kadim atlantis halkı der ki: "al feanor'u vur anakine" tıpkı
star wars evreninin herkül mega güç potansiyelli
anakin skywalker'ı gibi feanor da özünden gelen büyük bir yetenekle doğmuştu. ancak ikisinin de ortak noktası en basit şekilde, tüm üstün özelliklerine rağmen hırslarının kurbanı olup kendilerini helak etmeleridir. eğer
character sheetlerinde bir kaç puan daha
wisdom olsa belki böyle olmazdı, ya da çevresindekilere biraz kulak vermeyi deneseler. bunun için ne
obi wan kenobiler, ne
fingolfinler geçti diyardan hatta
manweler.
feanor çarpıcı bir karakterdir doğruya doğru. ve bir çok kurguda olduğu gibi çarpıcılığının en temel sebebi çelişkileri, insan ırkına ait bir karakter olmamasına karşın insansılığa muadilleri içinde en çok yaklaşan kişi olmasıdır. star wars evrenine dönersek anakin skywalker da insani zaaflarından arınması gereken bir jedi şövalyesi olmasına rağmen bunu başaramadığı için çelişkileri onu karanlık tarafa götürür.
evet; feanor ilk baştan farklı olduğunu bilmekte, içinde kimsede olmayan bir ateş yanmakta. alfabeyi ve
palantirleri yaratması, hünerli elleriyle keskin zekasını birleştirmesi karşısına en büyük tuzağı çıkarıyordu: kendi kendinin kölesi olmak.
kölelik zincirini boynuna geçiren de kendi yarattığı
silmariller oldu. aslında bir
vala olarak kibirli
melkor da gene insani zaafları temsil eden bir karakterdir ve bu açıdan yolun karşı tarafında olsalar da hırsları açısından mutlak değerde birbirlerine yakınlar.
özel, hatta "seçilmiş" insanların tuzağına düşmüştü; bilgeliği gözardı etti, kendi bildiğini doğru olarak gördü ve eleştirilmeye asla izin vermedi. sonuçta akraba katliamını gerçekleştiren de odur,
teleriler gemilerini vermedi diye ilk kanı dökecek kadar gözü öfkeden kararmıştı. akrabalarının ona boyun eğme zorunluluğu olmadığını unuttu. aynı şekilde anakin skywalker da öfkeden gözü döndüğünde jedi tapınağında minik
padawanları biçmekle meşguldü.
babası
finwe'ye duyduğu ateşli sevgiyi de gene bu tür karakterlerin duygularını çok yoğun yaşamalarına bağlıyorum. nefretleri de sevgisi de büyük karakterler; karanlığa dönünce ortalığı yakıp geçerler. nitekin melkor silmarilleri çalıp babasını öldürmesi de feanor'un hikayesinin kırılma noktasıdır; isyan etmeye ve yeminini etmeye o zaman karar verir. bunu da dolaylı yoldan
shmi skywalker'ın ölümüyle birleştirebiliriz.
yalnız doğruya doğru; asla gözardı edilmemesi gereken bir detay da feanor'un gücüdür. artık iç ateşinden mi,
midichlorianından mı bilinmez
balrog efendisi
gathmog tarafından öldürülmeden önce (balroglar
maialardır, valalardan bir kademe aşağıdadırlar ama bir elf teorik olarak asla bir maiaya denk olamaz. bir maia olan
gandalf bile tek balrogla ancak başa çıkabilmişti) bir sürü balrog leşi bırakmıştı. kesinlikle çok cesurdu ve korkusuzdu ama bunu asla bilgeliğiyle birleştirmediğinden her zaman kendisine ve çevresine felaket getirdi.
feanor'un yetenekleriyle dünyaya gelen torunu
celebrimbor elflerin üç yüzüğünü yaptı, çünkü
sauron'un güç yüzüğü tuzağına kanmıştı. bu yeteneği elfler için bir güç kaynağı olacakken sauron'un hakimiyet savaşına hizmet etti. zaten sonra sauron tarafından katledildi.
palantirler de başta
denethor'un delirmesi olmak üzere ilerleyen zamanlarda sauron'un kötü amaçlarına hizmet etti. az bela soy değildir özetle feanor soyu; büyük yetenekleri bir türlü yapıcı olamamıştır.
gene öyküyü iki karakterden örnekle bitirmek gerekirse, anakin skywalker lavların ateşiyle "arındı" ve "öldü", feanor ise son savaşının sonunda kendi içindeki ateşle "arındı" ve yok oldu.