belki ilginizi çeker
  1. · ejderha mızrağı
  2. · siyah hatıralar denizi
  3. · zaman çarkı
  4. · narnia günlükleri
  5. · kara kule serisi
  6. · türk fantazya birliği
  7. · fantezi edebiyatı
  8. · the lord of the rings
  9. · bilimkurgunun edebiyat sayılmaması
  10. · bilim kurgu
  11. · madde 98: hiç olmayacak birine dünyanın en inanılmaz konuşmasını yap (reklam)
gündem
  1. · behlül sözlük yazarı olsa kullanacağı nick
  2. · erkekte ses tonu
  3. · sevgilinin söylediği unutulmayan sözler
  4. · 2012
  5. · 27 yaşında olduğu halde bir hayat kuramayan insan
  6. · başkaları sevinsin diye yapılan atraksiyonlar
  7. · annelerin yakışıklı anlayışı
  8. · bahadır baruter
  9. · abazan olmak suç mu ulan

fantastik edebiyat  

  1. j.r.r.tolkien'in başını çektiği edebiyat türüdür. fantastik yazın mitolojilerden, efsanelerden, masallardan, halk öykülerinden beslenir, hayal ürünüdür.
    (guenever, 04.04.2005 04:36)
  2. kaçış edebiyatı olarakta tabir edilebilecek, içinde mitler büyülü dünyalar başka diyarlar barındıran, kendisine ilgiyi özellikle hayal kurmayı seven insanlar tarafından bağdaşlaştıran edebiyat türü.

    yüzüklerin efendisi serisi ile tolkien buna öncü olmuştur
    (magicalbronze, 21.07.2008 15:06)
  3. (bkz: yerdeniz) - (bkz: ursula k le guin)

    harry potter serisi de var. ama ben bu seriye kusmak istiyorum.
    (soyut, 21.07.2008 15:13 ~ 15:16)
  4. star wars. filmler dışındaki expanded universe kitapları ile fantastik edebiyat anlamında sağlam bir yere oturmuştur.
    (syntaxerror, 21.07.2008 15:20)
  5. (bkz: ejderha mızrağı)
    (bkz: yüzüklerin efendisi)
    (bkz: shannara)
    (bkz: ravenloft)
    (bkz: unutulmuş diyarlar)
    (bkz: miras üçlemesi)
    (bkz: narnia günlükleri)
    (bkz: ölüm kapısı serisi)
    (bkz: gedik savaşları serisi)
    (bkz: spiderwick günceleri)
    (bkz: zaman çarkı)
    (bkz: elenium)
    (bkz: tamuli)
    (bkz: belgariad)
    (bkz: kara kule serisi)
    (bkz: karanlık cevher)
    (bkz: dragonvarld)

