|
|
- (bkz: zapiski iz podpolya)
- istanbul devlet tiyatrosu'ndan beklenmeyecek kadar süper bir oyun. dostoyevski'nin aynı adlı eserinin (bkz: zapiski iz podpolya) uyarlaması. kesinlikle gidilip görülmesi gereken oyunlardan.
palto sahnesi hele, gösterim sanatları çerçevesinde gördüğüm en iyi performanslardan biri.
tek kötü yanı var: kar sahnesinde kullanılan alet çok gürültülü. ya sessiz bir alet kullanmalı ya da kar yağdırmak için daha başka bir yöntem bulmalılar.
- evet, olay yerinden yazıyorum bir adet sıçan geçti yanımdan. az önce de büyük bir kütleye rastladım suda yüzüyordu..tespitlerim onun bok olduğu yönünde ama emin değilim, o sırada uç değiştiriyordum. hımm yeni bir dönemeçteyim....
- dostoyevski'nin aynı adlı romanından uyarlanan, halen devlet tiyatrosunda sahnelenmekte olan enfes oyun.
kitabı oyundan hemen önce okumuş biri olarak bir kitabın sahnede bu denli etkileyici görselleştirilmesi beni çok şaşırtmıştır. bana dünyanın en dandik sahnesi olduğuna kanaat getirdiğim aziz nesin sahnesi'ne beslediğim hıncı bile unutturacak kadar başarılı bir dekora sahiptir.
kanımca oyundaki en olmamış şey "sulu sepken" yağarken kar makinesinden çıkan gürültüdür. bir de genel olarak kadın oyuncu seçimi daha başarılı yapılsaymış iyi olurmuş bence. hele fahişeler arasında orta yaşlı sarı saçlı bir bayan vardı ki gerek sahnedeki duruşu gerek sesi nedeniyle kolundan tutup sahneden indiresim geldi. ismini bilmediğim bir müzik aletini çalan, suratını beyaza boyamış, sahnenin bir o yanında bir bu yanında görünen abi ise muazzam.
bunların dışında bu oyun başrolünde bir payidar tüfekçioğlu barındırır ki, kendisi sayesinde ömrünüzde izleyebileceğiniz en başarılı birkaç performanstan birini izlerseniz.
sonuç olarak bence kesinlikle görülmesi gereken oyundur. oyuna gitmeden kitabı okumak oyundan daha fazla keyif almanıza yol açacağından lütfen üşenmeyiniz.
kitap için;
(bkz: zapiski iz podpolya)
- 16 nisan'da ankara'ya turneye gelecek ve bir hafta boyunca çayyolu tiyatrosunda sahnelenecek olan istanbul devlet tiyatrosu oyunu. *
- ilk bölümünde insana dair kibirin ve kininde ''ben varım'' derimliğinde bir çok çıkarıma gidilir, gelinir, sataşılır.bir çeşit iç hesaplaşma, konuşmadır.
kibir ve kinin insana olan yakınlığından mıdır nedir? veya/ve kişinin kendini bilirliğindeki bilincin sağlam hayat çözümleriyle de kafa sallatır insana.çözümler kendi karışımlarından bize sunulur.
ikinci bölümse hatırlara -acıyla gelen hatıralara- bir yolculuk vardır.bende şu düşünceye neden olmuştur; çevremdeki insanlar az- buçuk bu seyirdeki duygu çatışmalarının, dürüstçe ifadesinin bir parçası, herbiri bir insan.
ya tamamiyle bu karakter olan.acaba kişi/kişiler bu kitabı okuyupta kendine bu rolü mü seçmiş demekten kendimi alamadıklarımız/alamadıklarınız, bazısızlarımız.yada döngü hep aynılıkta tek farkı ise bu kadar ışığı gözümüze sokmayışında.
- şahanedir..
http://sinvegur.blogspot.com/...
- payidar tüfekçioğlu'nun performansını takdir ettim, mükemmeldi diyebilirim ama sonlara doğru salonda ben dahil herkeste bir kopma olduğunu farketmemek imkansızdı, tiratlar çok sıkıcıydı.
(bkz: çayyolu tiyatrosu)
(bkz: uyyhh terledim haa)(jin, 19.10.2008 23:57 ~ 06.11.2008 23:42)
|