismini telafuz etmeyi pek severler. gerçekten isminin telafuzu dışında hoş hiç bir şeyi yoktur.
(bkz: amarcord)
- "olduğundan farklı bir yerde bulunmayı özlemek, olduğundan başka biri olmayı istemek ya da aniden sıkılmak her şeyden... belki herkesin yaşadığı duygular zaman zaman. ama kimileri bunaldıkları böyle anlardan kendilerine özgü, yepyeni resimler yapabiliyorlar. hayal dünyalarında çizdikleri alemleri gerçeğe dönüştürebiliyorlar. aşık olarak, seyahat ederek, kurallara karşı koyarak, yaratıcılıklarını kullanarak."
"sekiz buçuk" filminde kendi hayatına yakın bir hikaye anlatıyor ve kendi duyarlılıklarını yansıtan ünlü italyan yönetmen fellini. filmde vurgulanmış olan çocukluğundan kalma katolik kiliseye olan inanç ve güven azlığı dikkat çekiyor. kilise eğitiminin üzerinde bıraktığı izler fellininin diğer filmlerinde de göze çarpıyor.
fellini sinemasında, ıssız ve sessiz deniz kıyısı masumiyeti simgeler ve filmlerinde kıyıda geçen pek çok sahne vardır. burada huzur, rahatlık, ferahlama vardır.
- sinema nedir sorusuna elinde kamerayla cevap arayan ve bunu olabilecek en iyi şekilde seyircisine anlatan, insanı faşizmi bambaşka açılardan düşünmeye teşvik eden müthiş italyan yönetmen.
'' faşizmi oluşturan ekonomik ve sosyal nedenleri önemsediğimi sanmayın. ama bence ilginç olan faşizmi belirleyen duygusal ve psikolojik motiflerdir. bunlar nelerdir? bir tür tıkanış. insanın çok genç yaşta tıkanıp kalması, büyüyememesi, gelişememesi. öyle sanıyorum ki, böyle bir tıkanış bireyin doğal gelişimine engel olduğu için, ister istemez saplantılara yol açıyor. tek yönlü bir gelişim de insanı sonunda düş kırıklığına götürüyor. faşizm böylece bir çoğumuz için yıkılan düşlemlere karşı bir seçenek, bir ilaç yerine geçiyor; tutkuları aşmaya yardımcı olacak bir şey... ''
- sinema'da devrim yaratan büyük yönetmen. klasik anlatımı bozan ne var ki bunu godard'ın anti-sinemasından çok öte bir şekilde kişileştiren yönetmendir kendisi. bir nevi sinemada hem ne anlattığı hem de nasıl anlattığı o kadar önemli olmayan sinemaya kucak atmıştır kendisi. ilk dönem yeni gerçekçiliğe yakın duran eserlerinden sonra kendi sesi ve düşüncelerinin üzerine basarak kendi akımını kendi felsefesini ve kendi sinemasını yaratmıştır. tabi otto e mezzo filmi bir nevi milat diyebiliriz fellini için. sonradan yaratacağı eserlerde ise ''fellini's roma'' , ''fellini's satycrion'' gibi bir çok filme kendi ismini koyacaktır.
- komedi filmleri kült ve örnek olmuş italyan yönetmen. tezatlığı mizah malzemesi olarak kullanıp, yarattığı absürd karakterler ile öne çıkmıştır. yeşilçam'ın da esinlendiği bir yönetmen olmuştur. ama halk işi bir mizah anlayışına sahiptir. açıkçası komik bulmuyorum bu yönetmeni. filmleri oyunculuk açısından doğal bir yapıya sahiptir. nitekim bu, bayağılığını ört bas edememiştir.
dönemi gereği takdir edilesi olabilir. klasik anlatımın dışına çıkıp daha özgün bir şeylere imza atmış olabilir ama bu izleyici için ne kadar önemli olabilir ki! sonuçta sanat duygu işidir. seversin veya sevmezsin. herkesin kendi zevkleri veya fikri var. bir takım somut şeyler öne sürerek bunları değiştirtemezsiniz.
gariptir ki bazıları eski bir şey gördüğünde burun kıvırır, bazıları ise sırf eski diye yerlere göklere sığdıramaz. bence fellini buna güzel bir örnek.
görecelilikten bahsetmek bile istemiyorum.
|