    devamı gelecek...
    (magicalbronze, 21.07.2008 15:21)
  6. ortaokul yıllarında tanışmıştım “fantastik kurgu edebiyatı” yla. ortaokul arkadaşımdan okumak için ödünç aldığım “yüzüklerin efendisi– yüzük kardeşliği” kitabı ile. ve fakat, kitap şahsen bendenize öyle sıkıcı geldi ki... kitabın henüz yüzde yetmiş sekizini okumuştum ki, özellikle gandalf büyücü kişisinin o uzun ve feylosofumtrak konuşmaları yüzünden bıraktım kitabı. hiçbir kitap bu kadar sıkıcı gelmemişti bana. bazen kitaptan sıkılsam bile sırf terbiyesizlik olmasın diye bitiririm kitabı. ben ki, ipek ongun’un “bir pırıltıdır yaşamak” adlı kült kitabını okumuş bir kişiliğim! ama okuyamadım şu “the lord of the rings” eserini.
    işte o gün bugündür, ben de “anti-fantastik” bir ruh oluştu. o günden sonra fantastik kurgu içerikli ne olursa olsun, sanki mecburi bir sevmeme nüksetti bende. (gerçi harry potter kitaplarını okudum, ama o fantastik olarak mı nitelendiriliyor bilmiyorum.)
    özelikle lise hayatının salak debisine balıklama daldığımda tanıştığım, okul ve sınıf ve sıra arkadaşım fantastik kişilik orcan nedeniyle daha bir içli ve daha bir dışlı oldum “fantastik” sıfatlı hadiselerle. fantastik edebiyatın dışında fantastik bilgisayar oyunları, frpoyunsalları ile tanıştım. ve fakat yalnızca tanışmakla kaldım. zaten bilgisayar oyunlarını oynamam, sevmem. yalnızca bir kere “zindan ve ejderhalar” frp oyunsalını oynama gafletinde bulundum. ve tabi normal olarak oyun başlayalı henüz on-on beş dakika olmadan bıraktım oyunu.
    ayıptır söylemesi, kendi çapım doğrultusunda edebiyatla uğraşan bir kişiliğim. ilkokul dört ve beşte yazdığım, sırf uyaklı olsun diye saçmaladığım şiirlerimi de sayarsak uzunca bir seneden beri bol bol kitap devirmeye çalışarak, edebiyat dergileri okuyarak, araştırarak, nacizhane şiirler ve öyküler yazarak edebiyatla iç içeyim denilebilir. fakat şu “fantastik edebiyat” ‘ a bir türlü ısınamadım.
    tırnak içinde edebiyat dünyası’nda fantastik edebiyata pek fazla parantez açılmıyor olması, pek fazla fantastik kurguya yer verilmemesi, göz önünde bulundurulmaması belkide böyle bir sonuç doğuruyor. “edebiyat” denildiğinde insanın aklının köşesinden bile transit geçmiyor fantastik kurgu. ya da birine bir eser adı veya bir yazar adı sorulunca, yanıt olarak fantastik kurgu edebiyatı içirisinden bir isim alınamıyor. örneğin ben gerek edebiyat dergilerini, gerek televizyondaki edebiyat programlarını, gazetelerin verdikleri kitap eklerini takip eden birisiyim. fakat bunların arasında fantastik edebiyata dair noktalar bulunduranlar yok denecek kadar az. benim hatırladığım tek şey, kaçak yayın edebiyat dergisinin ilk sayısındaki “fantastik edebiyat nasıl ortaya çıktı-büyücülerin dönüşü” başlıklı üç sayfa olmasına rağmen içerdiği resimlerden dolayı bir buçuk sayfa diyebileceğimiz bir yazıdır. bu araştırma yazısında ise fantastik edebiyattan çok büyücü merlin’den söz ediliyordu.
    tabiki daha başka yerlerde de konu edilmiştir fantastik edebiyat. gözümden kaçmış olabilir. ama şu da var ki, gerçekten çok az bahsediyorlar ki fantastik edebiyattan, kolaylıkla gözden kaçabiliyor. benim için bir sorun yaratmıyor bu nasılsa!
