bazı insanlara doğuştan verilen bir yüktür. değiştirebileceğiniz ya da değiştiremiyeceğiniz her şeyi isteseniz de istemeseniz de görmenizdir. pek mutlu ettiği söylenemez. en kötüsü de kendinizi dilsiz gibi yada yabancı, bilinmeyen bir dili konuşuyormuş gibi hissetmenizdir ki; bu da sizi çoğu zaman yalnız bırakır.
sürekli olarak üstünde durmaya çalıştığım bir olgu olmasına rağmen, üstüne aşırı durduğumdan ötürü zaafa uğradığım bir yük aynı zamanda. aslında her ne kadar kendimizi tanıdığımızı ve yaptığımız işlerin, sahip olduğumuz özelliklerin farkında olduğumuzu iddia etsek ve öyle olduğunu zannetsek de mutlaka bir bilmediğimiz ayrıntı çıkıp bir gün karşınıza çıkabilir. önemli olan insanın sadece kendinin farkına olması ve öylece konuyu kapatması değil, "gizli kalmış olan başka şeyler de olabilir" düşüncesiyle her an kendine farkında olmadığı bir şeyleri arayan bir yapıda olmasıdır sanırım. hiç tahmin etmediğiniz bir noktadan uyarı gelip "abi sen böyle böyle yapıyorsun" diye bir uyarı çıkıp geldiğinde şaşırıp da "ulan hiç haberim yoktu" dememek lazım. o yeni uyarıyı da "farkında olduklarım" listesine atıp yola bunu da dikkate alarak devam etmek gerek.
toplum gönüllülerinin yaptığı her projede hedeflediği şey.
muammadır,sorundur,kocaman bir yüktür ruhunuzun en derininde bir yere yerleşen...siyahla beyazı aynı karede yaşadığını görmektir,kimi zaman siyaha çalmak ama hiçbir vakit tam bir beyaz olunamayacağını bilmek,bunu kanıksamaya çabalamak,çoğu kez başaramamaktır.sıkıntı yaptığında sıkıntı yaptığın şey için bile sıkıntı yapmaktır,dünyada,ya bırak dünyayı çevremde bunca şey gelişirken birileri biryerlerde açlıktan ölürken,ben bu sebepten dünyamı nasıl berbat ediyorumu bünyeye sindirememektir,lakin sabah kalktığında yine o içini sızlatan şeyle uyanmak,içini sızlattığı için kendine kırılmaktır.gereksiz bir saflıkla değil,yaşadığı hayattan memnun olmayıp en kolay yol olan saldırma politikasını tercih ederek değil,oturduğu yerden ahkam keserek hiç değil,salt önemini anladığın için,hayatın bildiğin gördüğün gerçeklerini kabullendiğin için,bir çok şeyin seni huzursuz etmesinin yanında birçoğunu değiştiremeyeceğini bildiğin için...anlamsız bir boşlukta ya da boşluk olduğuna kim karar vermektedir ki değişik bir boyutta yaşamaktır.bir çok şeyin gerçekliğine inanmamak,yalanı sevmemektir,ama bilmektir ki mutlu olmanın yolu çoğu zaman birilerinden duyulacak yalanlara inanma katsayısıyla alakalıdır,lakin bu bünyeye ağır gelmektedir.yalnız kalmak en büyük tercihdir sanırım bu koşullar altında imkanlar el verdiğince fiziksel olarak olmasa bile manevi anlamda yalnızlık benimsenir,çoğunlukla sonu buhrandır,bitsede gitsek artık moduna girilir.inanılan lakin hayat içinde anlam kazanamayan dini inanışlar silbaştan sorgulanır,asla sorgulanmaması gerektiğine inanıldığı halde..hayırlısı türevinde cümlelerle insan kendini yatıştırır ama kanımca en güzel en yaşanabilir olanı bilmektir,bütün kalbinle onun varlığına birliğine,sonsuzluğuna inanmaktır,ona sığınmaktır,belki ihtiyaçtan,belki de garantisine inanılan tek şey olduğu için,elini kolunu dahi sahiplenemezken bir başkasını bir şeyi nasıl sahiplenecek ki insan ne de olsa...bunların yanında zaman zaman çok güçlü kimi zaman da minicik bir bebek kadar pasif hissetmektir,sanki hayat bir köşeden akıp geçmektedir ve en ufak bir müdahelede bulunulamıyordur,inanmak güzeldir herşeye rağmen yaradana inanmak,yaradanın büyüklüğüne sığınmak ve bunu işleyişin içinde görmeye çabalamamak,hayatın adaletsizliğinin faturasını yaradana kesmeden,bunu başarmak ne derece yapılabilir bir durumdur bilmemektir lakin yapmayı çok istemektir.çok akıllı olmakla çok aptal olmak arasında değişik bir kıvamda yaşamak,bir gün ya işte yaşıyoruz bugünde ömür hanesine bir çentik attık mantığı güderken başka bir gün hayat kısa mutlu olmaya bakacaksın yanılsamalarına düşmektir...hayattır kısadır,mutsuz olunmamalıdır elbet.garipdir farkında olmak diğer insanlar bunu nasıl yaşar bilemem,benim için bir kaostur,zordur,değişik bir girdaptır.incecik bir çizgidir bu acıyla sevinci yanyana yaşamak,insanlığını yitirmeden lakin hayatını berbat etmeden yaşamak,başarılardır...
