|
|
- ing. moda, tarz.
(bkz: fashion tv)
- ing. moda, tarz, kendini ifade etme biçimi, sosyal akımları tabir etmek için kullanılabilecek bir ingilizce kelime. özetle tek kelimelik bir türkçe çeviriye sahip değil.
nihayetinde fashion kelimesini farklı açılardan ele almak istiyorum.
benim tanımım şudur ki; güçlü karizmalar tarafından oluşturulup, kendi karizması - yani "benliği" yeterli seviyeye ulaşmamış kişilerin sosyal hayattaki tercihlerinin "yansımalarının" tümüne fashion denir.
ve bir çok insan
1- kurbanı
2- kölesi
3- savunucusu/takipçisi/taklitçisi
haline gelir.
1-öncelikle kurbanlardan başlayalım. illa ki bir çoğumuzun annesi kardeşi vs. 80 li yıllarda kuaföre gidiyorsa eğer hayatlarının bir dönemini yakışsın yakışmasın, permalı geçirmiştir.
karın bölgesinin üstüne kadar çekilmiş kot pantolonlardan vs.' den bahsetmiyorum bile. sözün özü dünya kadın nüfusu bir kaç yıl sonra eski resimlerine baktıklarında tiksinecekleri bir modanın kurbanı oldular. oysa nasıl da tuzlukla koşmuşlardı kuaförlere.
taytlara kurban giden 100 kiloluk kızlarımız, bol pantolonlarda kaybolan tıfıl delikanlılarımız. hepsi hüzünlü hatıralara maruz bıraktılar kendilerini.
2- kölelere gelecek olursak. bu kişiler için bir ayırt etme eylemi söz konusu değildir. akım ne ise onu takip etme zorunluluğu, daha da ötesi ihtiyacı vardır.
her sene insanlarla daşşak geçer gibi değişen giyim modası nice genç kızın günü iki elma yiyerek geçirmesine sebep oluyordur bu acımasız dünyada kim bilir. aynı şekilde erkekler açısından bakarsak asgari maaşını cep telefonuna gömen koç yiğitler ne acılar çeker kim bilir. altı üstü polifonik melodi(kurtlar vadisi) yüklemek için değmeyecek işkencelere katlanabilirler.
bu olaya en çok berberlerde rastlanır. bu gencoların bu iş için ayırdıkları düzenli fon "cep telefonu değiştirme parası" olarak literatürde yer edinmiştir.
3- en sevdiğim; savunucusu/takipçi/taklitçi tayfa. bunlar nispeten seçici ve genellikle fashion kelimesinin yoğunluklu olarak sosyal kanadında yer alırlar.
çeşitli örneklerle geçeyim.
*"gençliğinde solcuydu bu, sonradan liboş oldu" denilen abiler ablalar
*en sevdiği film eternal sunshine of the spotless mind olmasına rağmen 50 kere gladiator izleyen delikanlılar. veya pulp fiction sapığı olmasına karşın recep ivedik etkisinde kalıp "gonuşma lağn" diye dolaşan denyolar da olabilir elbette.
*müzik; bir arkadaşımın tanımıyla "morrissey'i 1 aydır tanıyan 40 yıllık fanlar. türk popuna gönül veren metal duayenleri. mustafa sandaldan cradle tişörtlerine sancılı geçişler.
*en sevdiklerimden birisi: bir kaşık nutella verenin 40 yıl geyşası olurum diyen elemanlar. günde 5 kavanoz yiyorum yine de kesmiyor diyen çılgınlar. amına koduklarım taptığınız nutellayı kaç aydır yıldır yemediniz?
örnekler pek çok olguyla çoğaltılabilir. misal en sevmediğim "kısfmet" salgını gibi.
modalar, akımlar vs. ler leştir. takip eden de beyinsizin önde gidenidir demiyorum. ancak şu aşikar ki bu akımlar uğruna kendini maymun edenler, kurban gidenler, yapay karakter oluşturanlar. işte bunlar jargonda iki kelime ile tanımlanır.
"hedef kitle".
- (bkz: çok aykırı kişisel ileti)
- çin malı çift hatlı telefon markası. televizyonu bile var ve bayağı güzel gösteriyor. dokunmatik ekran, telefon çalarken ters çevirdiğinizde telefon sessiz moda geçiyor, telefonu salladığınızda arkaplan resmi falan değişiyor, menülere bakarken sallayınca diğer menülerin olduğu ekrana geçiyor, mp3 çalması video oynatması zaten var, dışarı ses vermesi hayvani derecede, yanılmıyorsam 3 megapiksel kamerası var he söylemeyi unuttum galiba 170 ytl gibi bir fiyata satılıyor.
|