|
|
- 4. nesil (daşım ) yazar. hoşgelmiş diyorum kendisine. okuması zevkli girilerin sahibi bir yazar, en azından şu ana kadar ki girileri öyle görünüyor.
(aquila, 17.02.2007 18:14 ~ 18:16)
- dostane iletişimlerin yer, zaman , mekan ve boyut ayırt etmeksizin yaşanacağını bana kanıtlayan insandır.yazma yeteneğini kendine has sivri diliyle birleştiren –ki bu sivri dil aşağılamayla karıştırılamayacak bir eleştirme güdüsüne tekabül etmektedir- dürüst bir yazardır. bir çok klişeyi ve gerçekmiş gibi yutturulan tarihsel bilgiyi de -özellikle arkeoloji alanında-araştırmacı kişiliği ile deşifre etmekte de ustadır kendisi . hakkımda yazdıklarına da ‘eksiği yok ;ama fazlası var.o kadar da değil canım!’ diyeceğim(alçak gönüllülükten falan değil,harbiden de teveccüh etmiş kendileri).
ve en kısa zamanda o haşarı ‘kozmik joker’ le yıldızının barışması diliyorum...
- sözlüğe hakkaten iyi ki gelmiş olan yazar. sözlüğün bir bilgi ya da fikir alışveriş ortamı olması yerine ne yapsam da komik olsam, ne yapsam da kavga çıkarsam türünden girilerle dolmasını birazcık da olsa sulandırmayı yazdığı girileri okudukça başarabildiğini gördüğüm yazar. yıldırım türker okuması hatta alıntı yapabilecek kadar bilmesi sevindirmiştir şahsımı. zaten yazdığı hümanist, anti-gelenekçi ve 'askeri demokrasi' yazılarını tamamlamakta sanırım yıldırım türker
(malina, 22.04.2007 17:40 ~ 17:41)
- çok orjinal yazılara sahip dördüncü nesil marjinal yazar.tarafımdan,kendim kendime keşfedilmiştir.hoş gelmiş.
ilerde çok popüler olacağını düşündüğüm isimlerden.şimdiden kamuoyu edinmek açısından ideal insan.
(bkz: merhaba)
- alman televizyonununda(bkz: rtl) seneler önce yayınlanan böyle 6-7 bölümlük fantastik filmler serisi, öyle ki taşlar konuşurdu çeşitli yaratıklar olurdu, bu filmlerde
fanthagiro da bu filmlerin hem isim annesidir hem de bas rolüdür
http://german.imdb.com/...
- sözlükte düzenli takip ettiğim, ne yazmış diye merak ettiğim yazarlardan biri. epeydir yeni yazılarına rastlayamıyordum. meğerse "4. nesil çaylak" olmuş. olabilir, sözlük hali. yalnız yazılarını da silmiş, o iyi değil. keşke yazıları dursaydı.
edit: anladığım kadarıyla geri dönmüş. güzel bir şey bu.(tembel, 09.08.2007 16:16 ~ 04.01.2008 13:39)
- sözlükten ayrılarak ve girilierinin çoğunu silerek sözlüğe çok şey kaybettirmiş yazar. umarım o girilerini bir yerde saklıyordur ve umarım bir zamanda tekrar sözlüğe dönüş kararı alır ve umarım tekrar görüşebiliriz.
(en sevilmeyen eser üzerine gelen edit: evet sözlüğe çok güzel bir dönüş yaparak hepimizi, mesud ve bahtiyar eylemiştir, eski girilerini saklayıp saklamadığını bilmiyorum ama yeni girileri de eskileri kadar okunası. hiçbir girisini kaçırmam, bıkmadan usanmadan artılarım. eksileyenler eksilemeye devam etsin, zatan statüsünü kafasına takmayacak kadar olgun bir insandır. asla ama asla 'aydın bir türk kadını' değildir.)(malina, 10.08.2007 13:45 ~ 10.02.2008 13:11)
- akıcı diliyle, tatlı öfkesiyle benim için sözlüğün ana karakterlerinden biri olmuş yazar. ayrıca sebebini anlayamadığım bir şekilde pılını pırtısını toplayıp sırra kadem basmıştır kendisi. sanal alemin emrivakilerini baştan peşin peşin kabul etmiş olsam da, bu tip yazar kopuşlarının geride bıraktığı etkinin bu denli gerçek olabileceğini kimse söylememişti. kime müracaat etmeli, kime sormalı acaba.
kardeş, burda bi yazar yazardı eskiden, hani böyle tıknazca, gözlüklüce filan, acayip muhabbet biri, nereye gittiğini göreniniz oldu mu?
