16 ağustos günü yazdığı yazıyla bu ülke için ne kadar değerli bir yazar olduğunu anladığım; beni 'o olmasa her gün kime küfür ederdik' diye derin düşüncelere salan gazete yazarı (daha sonra küfür edecek bunun gibi birsürü adam olduğunu hatırlayarak rahatladım)
16 ağustos günü yazdığı yazısında, lübnan'a barış gücü gönderme konusundaki yorumlarıyla olaya son noktayı koymuştur. lübnan'a asker göndermenin gerekli olduğunu belirterek şöyle bir noktaya değinmiş yazarımız
"türk anaları vatanı korusun diye askere yolladıkları "mehmetçiklerini" artık uzak diyarlarda kaybetmek istemiyor. pek çok yazarımızın popülist yaklaşımla da olsa ortaya koyduğu bir gerçek var ki, hiçbir "vıp" in evladı, kritik noktalarda görev almıyor.
şahsen ben de "mecburi askerlik" yapan evladımın gidip araplarla israilliler arasında nöbet tutmasını istemem."
böyle hassas bir noktaya parmak basan yazarımız çözümünü de söyleyerek ülkeyi büyük bir çelişki içinde kalmaktan kurtarmıştır.
"ama bunun çözümü var: profesyonel ordu.
türkiye'nin zaten uzun vadeli böyle bir düşüncesi var.
türk silahlı kuvvetleri, giderek artan bu tarz görevler için kendi içinde "profesyonel bir birim" oluşturabilir.
yani en küçük rütbeli askerinden, en üst rütbeli subayına kadar tamamı "maaşlı muvazzaflardan" oluşan bir birim.
bu birimin tabur mu, tümen mi olacağına, yani büyüklüğüne ihtiyaçlara göre karar verilir.
isteyen her türk vatandaşı bu profesyonel orduda görev alır ve ülke çıkarları için uygun görülen görev neredeyse oraya gider. bu somali de olabilir, afganistan da olabilir, lübnan da...
böylelikle de tartışmalar biter.
ne de olsa parasıyla..."
(bkz:
ne de olsa parasıyla...)
evet ne de olsa parasıyla değil mi? parayı bastırın yazıyı yazdırın...
(bkz:
sahibinin sesi)
yazının tamamı için (bkz:
http://www.sabah.com.tr/...)