- evlen benimle
verengül! bu yüzük de evliliğimizin
nişanesi olsun!
+ parmağımı büzüğüne geçirmeyi tercih ederim berkant.
- benimle evlenir misin?
+ ilahi, benden çok yaşayacaksın!
- (heyecanlı, gözler faltaşı)
+ kırmızı şarap, güller falan, sen yapmasan ben yapacaktım bu espriyi. n'oluyor diye.
- (gülsem mi, ağlasam mı, yoksa bu çemçük ifadeyle mi dolaşsam bundan sonra?)
-nurgül benimle evlenir misin?
+
ben bilmem beyim bilir.
- ikimiz beraber çok mutlu olabiliriz nazlıcan. kalan ömrümüzü birlikte geçirmeye ne dersin?
- kargalar sürüyle, kartallar yalnız uçar.
gerçekten yaşanmış bir olay var şimdi. bu kız arkadaşlık teklifini böyle reddetti. evlenmeyi nasıl reddedecek düsünmesi bile bi tuhaf, buyrun:
olay 4 sene önce bizim evin arkasına yeni ev yaptıran cazgır ailenin bir adet kızı, bir adet mahalle ergeni ve bir adet günahsız 9 yaşındaki çocuk arasında cereyan etti. bizim ergen, cazgır kızdan hemen hoşlanır ve 9 yaşındaki mahelle veletine tembihler, al şu gülü falanca kıza ver benden olduğunu söyle ama diye.
masum çocuk: abla bunu hakan abi gönderdi sana.
cazgır kız: o ne lan?
masum çocuk: gül abla.
cazgır kız: hakan abin alsın o gülleri götüne soksun!!!!!!
masum çocuk: ( içinden neler geçti bilemem ama belki bunu örnek alıp kızlara ne arkadaşlık teklifi ne de evlenme teklifi edecektir tabii en azından bizim mahallenin fantastik kızlarına)
havalı olacak ama... okulda bir çocuk büyük bir fotoğrafımın bulunduğu tişörtü giymişti ve gezmişti. sanırım evlenme teklifiydi. ses çıkarmamış, sesizce selamlamıştım kendisini...