(bkz: mağdur bırakılmış okur psikolojisine giriş)
- bir süredir uzak kaldığım itüsözlükte bir eksiklik hissetmem sonucu nick altı girilerine göz atarak girileriyle beraber buradan uzaklaştığını öğrendiğim yazar. girilerini keyif ve ilgiyle takip ederdim. itüsözlük açısından bir kayıp olduğunu düşünüyorum. bu ortamın çeşitliliğinin her zaman arkasında oldum. açıkçası bu çeşitlilik içerisinde keyif alınan bir yazar keşfetmek beni çok mutlu etmişti. keyif almadıklarıma da hoşgörü ve saygıyla yaklaştım bu güne kadar. ama böyle bir durum söz konusuyken bir şeyler karalamadan geçemeyeceğim. bir zihin düşünün, belirli ürünler ortaya koyuyor. ortaya koyduğu ürünler(ki bunlar sözlük ortamında girilerdir muhakkak) artık kendisinden çıkmış ve insanlığın bilgi paylaşımına sunulmuş bence en değerli ürünlerdir. kişisel beğenilerden bağımsız olarak söylüyorum, iyisiyle kötüsüyle her türlü bilgiye ve fikre ulaşılabilen mecra değil midir internet? bu yüzden insanlığımızın sosyal dokusunda önemli etkileri olmamış mıdır? durum böyleyken halihazırda emek verilmiş ve bir ürüne dönüştürülmüş fikirlerin, düşüncelerin bizlerden mahrum bırakılması nedendir peki? neler oldu neler bitti bilmiyorum. sanırım çaylak edilmiş kendisi. belirli ve makul gerekçeleri vardır diye tahmin ediyorum. bir yazar uçurulduğunda bütün girileriyle beraber uçmasının dahi taraftarı değilim. kaldı ki bu durum ondan da farklı. bir tepki mi verdi sayın fantaghiro, onu da bilmiyorum. ama eğer öyleyse kendisinden bir daha düşünmesini rica edip, emeğini yeniden bizlerle paylaşmasını temenni ediyorum. bence buna değer. herkese saygılarımı sunarım.
- sol frame e baktım ve başlıkları çok beğenmedim.bari rast getir butonundan takılıyım da ilginç bir şey bulurum belki diyordum ki, fantaghiro kullanıcı adıyla karşılaştım.evet, belki çok büyük bir tesadüftü ama oldu.anlatayım.
efendim, birkaç gün önce bu şahsın adının altına o gün açtığı başlıklardan kaynaklı hafif de şaka yollu(okuduğunda gülümseyeceğini sanmıştım) bir giri yazdım.konu sigara ile ilgiliydi.bu şahsın çok sigara içtiğini tahmin etmiş ve "fanatik" cinsinden birşey yazmıştım(aklıma bu gelmiş ben de beğenmedim sonradan).sigarayı bırakmasını temenni etmiştim.buraya kadar her şey benim için gayet normaldi.anormal olan durum biraz sonra gerçekleşti.sol frame de adımı gördüm ve kim ne yazmış diye bakayım dedim.yazılan şey o kadar saldırgandı ki inanamadım.
evet, o giriyi bu şahıs yazmıştı.bana kızgındı.kendisini yanlış anladığımı anlatmak için bana salıdrmayı seçmişti.hem de bunu kullanıcı adımın altına yazmıştı.sağ taraftaki mesaj butonundan haberdar olup olmadığını düşünerek,hemen mesaj atmaya karar verdim.kendimce birşeyler anlatmaya çalıştım.her insana yaptığımı yaptım.adam yerine koydum.mesajımı sonlandırırken de yazdığım giriyi sileceğimi söyledim ve sildim.
ben sigara bağımlısıyım.keşke olmasaydım ama öyleyim.biri gelip bunu bana söylediğinde de alınmam, gocunmam.herkes farklı özelliklere sahip, bazen bunu unutuyorum sanırım.algılar farklı.tıpkı onunla benim algı düzeyimizin farklı olduğu gibi.bana biri böyle dese umrumda olmaz ama bazısı da orospu çocuğu demişsin gibi tepki verir.adının altına yazar seni afişe ettiğini falan düşünür.yetmez editler üstüne.
tüm bunları yazmayacaktım.boşver dedim ya ne uğraşacaksın, ne canını sıkacaksın.ama en başta söylediğim gibi tesadüf oldu.bir işaretti sanırım bu ve ben de boş geçmedim.
- sözlüğü sözlük yapan en klas yazarlardan biri. tanımıyorum etmiyorum bu adamı (kadını mı yoksa, onu bile bilmiyorum) ama o kadar tutuyorum ki tarzını, üslubunu ve düşünme biçimini, bırakasım filan gelmiyor bir daha.