    ama yine de size orhan pamuk’un “yeni hayat” romanından çalıntı yaparak şöyle diyebilirim: bir gün bir vcd izledim ve bütün hayatım değişti! (fazla iddalı oldu gibi...)
    national geographic dergisi bi zaman “yüzüklerin efendisi filminin perde arkası” adı altında bir tane vcd vermişti. dedim ben de, herhalde filmdeki görsel efektlerin falan nasıl gerçekleştirildiğini gösteren bir kamera arkası organizasyonu. şu meşhur yeşil fon önünde “mış gibi” yapan ve yaparken pek bir komik görünen film oyuncularını gösteren bir çalışma. gerçi insan görsel efekt zengini filmleri izleyip hayran kaldıktan sonra bu perde arkası görüntüleri izlerse filmden soğuyor. “ulan bu adam uçmuyormuş ki!” salakça cümleleri kurduruyor insana bunları izlemek. insan öyle bir gönül veriyor ki bazen filmlere, bir gün uzaylıların geleceği umuduyla kendisine sepetli bir e.t bisikleti yaptırıp gözü gökyüzünde bekliyor.
    neyse efendim. national geograghic dergisinin verdiği bu vcd’yi izledim. vcd benim beklediğim gibi çıkmadı. filmden çok tolkien ve tolkien’in “yüzüklerin efendisi” si üzerinde durulmuş. nasıl yazdı, neden yazdı, başka neler yazdı...
    tolkien’in büyük bir çalışma, araştıma, inceleme ve emek sonucu bu eseri ortaya çıkardığını öğrendim. büyük bir filoloji uzmanını tanıdım. her ne kadar fantastik bir edebiyat olsada tolkien’in eserlerinin nasıl insan, doğa, tarih ve felsefe koktuğunu anladım. nasıl bir dil yarattığını öğrendim. ve fakat bu vcd’yi izleyip, düşüncelerimi bu yönde geliştirdikten sonra oturup ne bir fantastik kitap okudum, ne de yüzüklerin efendisi filmlerini izledim. yaptığım tek şey play station da yüzüklerin efendisi oyunu oynamak oldu.
    tabi ben burada fazla bir şey biliyormuşcasına konuşuyor gibi görünmeyeyim. fantastik kurgu severleri kızmasınlar bana. bunlar benim kendi öz düşüncelerim. ne bileyim, ben bir türlü alışamadım şu fantastik hadiselere. sanırım fantastik kurgu biraz kokoreç gibi. seven onsuz yapamıyor ama sevmeyende tiksiniyor, görmek bile istemiyor. ben biraz tadına baktım, hoşlaşmadım. ama bazı zaman olur değişiklik olsun diye tadarım yine fantastik edebiyattan.
    (galiba, 14.01.2009 05:04 ~ 05:06)
  7. sizin var olanla yetinmenizi istiyorlar. iki adımlık parklarda gezinirken yeşil bir doğanın içinde olduğunuzu sanmanızı istiyorlar. büyük şirketlerle büyük büyük anlaşmaları var: daha fazlasını dilemenizi istemiyorlar. "neden tv seyrediyorum?" diye sorgulamanızdan hiç hoşlanmıyorlar. gelenek ve göreneklere itibar edip, "yenilik kötüdür" duyurusunun altına imzanızı atmanızı bekliyorlar. görmediğiniz, gerçekte belki de hiç var olmamış şeylerden konuşmanızı içlerine sindiremiyorlar. indirim sezonuna girmiş ipodlarla ve lcd televizyonlarla ilgilenmeyip tepkisiz kalmanızı büyük bir küfür olarak kabul ediyorlar. bilinmedik yerlere değil, polis mahlukatının enderleştiği mekanlara değil; bir rehber kontrolünde kalabalık otellerde tatile çıkmanızı istiyorlar. daha 2 yaşındayken oğullarına araba alıyorlar ki, büyüdüğünde de kesinlikle arabaları düşünsün. kızlarına pembe pembe bebekler, fincanlar alıyorlar ki büyüdüğünde de başka bir şey gelmesin aklına.. işte bu ve bu ve bu nedenlerden ötürü fantastik edebiyatı kaçış olarak adlandırıyor düşünme kıtlığı içindeki iğrenç sıkıcı bayık herifler.

