|
|
- peyami safanın yazdığı kitaplardan biridir.konusu doğu-batı çelişkisidir.her zamanki gibi batılılaşmayı yalnış anlayan yozlaşmış insanları eleştirir.burada fatih semti doğuyu,eskiyi,geleneği temsil ederken harbiye batıyı,yeniliği temsil eder.
- sadece batıyı yanlış anlamış yobazlaşmış kimselerin eleştirisi değil islamcı - doğucu kesimin bizzatihi cumhuriyet ideolojisiyle hesaplaşmasının romanıdır fatih harbiye. roman ilk okuyuşta batılılaşmayı yanlış anlamış insanların karşısına konmuş ahlak timsali bir muhafazakar gencin çatışması gibi görünse de aslında batılılaşma'nın toplumu zehirleyen bir şey olduğu tezine gelir bağlanır.
örnekleyin, geleneksel türk müziği eğitimi veren darül elhan'ların kapatılıp yerine klasik batı müziği derslerinin okutulduğu konservatuarların açılması yazara göre türk toplumunu özünden koparmaya çalışanların çabalarından sadece biridir.yani yazar özetle: "yenilik hareketleri toplumun değerlerini sarsan olaylardır ancak. bu yenileşme hareketleri ancak ve ancak geleneklerine ve toplumuna yabancı macit gibi züppe tipler üreten teslimiyetçi bir sistemdir." demek ister gibidir.
ayrıca yazarın külliyatı içerisinde teknik olarak kusurlu kabul edilebilcek tek romanıdır.(aytok, 24.08.2007 22:58 ~ 22:59)
- eserin yıllar önce çekilen filminde; boynuzlara gelen şinasiyi tolga savacı canlandırmıştır.
(bkz: tolga savacı)
- peyami safa'nın yazdığı batıllıaşma özentisi içinde olan bir genç kızla,doğu kültüründen kopmayan bir gencin öyküsünü doğu batı kültürleri çatışması çerçevesinde batılılaşma özentisini eleştirerek anlattığı romanıdır.türk edebiyatının baş en önemli ederlerinden sayılır.
- bir roman ismi olmanın ötesinde kanımca özellikle son 200 yıldır yaşadığımız toplumsal trajedinin sembolize edilmiş biçimidir. doğu ve batı arasında gidip gelmek ya da gidip gelememek… ne tam batı’ya angaje olabildik son 2 asırdır ne de şarkî köklerimizin gerektirdiği yaşam biçimine sadık kalabildik. özelde bireyin; genelde toplumun yaşadığı bu ağır ikilem toplumsal yaşamın her safhasında kendini gösterdi. öyle ki saray kethüdâsı abdulhay paşa’nın sorbonne mezunu torunu şakir efendi kırmızı fesi ve yeşil entarisi ile piyano dersi aldığı mösyö jan’a ‘adio monşer’ diye veda ettikten sonra ikindi namazını kılmak üzere aheste adımlarla ve dudağında âyete’l-kursî terennümüyle şehzâdebaşı camiine yönelmiştir. ve namazı müteakip galatasaray idadisi’nden mektep arkadaşı aynı zamanda şirket-i hayriyye’nin muhâsibi olan ahmed vehbi efendi ile beyoğlu’nun en janti muhallebicisinde russo’nun toplum sözleşmesi tezi üzerine fransızca mukâleme ederler. kahramanları ve mizanseniyle şu anda hayal ettiğim bu sahne uygarlık tarihinin en ilginç sosyolojik sentezlerinden biridir. bu tuhaf sentez özellikle meşhur tanzimat fermanı’ndan sonraki 150 yıllık dönemde değişik formlarda ve giderek kesafet kazanarak yaşana gelmiştir. peyami safa’nın fatih-harbiye metaforuyla sembolize ettiği bu ilginç sosyolojik yapı başta mezkûr yazar olmak üzere edebiyat ve ezcümle sanatın kudretli sanatkârlarına konu olagelmiştir.
|