çok nadir yazarlar vardır ki, her yazdığını -istisnasız- zevk içinde okursunuz. ve beklersiniz, hadi bir tane daha yazsa da yine okusam diye. ve o yazarla iletişiminiz bile yoktur. adını bile sormamışsınızdır. gerek de yoktur. mühim olan, düşünme biçimlerinizin bir havuzda evrilmiş olduğu hissidir sadece, sizi içten içe meftun eden, o yazarın gizli cennetine doğru.
ki evet, kalem ehlinin gizli cennetidir, kaleminden dökülmüşler manzumesi. ve o manzumedir ki, bazen kese savaşı, bazen kestire başı, bazen ağulu aşı mesabesindedir. ama nadirdir ki, neticesi hangi kapıya çıkacaksa çıksın, o yola koyulası gelir adamın, gönüllü olarak. fantaghiro'nun yolu böyle bir yol gibi. onun yolu düz bir asfalt değil belki, evet. yani acıtıyor, yani kanatıyor, yani itiraz ediyor, yani başkaldırıyor sık sık; ve her başkaldıran gibi onun da kaderi gibi gözükmekte "urun kellesini" buyruğu. amma velakin ki, fantaghiro'nun yolu, yürünesi bir yol. başkaldıran adam, patika yolların yolcusudur zira. ve buyruklarla yaşam sürmeye direnmiş bir çift ayaksa sözkonusu edilen, onu en çok incitecek olandır aslında, asfalt ve beton.
onu tanıdığım ve sevdikçe sevdiğim girileri vardı buralarda, hangi birini sayayım şimdi. ama sonra -neden bilmiyorum- sildi çoğunu. üzülmüştüm, geri dönsün istemiştim. ihtiyacımız vardı zira, fantaghiro gibi eli kalem tutan gerçek kalem erbabına. sonra geldi, sevindim gelişine de. ve okuyorum, ve okudukça daha da okumak istiyorum hep, sonra daha ve sonra daha... daha
sen ne güzel bir bağımlılıksın fantaghiro...
yolun açık olsun demeyeceğim; kazman keskin, bileğin güçlü olsun
önünde yıkacağın sıradağların var zira...
editimsi: nesini eksiliyorsunuz lan bu girinin
en sevilmeyenim olmuş dakkada
siz böyle yapınca, fantaghiro da benim için sevilmeyen mi olacak?
böyle mi kontrol etme çabasındasınız insanların fikir ve hislerini?
en iyi yumruğunuz bu mu?
veya, bu kadar mı çalışıyor kafanız???(marius, 24.02.2008 12:30 ~ 12:52)
- nadiren zülfi yare dokundurduğu yazılarını bile üslubuna duyduğum hayranlık sebebiyle artılamaktan kendimi alamadığım yazar.
- çocukluğuma dair hatırladığım en güzel şeylerden biri.ancak çevremde kime sorarsam sorayım ''hatırlamıyorum'' cevabını almak epeyce sinirlerimi bozmuştu.nedense sözlüğe bakmakta aklıma gelmemişti ta ki şu ana kadar.çok şükür fantaghiro'yu tanıyan,bilen izleyen başka birileri de varmış.şimdiler de pek çok kişi tarafından hatırlanmasa da fantaghiro benim ilkokul yıllarımın en önemli çocuk kahramanıydı.gördüğüm en güzel kızdı ve yaşıtım tüm kızlar ona benzemek isterdi.
yanılmıyorsam altın gül mağarası aslında kötü bir canavardı ve kızları yutan bir canavar olduğu için fantaghiro erkek kılığında mağaraya
girmişti.altın gül de aslında canavarın küçük diliydi.hafızama kazınan sahne ise fantaghiro'nun canavarın ağzından çıkmak için ördeğinin tüyüyle küçük dilini gıdıklaması ve onun hapşurması ile dışarı çıkmayı başarmasıydı.yıllardır neden tekrar yayınlanmadığını hem bizlerin hem de şimdi ki çocukların bu hikayeden mahrum kaldığını anlayamıyorum.yetkililere sesleniyorum fantaghiro yeniden yayınlansın.
- maşist hödüklerin almak-vermek, sikmek-sokmak, düzmek-deşmek böğürtüleri ve faşocan primatların bitmek bilmez homurtuları arasında oldukça net seçilebilen ender seslerden birinin sahibi.
erkek egemen, ilkel, tahammülsüz ve gerici ne kadar unsur/mevzu varsa etrafta; her birine yorulup sıkılmadan kafa göz dalışına ayrı, üslubuna ayrı, dünyayı kavrayış ve aktarış metoduna ayrı, espri anlayışına ayrı hastayım.
aman diyeyim sıkılıp gitmesin bi' yerlere.
