bu insan çizmez anlatır. bir nevi yazarak karikatür yapmaktır kendisininki. fotoğraftan karakter tahliliyle (daha sonraları kemikte bu olayı genişleterek anneden, ağızdan, boktan, manitadan gibi boyutlara taşımıştır) akıllarda yer etmiştir.
penguen'deki tavşanlar sayfasındaki karikatürlerin bir çoğunun fikir babası. yıllardır bildiğim için şöyle bir yorumda bulunmayı kendimde hak görüyorum; esprileri birbirini tekrar eder nitelikte
insanların fotoğraflarını, aslı olup olmadığını kontrol etmeden, kimin olup olmadığını, gönül rızası ile gönderilip gönderilmediğini bilmeden dergisine koyup altına rencide edici, kırıcı, komik olduğunu düşünen, kendi tanıdıklarının da resmini koyarak karakter tahlili yapmasını beklediğim ve arzuladığım yarı insan.
amatör olarak espri göndererek başlayan,bahadır baruter'le lombakı yaparak yerini sağlamlaştıran ve şu an bir sürü çizere espri kaynağı olmaya devam eden kişilik
zamanında l-manyak'taki konu salağı kısmında iyi işler yapmış fakat sonradan kurumuş kişi. artık mizah dergisinde yazdıklarını okuyan kaç kişi vardır bilmiyorum.
ekşisözlüğün yaran başlıklarını dergisinde kullanan mizah adamı. 1-2 sayı önce denk gelmişti zaten devamlı alamıyorum. ismail yk ile boys anıların grup kurması mı ne onla ilgili bir şeydi. o dakikadan sonra diğer esprilerine de şüpheyle baktım.
bir aralar ceza kişisi ile atışan yazar.hatta ceza bir dissle cevap vermiştir kendisine.
fatih solmaz ın aklı var mı
peki kıraç toprak hiç eder mi
lafını bilmeyen it bu rapi yer mi
sol kroşe o kıça girer ama çıkmaz
boş espri kes gazeteden olsun
fatih'im hariç penguene respect
diyerek devam eder.
şimdilerde hakan karataş'la süper adında bir köşe yapıyorlar. 1. ve 2. lombak karikatür albümlerini okumuş olan insanlar, bu köşeyi okuduklarında bu insanın kendini tekrarlamaktan bile aciz olduğunu anlarlar. ha bi de patates baskı diye ayrı bi köşe yapıyo ki ona hiç girmiyorum. penguen'den koşa koşa gitmeli, bir daha da geri dönmemelidir kanımca.
hakan karataş : abi yine sperm bankası'yla ilgili karikatür vermiş bana yeter ya artık çekme zorunda mıyım ya!
umut sarıkaya : olm sus duycak sıçıcaz sonra ikimiz de.
hk : dayanamıyorum olum artık anlamıyo musun! benim de ideallerim var lan! genç bi mizahçı olarak kariyerimi bu herifin elinde çürütmek zorunda mıyım ben!
us : tamam abi bırakır gider yakında zaten, biraz daha sık dişini.
hk : tamam sıkiim diyorum ama karısı da dadandı başıma, o da çizmemi istiyo bi şeyler verip. yavaş yavaş ele geçiriyo olum dergiyi diyorum bak sana.
us : tamam git konuş o zaman bahadır abi'yle bak bakalım ne diyo sana..
hk : bak yaa! ikinci karikatür de organ mafyası'yla ilgili!
yeni aktüel'in ilk sayfalarında köşesi bulunan mizah kişisi.. ancak güldürmeyen bir mizah kişisi artık.. geçtiğimiz sene (2006) penguen'deki lombak'ta (hakan karataş'la beraber de olabilir) kaplumbağa terbiyecisi karikatürünün bokunu çıkarmıştı.. gani müjde'yle emekliğin tadını çıkarmasını dilerim..
zamanında fena işler çıkarmayan, kankası gani müjde ile artık kendilerini sıfırlayan, komik oldğunu zanneden; ama içi boş, anlamsız ve gereksiz espriler yaptığının farkında olmayan, bir de çizimleri başkalarına yaptıran bir an önce emekliye ayrılması gereken mizahçı.
köşelerinin bir kısmını mutlaka, polemiğe girdiği sözlük yazarlarıyla ve internet siteleriyle sidik yarıştırmaya ayıran yazar-çizer. konu salağı gibi muhteşem eserler çıkarmış biridir. kendisi, gazetelerden, haberlerden espri bulmak gibi bir tarzı benimser, güzel de işler çıkarır, ancak; "herkesin işine bakması ve ömrünü tamamlayan işlerin bitirilmesi" kanaatindeyim. bir mizahçı köşesini ahmet hakan'mışçasına kullanmamalı.
şahan gökbakar ile vakti zamanında tartışmalarını müteakip şahan beynini aldıran adam rolünde solmaz'ı fatih sonkaz ismiyle kendi için küçük solmaz için büyük bir hakaret ile nitelemiştir.
(gidiyorum bu, 02.08.2007 13:13 ~ 16.09.2007 12:35)
mizah işine iki-üç yıl ara verip uzaklarda, çok çok uzaklarda, her türlü el şakası ve kelime oyunundan fersah fersah uzakta, tüp bebeklere ve organ nakline rastlanmayan binlerce, on binlerce kilometrelik yolların çok çok ötelerinde, "ehele möhölö" diye gülünmeyen, "adamın biri zeytine bayılırmış, zeytin yemiş bayılmış" tümcesindeki nesnenin yetişemeyeceği denli uzak ve kurak diyarlarda, en esaslısından bir aydınlanma için sıfır eylem felsefesine odaklanmasını salık verdiğim yorgun mizahçı.
kendisi ziyadesiyle yorgundur, hayal gücü ve mizah kalitesiyle ilgili tek bir önermem yok dikkat ederseniz, kendisi sadece yorgun düşmüştür. uyuyan arkadaşın eline traş köpüğü sıkıp yanağını gıdıklamak, bir diğer uyuyan elemanın da kıçında yumurta kırmaktan başkaca gülecek, eğlenecek iş bulamayan koca bir jenerasyonun tüm mizah ihtiyacını gidermek amacıyla üstlendiği ve ne yalan söyleyelim, başarıyla da sürdürdüğü bu ulvi misyon fatih solmaz'ı artık yormuş, bıktırmış, bezdirmiştir. öte yandan; artık zaten devir değişmiş, mevzuubahis misyon muvaffakiyete ulaşmış, fatih bey'e de madalyonu defalarca takdim edilmiş; lakin kendisi "lan dur daha güldürecek nice liseli talat'lar var" diyerek koltuğuna partisindeki on baykal gücünde sarılmıştır.
sevgili fatih solmaz; üstad bırak artık, bak derginizden (penguen) ayrılan elemanlar var ya, işte onlardan bir tanesinin tek bir karikatürüne karşılık senin tüm mizah birikimini bir çırpıda yok sayacak nice mizahseverler tanıyorum, yahu insanlar gaffur'a bile daha çok güldüler, farkında değil misin ? kendi ruh sağlığın, mizah aşkın, neşen için uzaklaş buralardan; inan döndüğünde her şeyi çok daha güzel bulacaksın. insanlar mizah dünyasının o incelikli, bol kıvrımlı, kafa kurcalıyıcı yollarından uzaklaşıp bir nebze geyik yapmak için sana ihtiyaç duyuyor olacaklar. sevdiceğinin kollarına ağır çekimde koşan hülya koçyiğit neşesiyle döneceksin bu topraklara tekrar. iki-üç yıl sadece, çok değil, hepsi bu.