(sahra, 24.12.2006 16:49 ~ 02.06.2007 03:40)
her daim her konu ile ilgili olarak paydaşlarınkinin arttırılması için çalışılan hede.
farkındalık artırabilir bir olgudur.
en basitinden yakınınızda bir adam yere düşer, döner bakarsınız. o anda fark edersiniz onu. gidip yardım etmekle farkındalık düzeyinizi artırırsınız. atıyorum o adam bir hastalıktan muzdariptir, siz bu konuda bir şeyler yapmaya karar versiniz. o alanı geliştirmeye yani şu ya da bu şekilde. sonra bir gün bakarsınız tüm hayatınız buna adanmış; artık farkındalığın dördüncü ve en yüksek mertabesi olan "birlikte nitelenmiş"liğe çıkmışsınız demektir.
birçok akademisyen o alana katkıda bulunurken, sadece bir kısmı "birlikte nitelenir" adıyla ki; bu da önemli bir noktadır.
bakmakla görmek arasındaki fark.
farkındalık bir açıdan da
empati yapabilmektir. bazen insanın yeter artık farketmek istemiyorum diye haykırmasına yol açarken, "keşke herkes birşeyleri farkedebilse" yi peşinden getirir. bazen de insan farkettiğini sanar ama aslında o kendi kuruntusudur.
farkındalık, anda olan her şeyin tam bir bilinçlilikle gerçekleşiyor olması anlamına gelir. bilinçli olmanın ilk koşulu ise uyanık olmaktan geçer. tüm uyanmış kişiler; zerdüşt, lao tzu, isa, buda, muhammed... ve niceleri insanların uyanık olması gerektiğini söylemiştir. öz farkındalığın gelişmesiyle, bakışlarımızı dışarıya çıkarabileceğimiz bir ışıktır farkındalık. farkındalık bilincine ulaşmak için meditasyon iyi bir yoldur.
detaylı bilgi için; osho - farkındalık...
(cala, 11.04.2007 16:38 ~ 21.04.2007 01:15)
bakmak-görmek, dinlemek-duymak, okumak-anlamak gibi eylemler arasındaki büyük uçurum.
neysen o olduğunun kabulü. eleştirilirken ağlamamak. boktan yanların keşfi. tamamıyla kendini sevebilme becerisi. ben neyim ki milletten ne bekliyorum durumu.
(heidi, 25.12.2007 14:32)
geçmişe göz kırptım geçenlerde.herşey daha mı güzeldi yoksa daha mı kötüydü diye.bu soruya cevabı; sen hariç diğerleri için iyi ve kötü oldu dedi.ben yoktum gene.hiç olmamışım ki.hiç olmayacağım ki.ben hiçbir zaman kendimi yaşayamamışım ki.ben hala başkaları için yaşıyorum ve bu hep böyle olacak.
bazen tanrının gönderdiği şizofren bir melek gibi hissediyorum kendimi.bazen iyi bazen kötü olan bir melek.bedenim yok.hiçbir zaman hiçbir şeyi hissedemeyen bir varlık.aklıma melekler şehri geldi.beni o kadar çok etkilemişti ki o film.bir şeyleri hissedebilmek için herşeyi göze almak.aşkı,yemek yemeyi,birşeyler içmeyi ve en önemlisi kendini hissedebilmeyi.aslında utanmazca varlığını ispatlamakdı.”ben de varım” diyebilmekdi.
