solino adlı bir önceki filminde ona uluslararası ün kazandıran gegen die wand'ın izlerini bize gösteren yönetmen..zira,aynı duvara karşı gibi solino da hikayede sonlara gelindiğinde birdenbire dinginleşip,çok uydurma ve çabucak geçiştirilen bir finalle bitmektedir..
en son izlediğim bir röportajında rahat tavırları, almancı olsa mı olmasamı konuşma tarzı, kestirdiği (güzel olduğu) saçları ve evet kalın siyah kaşları ile dikkatimi cezbeden insan.
filmleri konusunda ise "helal olsun" dedirten kişilik, zira istanbul hatırası adlı belgesel tadındaki filmi cannes film festivalinde gösterilecekmiş.
cannes film festivalinde emir kusturica'nın juri başkanı olacağı juride yer alması için davet almış, bizi bir kez daha gururlandırmış, "türkiye'nin yetiştirdiği" demek pek de mümkün olmasa da "en yetenekli türk yönetmen" demenin yerinde olacağı insan.
(bkz: im juli)
(bkz: kebab connection)*
(bkz: gegen die wand)
(bkz: solino)
dün gece beyaz show'da korsan dvd satın aldığını itiraf edip beni dumur eden yönetmen. sebebi sorulduğunda ise orijinal dvd'lerin çok pahalı olduğunu söyleyip takdirlerimi toplamıştır kendisi.
yönetmenliği çok iyidir, zaten çektiği filmlerle de bunu ispatlamıştır kendisi. fakat benim dikkatimi çeken davranışları oldu. im juli vizyona girdiğinde zaga'da görmüştüm onu ilk kez. okan bayülgen kendisinden filmi anlatmasını istediğinde "walla bi oğlan var, bi de kız var. bunlar aşık oluyolar falan temmuzda geçiyor, güzel ya gidin seyredin nasıl anlatayım şimdi" diyerek koparmıştı beni. o zaman bu cümleleri kurmasını türkçe'yi iyi bilmemesine bağlamıştım ama ardından farklı ortamlarda gördüğümde bunun diliyle ilgili olmadığını da anlamış oldum. adam çok rahat. genç yaşında ciddi başarılara imza atmış olmasına rağmen kasılmayan, "walla öle yani" şeklinde cümleler kuran, sakin davranan bir karakter. böyle insanlara ihtiyacımız var, evet.
fakat bu kişi türkiye'de yetişse bu başarıyı yakalar mıydı, o ayrı bir muamma. türkiye'de sinema sanat olarak değil para kazanmak ve ünlü olmak için geçilmesi gereken bir yol olarak görüldüğünden acaba o da bu furyaya katılarak saçma sapan diziler mi çekerdi yoksa bugün olduğu gibi sanatını sanat için mi yapardı bilemiyoruz.
bahsedilen rahat ve sempatik tavırlarına az önce kanal d de,yaşlıca bir teyzenin buzdolabını stüdyoya getirmiş ve içindekileri insanlara gösteren okan bayülgen'in "sarma alır mısın fatih??" sorusuna "ağzımda sakız var bea abii!!az sooora az.." cevabını vererek bir yenisini eklemiş ve gönülleri çelmiş,kısa saçlarıyla pek hoş olmuş şahsiyet.
hollywood hayalleriyle zamanını boşa harcamayıp çektiği filmlere kendini dünya sinemasına kanıtlayan başarılı yönetmen.ayrıca samimi tavırları ve mütevazılığıyla herkesin beğenisi toplamıştır.genç yönetmen arkadaşların örnek almaları gerekir.
her ne kadar duvara karşı'yla ödül alıp tanınsa da ben esas temmuz'da filmine biterim... insana yollara düş , aşık ol, yarını düşünme gibi telkinlerde bulunan bi filmdir temmuzda..ve ayrıca filmdeki renkli gözlü alman kızda (christiane paul)
bi afettir,o gözler adamı öldürür be
hayatımdaki en büyük tokatlardan birinin sahibi..bendeniz meşhur genellemeci önyargı timsali hayatberbat efendinin en güvendiği genellemelerden biri olsan almancılardan bi cacık olmaz genellemesini çektiği filmlerle tokat gibi yüzüme çarpan şahsiyet..demek ki neymiş tüm genellemelerin yanlış olduğunu unutmayacakmışsın hayatberbat efendi..
filmlerinde harika müzikleri kullanan güzel insan.
kendisine türkiyenin tarantinosu denmesine rağmen tarantinoya burun kıvıran,ancak onun gibi her filminde hep belli oyuncularla çalışan,filmlerinde lafı gediğine koyan karadeniz asıllı yönetmen.