- çin kültürü ve ahlak bilgisi konulu girileriyle olsun, diğer konulu girileriyle olsun sözlüğe kendine özgü bir çeşni katan yazar. böyle soya soslu bir çeşni.
(tembel, 03.05.2008 18:22 ~ 26.05.2008 15:33)
- görseller kısmına koyduğu resmi ile popülaritesini tavana vurdurmaya azmetmiş yazar. resim yahşi, elde var kılıç, arkada buğday tarlaları. sanırsınız çin prensesi.
(soyut, 30.05.2008 13:44)
- bugün hiç beklemediği anda, pek de tanımadığı biri tarafından kendisine kocaman bir buket pembe gül verilmiş, kısa bir süreliğine de olsa "dünyayı yok et butonu" aramaktan ya da tasarlamaktan vazgeçmiş kişi. herkes birbirine çiçek versin buyuruyorum. iyi birşey lan hakikaten.
proaktif edit: şimdi bu "bak bak hava atıyor" minvalli irdelenmesin diyerekten, belirtmek isterim ki çiçek veren hayranım değildi dahası feministim solcuyum çirkinim. ayrıca yanımdaki arkadaşım da aynı buketten aldı. amatör şarkıcıların performansını izliyor idik, seyirci olduğumuz halde şarkı türkü çığıranlar gibi buket aldık. bu.
- isim-altımı rahat bırakması için bir buket pembe gül verdiğim kişi. kendisine "siz" değil "sen" diye, "dostum" diye hitap ettiğim için saldırmadık konu bırakmadı kaç haftadır. (nerden bileyim kız olduğunu?)
- sen çin deyken ben
sulak alanlarda çeltik yetiştirdim
pirinç fiyatlarının yükselmesi sayesinde
paraya para demedim
sen çin deyken ben
pekin olimpiyatlarının başlamasını bekledim
ülkem kaç madalya alacak diye
hesap üstüne hesap yaptım
hamza yerlikaya güreşi bıraktı diye
madalya hesabımdan madalya düştüm
halil mutlu için gözyaşı döktüm
aldırma dedim aldırma
sen çin deyken ben
kirama zam yapmadım, şort giymeye devam ettim
haber bültenlerini izledim
engin ardıç sabah gazetesine gitti
sen çin deyken ben
sigara yasakları çıktı ortaya
otobüste içemedim
iş yerinden kaçtım
bir sürü kadın elde ettim
denizde yüzdüm
manavdan kiraz aldım
eski şarkıları dinledim
saksıda büyüttüğüm ağacı toprağı diktim
gittim gitar çaldım
sen çin deyken ben
bol bol uyudum
yoldan geçen köpekleri taşladım
kedileri dördüncü kattan attım
balıkları oltayla avladım
eziyet çektirdim
sen çin deyken ben
bir sürü gömlek aldım
ısınmak için ufo yu tercih ettim
ufoları inceledim
sözlüklerde yazmaya başladım
her bir sözlükte
deniz tuzunu yaralarıma sürdüm
plajda bikinili kızları seyrettim
baktım, göbeğim çıkmış iyice
sen çin deyken ben
sen çin deyken ben
kapıyı kilitledim, pencereye sineklik taktım
mutfakta bulaşık yıkadım
kanepemi değiştirdim
çok para tuttu
çokta kulak asmadım
alt tarafı çin deydin(soyut, 21.07.2008 10:58)
- dünyanın küçüklüğü ile ilgili testimi üzerinde sonuçlandırdığım yazar olmuştur kendisi. denk geldiğim bir girisinden yola çıkarak yaptığım koordinat analizlerinde uzak asya topraklarında olduğunu keşfetmemle başlayan tesadüfler silsilesi, birkaç gün önce aynı mekanda karşılaşmam ve akabinde benim tereddütle yanına gidip kendimi tanıtmamla iyice perçinlenmiştir. sonraki sürpriz ne olacak diye şimdiden merak ediyorum doğrusu.
(finch, 22.09.2008 18:39 ~ 26.09.2008 04:44)
- beni engelleyecekmiş, ne güzel!
ne kadar zenginim ben, neler öğretti bana iki mesajla, neler anlattı, ne ayarlar verdi ve nasıl on yaş ihtiyarlattı anlatamam.
türkiye bir mozaik, itü sözlük mozaik pasta.
biliyordum.
hoşçakal canımın içi hoşçakal. çocuk kalbim ve yaş haddim seni anlayabildi ya mühim olan bu olmalıydı, oldu da.(özlemce, 29.09.2008 19:40 ~ 19:45)
|