    fantastik edebiyatı bir kaçış olarak algılarlarken gerçeklik sözde tek doğruları, ama masalların efsanelere dönüşmüş gerçekler olduğunu bile kabul etmekten aciz alçaklar. kimisi daha da ileri gidip tolkien'in yüzüklerin efendisi hakkında, "ot içmekten kafası bulanmış bir herifin uydurdukları" demişti.. tolkien'in gerçekten ot içip içip yüzüklerin efendisi'ni yazdığını kabul edelim bir an için.. benim merak ettiğim daha çok, bu yorumu yazan embesil gerçekten ot içecek olsa kendisi böyle dünyayı kasıp kavurmuş bir başyapıt yazabilir miydi acaba?.. anlamadıklarını aşağılamak gibi bir tutkuları var. ait olmadıkları yeri küçümsemek gibi zaafları var. fakir doğu edebiyatından başka bir bok bilmiyorlar. dünyayı değiştirmeye ant içmiş idealist aktivistlerin bütün çabaları ise kişisel ruhani masturbasyonlardan ileri gitmiyor.

    her şekilde canına okunan, var olanla yetinemeyen huzursuzlar oluyor.

    dünya böylesine pis bir yer olduğu müddetçe fantastik edebiyata ihtiyacımız var. çünkü çok büyük değerleri yitirdik, kendi ellerimizle korkunç bir medeniyet kurduk. yasalarla ve sınırlara ayrılmış ülkelerle her türlü özgürlüğümüzü baltaladık. her ne kadar şimdi en derinlere gömülmüş, bilinçaltının en diplerinde unutulmaya yüz tutmuş olsa da; insanın her zaman için maddeden ve sosyal başarılardan daha çok ruhani doyumlara ihtiyacı var, hayal etmeye özlemi var insanın. durum böyle oldukça da fantastik edebiyata ihtiyacımız var. benim var, kesinlikle var ondan eminim. camdan dışarı bakarken veya yolda yürürken veya derste ne dediğini kendisi de bilmeyen ve kullandığı yöntemler çoktan demode olmuş kıçı başı tutmayan bir profun anlattıklarını dinlerken kimse bu dünyada, aranızda yaşadığımı düşünmesin; ne kadar uzağa gidebilirsem o kadar uzağa gidiyorum her seferinde; denenmeye değer ne varsa deniyorum sonra; yeter ki içinde şiddet olmasın..

    ama rahatsız olduğum bir nokta var.. özellikle yeni kuşak fantastik edebiyat okuyucularında gördüğüm bir hata.. o da; fantastik edebiyat dışındaki edebi metinleri okumamaya pek bir ısrarlılar! en az fantastik edebiyatı kaçış edebiyatı diye adlandırıp küçümsemek kadar korkunç bir hata bu da..

    bir tesadüf eseri herkesin mutlu uyandığı bir sabah fantastik edebiyata da daha fazla ihtiyacımız kalmayacak, fakat şimdi akıldan geçenlere karşın, o yerin cennet olmadığını iyi biliyorum.. orası olsa olsa cehennet olacaktır.
    (geber marla singer, 11.04.2009 11:51 ~ 11:56)
  8. hacettepe üniversitesinde, ingiliz dili ve edebiyatı bölümüde, bir dönem prof dr. can abanazır tarafından dersi verilmiş olan edebiyat türü (ki muhtemelen hala da veriliyordur).
    (soulcleaver, 11.04.2009 23:46)
  9. edebiyatta üvey evlat muamelesi gören, bana kalırsa hayal dünyası geniş olan bir kaç yazar sayesinde*** oldukça değerlenen edebiyat türüdür. genel olarak türk dili ve edebiyatı bölümündeki hocalar pek hazzetmez ve üzerinde konuşmaya değer bulmazlar. en azından benim okulumda ve arkadaşlarımdan bildiğim diğer bir kaç türk dili ve edebiyatı bölümünde böyle. ileride hakettiği değeri bulacak ve o türde yazılan metinler de incelenecektir umarım.
    (iki nokta üst üste biri altta biri üstte, 11.04.2009 23:53 ~ 23:54)
  10. evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, sağ dünya'da bir keloğlan yaşarmış. her köşesinden üç başlı dev ejderhaların çıktığı, elinde sihirli sopalar bulunan gözlüklü gözlüksüz şaşkın veletlerin at koşturduğu, ihtiyarların kara, gri ve beyaz olmak üzere üç seviyede akademik kariyer yaptıkları bir dünyaymış burası.

    kimi bu dünyada başlamış hayatına. kimi ise bir köhne dolaptan farkında olmadan geçiverirmiş bu keşmekeşin hüküm sürdüğü dünyaya. keloğlan ise bütün sihirleri bir projektör gibi yansıtan o hayran olunası keliyle bir ümit yeşertmiş kararmış gönüllerde. asla yalan bilmeyen, varı yoğu doğruluk olan bu genç, anasından aldığı dandur buğdaylarını öğütmek için herkesin çekindiği kaf dağlarına doğru yola çıkmış. günler birbirini kovalarken keloğlan ali baba, aladdin vesimbat isminde üç arkadaş edinmiş. lakin yol uzun, şartlar meşakkatliymiş. üstüne üstlük sağ dünyaya korku yağdıran kırk harami'nin ve onların reisi tepegöz'ün de bu yolculuktan haberleri olmuş. atlarının nallarından zifiri karanlıklar dökülen kırk haramiler ile buğday kardeşliği üzerine ant içmiş bu dört yolcunun mücadelesi, zağferan mürekkepleriyle işlenmiş tarihin gizemli sayfalarına...
    (galaktik gezgin, 12.04.2009 00:10 ~ 00:14)
  11. "fantazi elbette hakikidir, olgulara dayanmaz ama hakikidir. çocuklar bilir bunu. yetişkinler de bilir. zaten çoğu bu yüzden fantaziden korkar. fantazideki hakikatin yaşamaya mecbur edildikleri ve kabullendikleri hayatın sahteliniğine, kofluğuna, gerekszliğine, sıradanlığına karşı bir meydan okuma hatta tehdit oluşturduğunu bilirler.
    ejderhalardan korkarlar çünkü özgürlükten korkarlar."

