batı tarihçilerinin sürekli referans olarak kullandığı alman tarihçi prof babinger’in türkçeye çevrilen “fatih sultan mehmed ve zamanı” adlı kitabında yer alan hayret edici tanımlamalardan biri.
babinger yıkıcı, cani, zalim, eşcinsel ve hristiyanlığa sempati duyan bi padişah olarak nitelendiriyor sultan mehmed’i. bu iddialara zemin hazırlamak adına fatih’in kardeşlerini öldürüp bu davranışın osmanlı’da neredeyse bi gelenek haline almasından tutun da avni mahlasıyla yazdığı divan şiirlerine kadar her şeyin mercek altına alındığını söylemek güç değil.
bilindiği üzerine divan şiirinde erkek sevgiliye seslenildiği bazı kaynaklar tarafından öne sürülür, ki bu da ayrı bi tartışma konusu, ancak fatih’in divan şiiri tutkusu ve “galata’yı gören cenneti istemez/ orada o servi yürüyüşlü sevgiliyi gören/ serviyi hatırına getirmez./ orada işveli bir hıristiyan güzeli gördüm./ onu gören, hz. isa gibi dudaklarının hayat verdiğini anlatır” dizleri babinger ile aynı mantalitedeki yazarlar için bulunmaz bi nimet.
bu tür iddialar batılı araştırmacılar tarafından sık sık gündeme gelse de, türk araştırmacı ve yazarlar, kimi zaman makul bi dille kimi zaman da cevap bile vermeyerek öne sürülen savların ne denli gülünç olduğunu ifade ediyorlar.
öte yandan selçuk üniversitesi mevlana araştırma ve uygulama merkezi müdürü yrd. doç. dr. nuri şimşekler, pek çok tarihi kaynağın, bilginin ve araştırmacının fatih sultan mehmet'in 6. kuşaktan mevlana'nın torunu olduğu görüşünde birleştiğini söylüyor. kaldı ki osmanlı padişahları arasında daha önce yaşanan bi durum bu. “çelebi” unvanını mevlana’nın soyundan gelmesi nedeniyle almıştı padişah mehmet.
açıkçası son yıllarda batıda neredeyse bi trend halini alan, yabancıları tutkuyla sarıldığı mevlana felsefesi ile fatih sultan mehmet'e dair yapılan ithamlar pek örtüşmüyor. acaba tüm bu anlatılanlar doğru mu? fatih'in mevlananın torunu olması tesadüf mü? ahilerin yaşadıklarıyla kardeş katli gibi fatih'in radikal hareketleri aynı paralelde değerlendirilebilinir mi? ya da diğer ilginç iddianın kaynağı ne? aynı genlere mi sahipler? bu tür soruları aklına getirenler vardır tabi, son derece yanlış şeyler ama, yapılmamalı, ne alaka yani.
ey batı nerdesiniz? dost musunuz düşman mı? kuyruk acınız mı var? bu yüzden mi since 1453’ün acısını böyle kahpece çıkartmaya çalışıyorsunuz? yazık lan size. batının adı hep” kalleşlikle” mi anılacak?
oltaya gelmiş izlenimi verme pahasına da olsa insanların aklında yanlış bilgi kalmaması adına belirtmeliyim ki fatih sultan mehmet'le çelebi mehmet farklı padişahlardı.
çamur at izi kalsın mantığıyla yaklaşanların son durağı olarak fatih sultan mehmet'i seçtiklerinin göstergesidir. avrupalı erkekler eşlerine söz geçiremeyince, geçmişte nam salmış olan türk erkeklerinin eşcinsel olduğunu ispatlama yolunu seçmişlerdir. bu araştırmalar bu şekilde devam ederse yakında avrupalı kadınlar tatil için türkiyeyi ve türk erkeklerini seçmeyecektir.
zamanında avrupa dünyasının bütün erkeklerini savaş meydanlarında bozguna uğratan bir padişaha kuyruk acısından ötürü askeri deha, büyük devlet adamı, adil hükümdar vs. sıfatlarını veremeyen avrupalı araştırmacıların yapıştırdığı laf oyunu tesbitlerdendir.
