eriyen adam
gözlerim gözlerinde dinlenirken eriyor,
eriyor yaklaşırken dudağına dudağım.
zerrelerim çözülmüş gibi sesler veriyor,
ben sıcak bir denize inen buzdan bir dağım.
yanında damla damla bittiğimi duyarım,
yoklarım yerinde mi yüzüm,alnım,saçlarım?
bir göğüs geçirerek derim ki:'yine varım,
fakat bir rüya gibi şimdi kaybolacağım'
bir gün,için içimde neyim varsa alacak,
varlığım bir su olup kabından boşalacak,
benden nişan olarak kucağında kalacak
boş bir yığın:elbisem,gömleğim,boyunbağım.
muhteşem şair, inanılmaz insan, aşmış dizeleri olan derin sanatçı. benim bir nolu tercümanım. rahmetle anıyoruz kendisini.
seçme bazı şiirleri: alçıdan heykel, allahaısmarladık, ardında, cennet ve cehennem, davet, eriyen adam, gizli bakışlar, hayat, kıskanç, kış bahçeleri, onu bir gün görmedim, sana, sanat, sen nerdesin?, son beklediğim, suyun üstünde mısralar.
elimi beş yerinden dağladı beş parmağın
bağrımda da yanmadık bir yer bırakmadan git.
bir yarın göçtüğünü, çöktüğünü bir dağın
görmemek istiyorsan ardına bakmadan git.
bütün beş hececiler gibi şiire aruzla başlayıp sonradan hece veznine geçmiş olan cumhuriyet dönemi şairi. şiirlerinde öyle derin anlamlar yoktur; birçok şiiri köylü aşıkların şiirleri gibidir. ama yine de han duvarları gibi türk edebiyatının en iyi şiirlerinden birini yazmıştır.
faruk nafiz'le ilgili şu anekdot oldukça ilginçtir:
bir gün istanbul'daki ablasını ziyarete gider faruk nafiz. ablasının bir oğlu vardır;okulda edebiyat hocası faruk nafiz'e ait bir şiiri ödev vermiştir ve açıklanmasını istemektedir. çocuk dayısını görür görmez "aman dayıcığım, hoca senin bir şiirini ödev verdi, yardım etsen de birlikte yapsak" der. "hay hay" der. faruk nafiz. oturup bir güzel şiiri açıklar.
birkaç hafta sonra hem ablasını yeniden ziyaret etmek hem de koltukları kabararak yardım ettiği yeğeninden bir çift gönül okşayıcı söz duymak için yeniden konağa gider. yeğeni yukarıdadır. faruk nafiz keyifli keyifli "yeğenim, noldu nasıl geçti ders?" diye sorar.
aldığı yanıt, sitemkâr ve sinirli bir şekilde "dayı, sen ne biçim açıkladın şiiri ya, hoca hiç beğenmedi." olacaktır.
demokrat parti eski milletvekili olarak yassıada'da yargılanmıştır. hapis cezası aldıktan sonra kayseri cezaevi'ne nakledilmeyi beklerken, adnan menderes'in bir gün önce intihar teşebbüsünde bulunduğunu ve ölmediğini, ancak o gün, hem de güpegündüz saat 14.30'da imralı adası'nda idam edildiğini duyar. menderes'in idam edilmesine isyanını şu dizelerle haykırır:
ömrünün zehrini katmıştı ecel şerbetine,
ona çok gördü kader son kadehin dolmasını.
mutlaka istedi mevlâ, o mübarek kulunun,
intihar etmeyip, illâ ki şehit olmasını.
her ne kadar han duvarları ile tanınsa ve anılsa da daha başka güzel ve ilginç şiirleri olan şairimiz. han duvarlarının ilgi çeşmesinin en önemli nedeni hece ölçüsüyle yazılmış manzum hikaye olmasından ziyade konusunun o döneme hakim olan anadoluya yöneliş olması ve ilk kez anadoluyu gerçekçi biçimde anlatan şiir olmasındır. şiir dönemin sanat anlayışının abideleşmiş bir şeklidir kısaca. bu yüzden tüm diğer şiirleri bu şiirinin gölgesinde kalmıştır.
şiirleri hece ve kafiyeden dolayı kısıtlanmıştır. zor okunurdur yani akıcı deildir. ve anlam zman zaman zorlamadan değer yitirmiştir. buna rağmen duygu bakımından yahya kemalden kat kat ileridir. duyguları ve hayatı hakında şirlerinde ip ucu bulmak mümkündür.
şiirlerinden anlıyoruz ki nişanlı bir kıza aşık olmuştur, anlıyoruz ki fahişelerle ilişkisi olmuştur ve aşkından dolayı küfre girecek, dinden çıkacak şiirler yazmıştır.
aya manzumeler şiirinde nişanlı bir kıza aşkını anlatır, güzel ve kıskanç şiirlerinde dinden çıkacak kadar sevgisini ve kör kuyu ve onlar şiirlerinde ise fahişelere olan aşkını anlatır.
onu bir gün görmedim adlı dizelerin sahibi büyük üstad.
yüzüme sert çizgiler çekti senin adını,
hasret saatlerini saydı saçımda aklar.
senin ağzından çıkan bir cümlenin tadını
ne bugün içki verdi,ne bu gece dudaklar!
sorma,nasıl yollarda tutunabildiğimi,
nasıl siyah rüzgara yaşımı sildiğimi...
görür görmez kapında yere devrildiğimi
ürperdi bir tekinsiz kedi gibi sokaklar.
gece muzlim şeklini bana çizmese perde,
sesin bir sırça gbii kırılmazsa içerde,
beni bugün serilmiş görenler orta yerde
yarın da bir çukurun içinde bulacaklar...