1. fazlası zararlıdır çünkü fedakârlık yapa yapa siz artık siz olmaktan çıkarsınız.
  2. takeshi kitano'ya ait 2002 yapımlı the dolls adlı filmde pek duygusal ve aşırı örneklerinin verildiği hadise.
  3. insanın kendi benliğini, ben olmayı ortadan kaldıran şey. sürekli başkasının isteklerini yapmak, o mutlu olsun diye kendi mutluluğundan feragat etmektir. mutsuzluktan başka bir şey getirmez. siz fedakarlık yaptıkça, kendi istediklerinizi yapamadığınız için mutsuzlaşırsınız, zamanla fedakarlık yaptığınız kişiyi mutsuzluk kaynağı olarak görmeye başlarsınız, neden onun için ben fedakarlık yapıyorum ki diye düşünürsüz. ama en kötü yanı fedakarlıklar genelde karşı tarafın haberi olmadığı şeylerdir. dolayısıyla karşı taraf sizin kendinizden ödün verdiğinizi genelde bilmez. bu yüzden bir süre sonra yapılan fedakarlıklar sürekli hatırlatılır, kafaya kakılır. karşı taraf bana ne ben mi istedim der, ki haklıdır, o istememiştir, siz onu mutlu etmek için kendi kafanızda bir formül üretmiş ve onu uygulamışsınızdır. sonuç siz mutsuz olursunuz, mutsuzluğunuz için karşı tarafı suçlarsınız, o size asıl suçun sizde olduğunu hatırlatır. önemli olan fedakarlık yaparak mutlu olmak, mutlu etmek değildir. her şeyinizle bir bütünken mutlu olmaktır.
  4. kişinin erişemediği ciğeri neden yemediğini rasyonel bir şekilde açıklama yolu.

    "daha yapacak çok işimiz var. bu ciğeri şimdi yeseydim sözümüzü tutmamış olurduk."

    demek ki aylardır ciğeri yiyip yememeye yani verdiği sözü tutup tutmamaya karar vermeye çalışıyormuş bizim kedi.
  5. gecenin darında tost ekmeği bulup, sabahın köründe çift kaşarlı tost yapmaktır. daha da fedakar olmak için menemen diyoruz...
  6. sofradan on kere kalkmaktan, onbeş dakikada bir değişen isteklere yetişmekten, gece onikiden sonra mısır patlatmaktan ve sabahın yedisinde makarna pişirmekten hiç yorulmamak.

    not: evimizde 11 yaşlarında bir canavar yaşıyor.
  7. tek taraflı yapıldığında insanı yıpratan,özellikle karşılık görmediği durumlarda yüreğini kanırtan durumdur. tek taraflısı hiç bir işe yaramaz,sadece sorun yaratır. bünye belli bir süre sonra her şeyi boşverir. aslında bunu yapmak istemese bile artık dayanacak hali kalmaz insanın,nolursa olsun der. onun için ilişkilerde sevgiyi artıracak olan karşılıklı fedarkarlıktır fakat bunu yapan insanlarda maalesef az.
  8. fedakarlık, yapılan iyiliğin, fedakar olan kişiden bir şeyler eksiltmesidir. eğer bir insan, severek ve isteyerek, sonucunda hiç bir yük getirmeyecek bir iyilikte bulunuyorsa adı üstünde bu iyiliktir. bu iki kavram birbirine çok karıştırılır.

    bir de kendisinden istenmediği halde bir şeyler yapmak için inat eden insanlar vardır ki amaçları sadece başa kakmak için sebep biriktirmektir. sevgilisine aşık bir kişi "senin için bütün paramı bilete verdim, kilometrelerce yol geldim, sadece seni görebilmek için..." diyebiliyorsa bu bir fedakarlık değildir. çünkü o kişi bunu kendi için yapmıştır, özlediği için. ama sevgilisine vakit ayıramayacak kadar meşgul olduğu işini bırakıp, sırf o istiyor diye onu görmeye gidiyorsa ve bunun lafını yapmamayı becerebiliyorsa işte o zaman fedakarlık yapıyor demektir.
  9. fedakarlık arapça olan "feda"dan gelir. feda elde edilmek istenen şey için ödenen bedeldir. diğer anlamı ise ibadetlerin noksanlarını gidermek için fakirlere verilen şeylerdir ki biz buna kurban diyoruz.

    fedakarlık kelimesinde saklı olan, kutsallık kavramıdır. hani az önce dedik ya istenen şey için ödenen bedeldir diye, iste o bedelin sunulduğu kişinin kutsallık derecesi bedelin miktarını, yani sınırlarını belirler.

    kimi ilginç aşk doktorları "aşkta fedakarlık yoktur" derler. onlara göre fedakarlık varsa aşk yoktur zira fedakarlık kendinden vazgeçmektir ve sıkıntıyı da içerecek bir şekilde bedeller ödemektir, ama aşkta bedel ödemek yoktur zira aşıksan onları bedel olarak görmezsin. bu bana çok ütopik ve kelimenin kendisine saygısızlık gibi geliyor. zira fedakarlık kutsallaştırılmış, yüceleştirilmiş bir varlığa karşı insanın geliştirmiş olduğu bir tutumdur ki aşıkken hepimiz böyle bir durumda kalıyoruz ve feda ediyoruz çoğu şeyi. tam da bu anlamıyla yapıyor ve yüce gördüğümüze yüceliğini vermiş oluyoruz.