asla böyle bir şey yoktur.çünkü adamın yatağına girmemişizdir.varsada böyle bir ithamda bulunmak ne kadar doğru olur ve ya ne kadar sahtekarcadır.bu dedikodu kumkumasının batılı tarihçilerden ortaya çıktığı bir gerçektir ve alınlarının karışlanması meselesi ise ayrı bir girinin konusudur.şöyle ki yanmanın ne demek olduğunu hamurdan ekmeğe doğru dönüşen anlarmış.onun için mevlana top gibi dönerken ona top demek trene bakıp öküz olmakla aynı kefeye düşer.600 yıl önceki cihan sultanının "istanbul muhakkak fetholunacaktır,onu fetheden komutan ne güzel komutan,o komutanın askeri ne güzel askerdir"hadisine mazhar olmuş insanı malum kelimelerle itham eden batı ve bizim cühela halkımız ve bizim talebelerimiz ne dediğinin farkında bile olmadan,dilin kemiği yok deyiminin anlamını bile daha tam kavrayamadan bazı iftiralar ediyorlar.çamur at izi kalsın felsefesiyle hareket eden batı hep sürdüregelmiştir ve sürdürecektirde.bunun gurursuzluk olduğunu kendilerine sormayacak,tarih yapmakla tarih yazmak arasındaki farkın ne demek olduğunu sorgulamayacak hangisinin daha ağır bastığını veya bu milletin hangisini seneler sonra benimsediği hakkında bile yorum yapacaklardır.fatihin bosna ruhbanlarına verdiği haklar okunursa (bkz: www.ttk.gov.tr)" onmousedown="return bkc('1747984','+www.ttk.gov.tr')">www.ttk.gov.tr) bu olay daha iyi anlaşılır.ben bugüne kadar ortodoks azınlığa böyle haklar veren birini görmedim velev ki amacı avrupa hrıstiyan birliğini bölmek olsun.grandük notarasın dediği lafların havada kalmasının yegane sebebi bugün bizim geçmişimize küfretmemizdir."istanbulda kardinal külahı görmektense osmanlı sarığı görmeyi tercih ederim".
allaha resulüne ve gelmiş geçmiş bütün peygamberlere yetmişbin peygambere ve tüm gönderilen kitap ve sahifeler adına yemin eden adam nasıl olur da hrıstiyan olur.olmaz.ama kendisini ilber ortaylı amcanın yorumuna göre romanın yani eski bizansın (bu konuda takıntılıdır kendisi)varisi olarak görmektedir her zaman.ayasofyaya girdiğinde kubbeye ok ta atmıştır.manyakmıdır peki bu adam?şu an bakarsan manyaktır ama o zaman bakarsan hükümdarlık alametidir.yatak döşek yatana kadar o meydan senin bu meydan benim koşan bu padişahı oraya sevkeden nedir? cihan hakimiyeti düşüncesidir.yan gelip yatayım dememiştir kendisi.aynı örneği kanuni için de verelim.zigetvar seferine çıkan padişah 80 küsür yaşındayken manyakmıdır da canına mı susamıştır da sıcak yatağını hürremini bırakıp sefere çıkmıştır.naaşıda tahnitlenip istanbula getirilmiştir ordunun morali bozulmasın diye.fatih hakkında uydurulan bu palavralar tamamen dışmihraklı meseleler olup zihnimizi bulandırma amacı taşımaktadır.onun hocasıyla bile arasına dedikodu sokan zihniyetin dayandığı tek kaynak "neymiş efendim hocası onu yatağında uzanır vaziyette karşılamış".allah allah ya dünyanın neresinde hangi okulda hangi üniversitede hangi medresede hangi kolejde hocanın öğrencisini,kelam öğrettiğini ayakta karşıladığı görülmüş.ooooo padişahımız sultanımız hemen kırmızı halı serelim şurdan iki kuzu çevirin bakın kim gelmiş mi diyecekti.hocasının gözünde fatih dünkü çocuk ona saygı mı gösterecek bide.
ama fatih yeri geldiğinde ulemadanda hesap sormuştur.istanbulu aldığı zaman kapıdan içeri girdiğinde ulemadan biri kalemi göstererek, bu kalemin hakkını unutma der, fatih ise kınından kılıcını çıkararak hocaaa hocaaaa sende bu kılıcın hakkını unutma der.yeri geldiğinde devletin azmi ve bekaası için kardeş katlinide şeyhülislamdan fetva alarak uygular.alın size katil de olmuştur işte.burdan bakarsak katildir,zalimdir çünkü kardeşlerini öldürmüştür.ama o ayağı kırılası çıkabilecek taht kavgalarını önlediği için yüzbinlerce kundaktaki bebeği kurtarmıştır.bunu kimse söylemez.ilk altın para onun devrinde basılmıştır ki ekonomisinin ne kadar kuvvetli olduğu buradan bellidir.bütün hazine onun emrindedir.paraya pula kadına tamah edecek olsa hocasının kapısına gidip ben sizin yolunuza girmek istiyorum beni ne olur kabul edin dermiydi.hocası ise ona bizim yolumuz çok tatlıdır bir daha girersen bırakamazsın.en iyisi sen bildiğin işi yap demiştir.