    (bkz: kadınlar rüyalar ejderhalar)
    (bkz: ursula k le guin)
    (hopeless, 12.04.2009 00:11 ~ 00:12)
  12. başlayınca insanın bırakamadığı ve özümsediği bir dünyadır. candır, sevgilidir, hayat arkadaşıdır.
    (guenhwyvar, 12.04.2009 00:12)
  13. türk edebiyatında en iyi ihsan oktay anarın hakkını verdiği edebiyat alanı.

    türk fantastik edebiyatına giriş kitabı için;

    (bkz: puslu kıtalar atlası)
    (harputi, 12.04.2009 21:46)
  14. (bkz: ihsan oktay anar/@3343870)
    (muhayyel zartalos efendi, 19.04.2009 13:54)
  15. türkçe örneklerinden bir bercesteyi metis 'in bastığı1002. gece masalları 'nda bulabilirsiniz. özellikle izzet yasar'ın çalışkan ruhlar'ı muhteşem bi'şeydir.
    (usuyitik, 25.07.2009 16:26)
  16. hayatın bütün o saçmalıklarından, ikiyüzlülüğünden, ihanetinden, kazıklarından bokundan püsüründen uzaklaşmanın en güzel yoludur belki de. intiharın eşiğine gelmişken ilaç gibidir, mutluluk verir her ne kadar hüzünlü olsa da bazen.
    (yubermis, 25.07.2009 16:38)
  17. ülkemizin gençlerince, daha çok yabancı yazarların oluşturdukları örneklerin sevildiği, dünyanın var olma amacı. gerçeğin ta kendisi. (bokunu çıkarmadıkları müddetçe) fantastik edebiyat, günümüzdeki olayların farklı yorumlanıp sunulmasıyla oluşur. bu bakımdan gerçekle ilişkilendirilmesinde sakınca yoktur.

    yurt yayınları, türk yazarlarca yapılmış fantastik edebiyat ürünleri sunmaktadır.
    (ursus, 25.07.2009 16:53)
  18. bu edebiyat türünde yaratılan mitosların en büyük eksiği, hiç bir tanrının birbirini bir defa olsun sikmemesidir. yahu, incele gör, zeusa bakıyorsun, inek oluyor sigişiyor, kızına sulanıyor yapamayıp alnına attırıyor kızın alnından bir tanrı doğuyor filan. fantastik edebiyata gel, neymiş efendim elgur şarkı söylüyormuş da yeni dünya yaratıyormuş. lan topu topu 7 tane nota var onla ne yaratıyosun? dünya mı yaratacan? al başını yarat. töbe estafurullah ya.

    nitekim, insanın en gerçek ve en nihai amacını yadsıdığı için edebiyat olarak kalacak, asla gerçeğe dönüşmeyecektir.
    (mihman, 26.09.2009 20:08 ~ 20:24)
  19. çok güzel bir türdür. bir kere alıştıktıktan sonra polisiye, gerilim, romantik romanları daha az okumaya başlarsınız. hayali bir dünya bulunur ve okuduğunuz kitabın yazarı bu dünyayı anlatmayı ustalıkla başarabiliyorsa okumaya doyamazsınız. etrafta normal bir insanın dayanamayacağı kadar gürültü ve boş konuşan insan olsa bile o kitabın dünyasına daldığınızda; diğer herşey önemsiz gelir.
    (capulcu, 02.11.2009 20:39)
  20. hoştur, eğlencelidir. bir kere kaptırdığınız anda etkisinden kurtulamazsınız. devamlı yeni şeyler okumak istersiniz. okumaya başladığınız anda kitabı kapatana kadar sizi bambaşka bir evrene sürükler ve etrafınızda olan biten sizin umrunuzda bile olmaz.
    (demento, 02.11.2009 21:06)
  21. (bkz: siyah hatıralar denizi)
    (antik acılar çarşısı, 02.11.2009 21:08)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil