farkında olmak   

adana çık aradan

  1. nevroz ile psikoz arasındaki incecik çizgi.
    (gxix, 22.04.2006 00:18)
  2. (bkz: @143290)
    (kerrigan, 22.04.2006 18:46)
  3. (bkz: farkındalık)
    (lethromar, 22.04.2006 18:59)
  4. ne jim carrey'nin ne de eddie murphy'nin kemal sunal kadar iyi komedyen olduğunu bilmektir. yandaki cümlede anlatım bozukluğu yapmamış olmanın gururunu yaşamaktır. yeri geldiğinde müslüm gürses'in nerelerdesin şarkısını arşivden çıkarıp dinlemektir. seden gürel gülşen'e mi benziyor sorusunu kendine sorup hayır cevabını vermektir. ahmet çakar'a beş kurşun sıkan kişinin canına kast etmediğini bilmektir.sayısal lotoda 1,2,3,4,5,6 kombinasyonunun 3,18,36,41,43,48 kombinasyonuyla aynı ihtimalde olduğunu anlamak ve loto kuponuna 1,2,3,4,5,6 sayılarını işaretlemektir ama tüm kombinasyonları düşündüğünde 1,2,3,4,5,6 ya pozitif ayrımcılık yaptığını da bilmektir. copy paste entryi ilk cümleden tanımaktır. ne kadar tespit yaparsan yap farkında olduklarının olmadıklarının yanında okyanusta su damlası kadar olduğunu kavrayabilmektir.
    (ayabakan, 12.11.2007 20:59 ~ 15.11.2007 23:32)
  5. şimdi ve burada, duygularını ve düşüncelerini ayırt etmek ve böylece anı yaşamak, varolmak. yaşamı iliklerine kadar hissetmek. farkında olmak, olanakların sayısını artırır. en azından yapmamak da bir seçenek haline gelir ve her zaman en az iki seçeneğiniz olur, yapmak ya da yapmamak.
    (humanist olmayan inek, 22.03.2008 23:47)
  6. farkettim ki,farkında olmak mutsuzluğun temel sebebi.
    farkettim ki,çok az insan farkında.
    farkettim ki,her yeni farkındalık kafandaki tahtalardan birini daha çatırdatıyor.

    farketmek,farkında olmak.

    okumak,etrafında olup biten olaylara açık olmak,duyarlı olmak,yaşadıklarından ders almak vs...ama özellikle okumakla paralel gidiyor farkında olmak..

    düşünemeyen,olayları çözümleyemeyen,doğruyu yanlışı ayırt edemeyen insanları gördükçe kahroluyor farkında olan insan..

    şu hayatta farkında olmanın ötesinde bi zorluk bilmiyorum ben..

    memleket karmaşaları-çöküşleri yaşamaktayken,memleketin ne olacağını değil de 'yaprak dökümü'nün yeni bölümünü daha çok merak eden insanlar var mesela.

    ya da neden 'ak parti' ye oy verdin diye sorulduğunda,sayelerinde ülkenin ekonomisi süpersonik seviyelere ulaştı vb. cevaplar verebilen insanlar var,satıldığımızın farkında olmayan,ya da kişisel çıkar sağlamış olup satılmamızı umursamayan..

    dostoyevski,tolstoy,charles dickens,victor hugo ne bileyim işte,bu fikir adamlarının,ünlü roman yazarlarının adını andığında boş gözlerle yüzüne bakan insanlar var..

    okumayan,haliyle farkında olmayan bir ülkede,bir çok şeyin farkında olarak yaşamak,zor.

    bu farkındalık çatlak gibi davranmasına sebep oluyor insanın..bozuk sinirler hafif bir kırılmaya sebep oluyor..

    hem biliyorum ben.

    deliler hep,farkında olanlardır.
    farkındalık tetikler deliliği.
    o kadar.

    siz siz olun,farkında olmanız gerekenden fazlasına bulaşmayın..boşverin gitsin..
    (the crestfallen, 23.03.2008 00:11 ~ 11:36)
  7. farkındalığa varmanın son hali. o değilde neden bütün her şey olup bittikten sonra insanlar birşeylerin farkına varırlar onu anlamam.
    (örümücek, 23.03.2008 01:00)
  8. farkında olmalı insan. koca dünya'ya sığamadığını söyleyenlerin, bebekken anne karnına sığabildiğinin ve ölürken de bir metre kare yere sığmak zorunda olduğunun...bebekken her şeyi kaybetmemek için sıkı sıkı kavrayan avuçlarının, ölürken her şeyden vazgeçercesine açık olacağının farkında olmalı. bugün var iken yarın olmayacağının farkında olmalı, buna göre yaşamalı...
    (kaldırımmühendisi, 25.05.2008 23:20)
  9. bir zamanlar nagarjuna adında yüce bir budist usta vardı. bir hırsız geldi ona. hırsız ustaya âşık olmuştu çünkü hiç bu kadar güzel bir insan, böylesi eşsiz bir zarafet görmemişti. nagarjuna’ya sordu: “benim de gelişimim için bir olasılık var mı? ancak, şunu net olarak söylemem lazım: ben bir hırsızım. ve diğer şey ise; onu bırakamam, bu durumda bunu bir koşul yapmayın. başka ne derseniz yapacağım ama bir hırsız olmaktan vazgeçemem. bunu pek çok kereler denedim, hiç işe yaramıyor, ben de tüm çabayı bıraktım. kaderimi kabullendim; bir hırsız olacağım ve öyle kalacağım, bu yüzden bundan söz etmeyin. en başından bunu netleştirin.”

    nagarjuna dedi ki: “neden korkuyorsun? kim senin hırsızlığından bahsedecek ki?”

    hırsız: “ama ne zaman bir keşişe, dindar bir rahibe veya dini bütün bir azize gitsem, hep bana ‘önce çalmayı bırak’ derler.”

    nagarjuna güldü ve dedi ki: “o zaman sen hırsızlara gitmiş olmalısın; yoksa neden? niçin umursasınlar ki? benim umurumda değil.”

    hırsız çok mutluydu: “o zaman tamam. görünen o ki artık ben bir mürit olabilirim. sen doğru ustasın.”

    nagarjuna onu kabul etti ve dedi ki: “şimdi gidip ne istiyorsan onu yapabilirsin. yalnızca bir koşula uyman gerekiyor: farkında ol! git bir eve gir, bir şeyler al, çal.. ne istersen yap; bu beni ilgilendirmiyor, ben bir hırsız değilim. ama tam farkındalıkla yap.”

    hırsız bir tuzağa yakalanmak üzere olduğunu anlayamadı. “o zaman sorun yok. deneyeceğim,” dedi.

    üç hafta sonra geri geldi ve dedi ki: “siz bana oyun oynadınız çünkü eğer farkında olursam çalamıyorum. çalarsam farkındalık yok oluyor. güç durumdayım.”

    nagarjuna: “senin hırsız olmanla ve çalmakla ilgili daha fazla konuşmaya gerek yok. bu beni ilgilendirmiyor; ben bir hırsız değilim. artık karar senin! farkındalık istiyorsan, o zaman karar senin. eğer onu istemiyorsan, o zaman da karar senin.”

    adam: “ama artık zor. onun birazcık tadına baktım ve o çok güzel; ne söylersen söyle bırakacağım. geçen gece ilk kez olarak kralın sarayına girmeyi başardım. hazineyi açtım. dünyadaki en zengin adam olabilirdim ama siz beni takip ediyordunuz ve ben farkında olmak zorundaydım... farkında olduğum anda, ansızın motivasyon kayboldu, arzular yok oldu. farkına olduğum zaman elmaslar, taşlar; hepsi sıradan taşlar gibi gözüktü. bilincimi yitirdiğimde hazineler oradaydı. bekledim ve bunu pek çok kez tekrarladım. farkında olup buda gibi olabilirdim ve bu iş tamamıyla aptalca, ahmakça geldiği için dokunamayabilirdim; sadece taşlar, ben ne yapıyorum? kendimi taşlar için mi kaybediyorum? ama o zaman farkındalığı kaybederdim; onlar da, bütün yanılsama tekrar bana güzel gözükürdü. ama en sonunda onların buna değmediğine karar verdim.”
    (tayyizemane, 19.08.2008 13:00)
  10. yaşlanma sebebi.
    (juliette, 23.09.2008 02:44)