fatih sultan mehmed çelebi ünvanınada sahiptir.ki çelebi şehir terbiyesi almış,nazik,okur yazar,bazı şeylere vakıf olmuş,başarıya ulaşmış anlamlarına gelmektedir.bu kelime eskiden türkler tarafından allah manasına da kullanılmıştır.buyur bakalım fatih şimdide allah oldu tövebe tövbe.çünkü çalap kelimesine i nispet eki eklenmiştir.ve allah adamı manasınada gelmektedir.yani biz neyi görmek istiyorsak oyuz mevlananın dediği gibi.
çalap kelimesi ise aslında türkçe olmayıp hrıstiyanlığın sembolü olan ve haç manasına gelen salibden bozmadır.bu yüzden hrıstiyanlara hitap edilirken çelebi tabiride kullanılmıştır.evliyayada çelebi denmiştir.e evliya şimdi hrıstiyanmı olmuştur?bu kavramlar bir kullanılır.içiçedir.birbirinden ayrılmaz.
allah'ın fettah ismiyle celallenen yüce padişaha selam olsun...
tüm dünyanın gözünün asırlardır çevrili olduğu muhteşem bir şehri fethedip türkleştirip müslümanlaştıran bir padişaha karşı hırsından ağzından kuduz salyaları, beyninden fitne tohumları akıtan zihniyetten böylesine çirkin bir iftiradan başka birşey beklenemezdi zaten. aynı çadırda sabahlara kadar ibadet edip benliklerini yitirircesine allaha ibadet ettikleri hocası akşemseddin için de partneri yakıştırmasını yapabilecek kadar çirkin, çirkinden de kötü iğrenç bir zihniyet. yazık; aynı havayı teneffüs ediyoruz bu zavallıcıklarla, aynı oksijeni soluyoruz ya onlardan da insan diye bahsediyoruz ya yazık çok yazık..
akabinde 2000 yılında çekilen "dark prince: the true story of dracula" adlı tv filminde sözde ülkesini sömüren soylulardan ve türklerden kurtarmak isteyen vlad (namı değer "kazıklı voyvoda" 'nın) fatih sultan mehmed han lı film kesitinde gözler önüne serilen iddiadır. not: filmde vlad 'ın erkek kardeşine de açık açık askıntı olduğu ima edilmektedir.
zalim bir padişah olduğunu sanmıyorum,halkına ve ümmetine gayet merhametliydi.kendisinden beklenenin her zaman üstünü yerine getirirdi.
peki eşcinsel bir padişahmıydı.tam olarak bilmiyorum.çünkü tüm bunların kaynağı okuduğum tarih üstüne kitaplar ve de kıçım.fakat haremi olan birinin eşcinsel olması hem zor hem kolay.
peki bu iddiaları neden atıyorlar.çünkü o zamanlar kadınların askere alınma oranı %0.01 falandı.devir şövalye devri idi.hangi kadın gelip çarpışacak.eh paso erkeklerle dolu bir kısım orduyu yerle yeksan edersende onlarda seni "bu bizim savaşçılarımızı neredeyse düzdü savaşta" der.daha sonrada düz mantıkla seni eşcinsel ilan ederler.