tanrının beni azad etmesini bekliyorum.ona hizmet etmekten yoruldum.böyle bir mucize olsa da bir insanoğlu ile göz göze gelsem.beni farkedebilse...ve ben o güç ile kendimi buz gibi sulara atıp,damarlarımda dolaşan kanın tüm basıncını hissedebilsem.
artık insanlara ne zarar vermek ,ne de iyilik yapmak istiyorum.görevimi bile tam olarak beceremiyorum.ey tanrı beni boşver...!
mutsuzluğun temel besin maddesi.
belki ilginizi çeker:
(bkz:
awake)
farkındalık hayatın gerçeğidir. korkuyorsan başka. farkındalık yaşadığının göstergesidir. yüzleşmenin. yüzleşebiliyosan sorun yok demektir. farkındalık hayata müdahalenin ifadesidir. dokunursun ve gerisini getirceksin. farkındaysan, hayatında hiçbir şey aynı değil. üzerine git ve bitir. konuş ve sonuçlandır. geride birşey bırakma. aldığın havanın hakkını ver. yoksa yaşamıyorsun demektir. bir müsveddesin. gerçekler su gibi ihtiyacımız. gör, duy, hisset. gerkirse kör ol ve hissetme. miden bulansın; ama yaşa.
(tonguç, 13.05.2008 23:47 ~ 23:47)
ancak sevgisizlik ile mümkündür. çünkü sevgi bağımlılıktır. bağımlılık sınırlılıktır. sınırlılık farkında ol-a-mamaktır. bu nedenle, bir insan, farkındalığın saçmalığının farkında olarak sevgi duymayı farkındalığa tercih edebilir. (bkz:
ne dedim ben)
(yenisekme, 14.05.2008 00:22 ~ 24.08.2008 04:57)
yüksek olması neredeyse taşınamaz bir yüktür.
kabulleniş ve aldırmazlık yerine kafayı takış, akabinde yiyiş sebebidir. farkındasızlık ise yayılmak, keyfe bakmak, dünya yansa umrunda olmamaktır. bu durumda, içeriğe bakıp seçmekte fayda var.
(heidi, 14.05.2008 09:45)
çoğu kez sorunu çözmeye bir katkısı olmaz. o zaman çok can yakar işte.
bir de bunun herkes yaptığı için yada toplum öyle kabullendiği için sana yanlış geldiği halde yine de yapmak şeklinde bir versiyonu vardırki onun için de:
(bkz:
asgari farkındalık) yada
(bkz:
sürü psikolojisi)
farkındalık; bana göre bakmak ile görmek, okumak ile anlamak arasındaki fark gibi şeyler değildir. çünkü yukarıdaki tarz eylemler bazen kişinin içinde bulunduğu ruh durumu, fiziksel durum,sosyal durum vs gibi nedenlerle değişiklik gösterebilir.
farkındalık; aslında içindeki o küçük sestir. belki vicdandır. belki de omzundaki şeytandır. farkındalık öyle yere bağdaş kurulup saatlerce sessiz kalmaya çalışarak kazanılmaz. ferari satarak ise hiç kazanılmaz.
çocuklar herşeyin daha çok farkındadırlar, hiç gördünüz mü bilmem!
farkındalık; dürüstlük ister. cesaret ister. ve savaşmak ister. kolaya kaçanların görebileceği birşey değildir.
farkında olup da işine gelmediği için, statü için, para için değilmiş gibi yapmak da değildir!
farkındalık; önce kendisinin farkındadır. olduğu gibi kabul eder.
farkında olan insan kısa ve uzun vadeli planları görür. muhakeme yeteneği vardır farkındalığın. tamam bak şimdi uyarıyı aldılar, işin ciddiyetini anlayacaklar demek değildir. farkındalık temel inançların değişmeyeceğinin farkındadır çünkü.
farkındalık; köprüyü geçene kadar ayıya dayı demez!
farkındalık; bir gün müslüman, bir gün gay, bir gün haham, bir gün mitçi, birgün kimden para alırsa onun adına konuşan bir adamın anlattıkları ile 2500 sayfa olarak birilerini suçlamaz.
farkındalık; onurludur, gururludur. kendine saygı demektir.
(idiot, 08.08.2008 15:58)