turuvalı helen hikayasinden yola çıkılacak olursa ki olaya göre paris helen'in erkek kuzeni ile cinsel ilişkiye girmiş bunu gören helen paris'e sarkmış ve malum olaylar zinciri yaşanmıştır. bu olayı bizzat kendi tarihi yazıtlarından buluyoruz. bu olaylar batı toplumunun genel yaşantısı içinde varolan durumlardır. kişi karşısındakini kendi gibi bilirmiş olayı ile alakalı bir durum. osmanlı kültüründe devşirme sisteminin varlığından hapimiz haberdarız. devşirilen ecnebi gençlerin güzel olanlarınıniç oğlan olarak enderun'a alınması ve eğitilmesi bu söylentilerin temelini oluşturuyor olabilir. bilinmeyen şu ki osmanlı devletinde bir de cariye sistemi bulunmakta, küçük yaşlardan dünyanın her yerinden güzel küçük kızlar haremealınırdı. osmanlının estetik anlayışı çok gelişmişti. bu anlayışa göre insan güzelliği seyerdilecek bir sant eseridir. bu tezlerin bşr diğer dayanağı divan edebiyatı dediğimiz klasik edebiyatımızdır. osmanlı toplumunda kadınların genellikle kapalı olması şiirlerin kaynağını genç delikanlılara yönlendirmiş ve onların güzelliği üzerine şiirler yazılmıştır. bu durum batılı kadınların osmanlı topraklarında salınmaya başladığı şair nedim dönemine kadar devam etmiştir. aşık paşa'nın heşt behişt adlı eserinde bir iç oğlanın güzelliğine yazdığı şiirleri örnek verebiliriz. tabii aynı zamnda bir akıncıya aşık olup istanbul!a kadar gelen hayali'nin şiirlerini nasıl yorumlarız bilemiyorum. fakat yazılı olarak hiçbirkaynakta bu tarz bir iddia bulunmuyor. bu sebeple cidden geçersiz bir önerme. zira peygamber efendimizin sözlerini bu kadar ciddiye alan birinin dini yasaklara ne derece aykırı davranacağı maerak konusu
gazı olanların boş lafıdır bu.
batılı zırtapozların osmanlıda bilmedikleri herhangi birşey hakkında ürettikleri şehir efsaneleri vardır. harem bunlardan biridir mesela.
kaç gayrimüslim hareme girmiştir ki; haremde kadınların havuz başında çıplak, yarıçıplak sereserpe yattığını, bu kadınların yüzlerce olduğunu ve padişahın, paşaların istediğiyle bile değil, hep berbaber onlarla yattığını falan bilsin.
osmanlıdaki gayrimüslim; silik ve sevilmeyen hayatını sevemiyor besbelli, müslümanın da hayatını bilmek istiyor ama bilemiyor. yalnız boşveremiyor da. uyduruyor şehir efsanelerinden, eğleniyor.
yalnız bu götten uydurulan hikayeler bugünkü avrupa oryantalistlerine kaynak olmuş ne yazık ki. adam ille de "harem böyleydi, hamam şöyledi" diye tutturuyor. bundan daha acısı biz kendi tarihimize sahip çıkmadığımızdan ya da okuyup öğrenmediğimizden -bir de elin gavurunun şeyini yalamak ve dediklerini kabul etmek hüner olarak kabul edildiğinden- kendi tarihimizdekileri de onlardan öğrenmişiz.
şuan harem ve diğer mahrem (yani elin gavurunun görmediği) şeyler hakkındaki bilgimiz onların götlerinden uydurup dünyaya yaydıklarından ibaret.
bu bağlamda fatih sultan mehmete, diğer osmanlı padişahlarına, türk büyüklerine ve dahi peygamber musmammed mustafa (sav)ya yakıştırılan bu eşcinsel homo gay gibi yakıştırmaların sebebi tamamen bilgisizliklerinden kaynaklanıyor.
adama sormuşlar filanı nasıl bilirsin diye "kendim gibi bilirim" demiş.
şimdi onlar bizi tanımıyor ama merak ediyor (bugün merak edilecek bi tarafımız yok, bunun için "biz" diye bişey olmalı)
kendisi zaten ibnenin evladı, bir de çamur atma merakı zaten var.
bir de bilimadamlarının araştırmalarında çıkan* sonuçlar var. güya "bir erkek güce aşırı değer veriyorsa, yönetmek istiyorsa, bir de zarar vermek, acıtmak istiyorsa bu erkek büyük ihtimalle (ya da kesin) yakışıklı ve güçlü erkeklerden hoşlanır."
"valla siz öyleyseniz buyrun birbirinizi becerin ama biz almıyoruz" demeyi istiyorum ama ibneler olayı mahalle dedikodusundan oryantalizm gibi bir tarih bilimi alanına taşıdıklarından bizim sesimiz çıkmıyor.
belki de onlar kendi iğrenç aile yapılarını kendi elleriyle bozdukları bu günden çok daha öncesinde de sapıkça yaşantıları ile bu noktaya geldiler ve bu yüzden bizi bir türlü anlayamıyorlar.
bir bilimadamı bugün elinde veri bile olmamasına rağmen bunları uydurabiliyorsa -ki bunları söyleyebilmesi için önce böyle bişeyin olurluğunu bir insan olarak kabul etmeli ki başkasına yakıştırabilsin- insan yaşantısındaki sapıklıkların bilim alanında da ne kadar söz sahibi olabileceği dikkatle incelenmesi gereken bir durumdur.
bu iddaaların kaynağı avrupa olsa da gündemimizi işgal etmelerinin esas sebebi ecdadına küfrederek prim yapmaya çalışan marjinal tipler tarafından ısıtılıp önümüze getirilmeleridir.farklı olmak,iyi ya da kötü bir şöhret sahibi olmak isteyen tipler genelde bu yönteme başvururlar.x eşcinselmiş,y allahsızmış gibi iddaalarının kaynağı kıçlarından aldıkları ilhamdır.bunu yaptıkça da el üstünde tutulurlar.ödül alırlar,avrupa'nın yakın markajında kendi milletinin değerlerine sövüp dururlar.ha bir de bazıları kavramların içini boşaltıp ezildiğini düşündüğü kesmin yardakçısı olur.bunlar demokrat olurken bunları tasvip etmeyenlerse faşist olurlar.bir de utanmadan gelir sözlükte bu idaalarla ilgili başlıklara faşist giriler girerler.ha "yüzleri kızarmıyor mu?" diye soruyorsanız söyleyeyim;hayır!sizi gidi aşağılık zenciler sizi!
olabilir. neden olmasın? bir engel mi var? sırf istanbulu fethetti diye eşcincel ya da zalim olamaz mı?padişah anaları adlı kitaba bir bakmanızı öneririm daha neler var neler...
sayın sözlük yazarları lütfen aklımızı başımıza alalım. bu batı denilen tek dişi bile kalmamış medeniyet ecdadımıza küfrediyor biz ise buna ''evet, olabilir, ne var bunda'' diyebiliyoruz.
lütfen bir gerçeği anlayalım. adamlar aslında ecdadımıza küfrederken bizleri hedef alıyor, bizlere küfrediyorlar. ee ne yapsınlar açıktan bize küfredemeyince dolaylı yollardan bize küfrediyor bu ibne oğlu ibneler. bunların babaları da aynı bunlar gibi ibneydi.
bu noktada evet bölye bişey vardır demek onların ekmeğine yağ sürmez mi ? ya böyle bişey olsa da evet desen demeye de, böyle bişey de yok aslında . adamlar istanbul u kaybetmenin acısını bir türlü unutamadılar. iyi girmiş anlaşılan bunlara. kızıl sultan, ibne sultan gibi söylemlerle kin kusuyorlar, bizde onlara şak şakçılık mı yapacağız?
allah aşkına sorarım size bu batı bizi ne zaman sevdi ki? bize ne zaman değer verdi ki?
fatih, sultan, zalim, eşcinsel sıfatlarıyla tarif edilmiş bir padişah. ilk üç sıfat herkesi, son sıfat ise, ki cinsel organıyla ne yaptığıyla ilgili, kendini ilgilendirir. yoksa birilerine mi sarkıyor, diye sormak gerek ama, adam ölmüş gitmiş.
"fatih sultan mehmet zalimdir" diyenler için "fatih'in fermanı"na bi bakın derim.
eşcinsellik olayını mustafa kemal atatürk için de zırvaladıklarını, bunun sadece bok atmak ve başarıları gölgelemek için özenle üzerinde durulan bir çalışma olduğunu idrak edelim lütfen. fatih sultan mehmet bir çağı kapatıp diğerini açan, konstantinapolis'i istanbul yapan fetihin fatihidir. bu durumun yunanlılarda ve yunanlıların avrupa'nın şımarık çocuğu olmasına fırsat yaratan avrupalılarda büyük bir kuyruk acısına sebep olduğu açıktır. öyle ki onlar hala bu güzide şehre istanbul diyemez, konstantinapolis diyerek akıllarınca "burası bizimdir" mesajı vermeye çalışır. yemeyelim.
fatih sultan mehmet iddia edilen kişi değil, en basit ifadeyle çok büyük bir padişahtır.
hz.muhammed'in hadis-i şerifini gerçekleştiren bir padişah eşcinsel olabilir mi? istanbul bir gün fethedilecektir.onu fetheden asker ne güzel asker,onu fetheden komutan ne güzel komutandır...hadis-i şerif