|
|
- define adası ya da benzeri isimli bi yer vardı, kocaman kaydıraklar, bir sürü top havuzu olan, girişte ayakkabılarınızı çıkardığınız fantastik bi yerdi, kesin olmamakla birlikte 1.40'ın üstü giremiyordu, ablası abisi olanlar da içerde tek kaldığından sosyal bi ortam da oluyodu..
(bınar, 13.05.2004 21:56)
- define adası konseptiyle velet kalplerde yer etmiş galleria mekanı. kapıdaki boy sınırına takıldığım güne kadar herşey çok güzeldi. (bkz. ilk hayal kırıklığı)
- izmir'de de hilton'un altında gelişmiş bi atari salonuydu, çok önemli bi yerdi o zamanlar bizim için. sonradan adı interland olmuştu yanlış hatırlamıyorsam.
- oyunlarda kazandığınız kuponları çıkıştaki elemana verip hediyeler kazanabileceğiniz eğlence mekanı.
- bir zamanlar yapıştırmaları dolaplarımı, masamı ve bisikletimi süsleyen eski oyun mekanı. inanılmaz büyük gelirdi bide bana sonradan galleria ya gidip aha şurda fame city vardı dediklerinde dehşete düşmüştüm.
- oyun başarınıza göre delikten çıkan kuponların çıkış ucundan uzun tırnaklarla yakaladığınızda fazladan bir kupon daha kazanabildiğiniz arızalı mekan. üşenmesem hala gider o puan potalarına birkaç basket atarım.
- ışıklandırma sistemini amcam düzenliyordu ve her gidişimde sınırsız jeton sahibi oluyordum.denemediğim bi makine yoktu sanıyorum.ilk gidişimde piyano çalan adam ve yanındaki kutu kolalar arasında bir bağıntı kuramamıştım , zaten ilerleyen haftalarda o kutu kolaları değiştirmişlerdi.çok güzeldi çok.
- şu anda yerinde migros vardır.öyle bir yerdi ki o küçücük halinizle kendinizi hayal dünyasında sanırdınız.yapıştırmaları nice bebelerin odalarını süsledi,kim bilir kaç yiğit o sincaba bakıp bir kez daha gidebilmeyi hayal etti?...90 lardan arda kalan anılardan biri daha...
- outrun ve afterburner gibi klasikler ilk kez oraya gelmişti..
- bir avuç parlak jetonla girilip, bir avuç pembe kuponla çıkılan atarici azmanıydı. hediye kuponu toplama hırsı öyle manyakça bir ruh durumuna sürüklüyordu ki veletleri, en güzel oyunlar değil, en fazla kupon verenler tespit ediliyor ve en çok onlar oynanıyordu. misal, deliklerden kafalarını uzatan kurbağalara balyozla vurma esasına dayalı süper aptal oyunun önü paso kuyruk olurdu. ha, o hediye kuponlarının da bir s.ke derman olduğuna rastlanmış değildir bildiğim kadarıyla. örneğin benim uzun uğraşlar sonucu biriktirdiğim harçlıklarımla aldığım toplam beş adet jetonu uzay savaşlarında ya da formula 1'de değerlendirmek varken salak gibi gidip kurbağa ezdiğim vakidir. bu kurbağa katliamı neticesinde elde ettiğim üç-dört tane kupon da hala evde bir yerlerde durur.
- türkiye'nin demirperde ülkeliğinden çıkıp batıya entegre olmasının işaretlerinden biri fame city ve dahi bünyesinde bulunduğu galleria'dır.
böyle de anlam yüklerim.
- anlamsızca bi anda sinemaya çevrilmiş çok eğlenceli ve çok şirin bir maskotu olan eski eğlence merkezi(ydi.)
- her gittiğimde başıma bir şey gelmiştir..rengarenk topların arasında hoplarken altıma kaçırıp annemi zor durumda bırakmış, ayakkabımın çalındığını ve annemi kaybettiğimi sanıp girişinde zırlamışımdır..nitekim içimde taşıdığım en büyük özlemlerden bir tanesidir..
- aklımda, oyuncak dükkanında bulunan helikopter ile özdeşleşmiş eğlence merkezi. çocukluğu 90'larda bakırköy'de geçmiş olanlar için unutulmaz bir sembol.
fame city benim için eğlenceden öte, bir misyondu. benim olmalıydı o helikopter. "kıymetlim" diye bağırtıyordu beni adeta. her gidişim de manyaklar gibi fiş toplar, toplatırdım. ama her seferinde, oyuncakçıya gidişimde bana yapıştırma, rozet, plastik araba verirlerdi. zirveyi futbol topu ile yapmıştım, ama onun da helikopterin yanında pek bir anlamı yoktu benim için.
en son gittiğimde gene ordaydı o helikopter, hala unutmam. sonra da fame city kapandı zaten. helikopterim, kıymetlim; sen zaten ya benimdin ya da kara toprağın.
- demek ki tek ben değilmişim galleria'da fame city de o halat merdivenlerde tırmanan, renkli renkli toplar arasında zıplayıp duran, belki de burdaki çoğu insanla aynı zamanda orada oyunlar oynamışız diye düşündürten, ailemizin galleria'da rahat rahat gezip tozup alışveriş yaparken bizi de bıraktığı, çocukluğumun en güzel yıllarının geçtiği yer.
- izmir hilton'un alt kattaki mağazaları arasından geçilerek ulaşılan bir eğlence merkeziydi. 90ların başlarında çocuklar için vazgeçilmezlerdendi. ağlanabilirdi gitmek için. pahalıydı da üstelik, bir jeton, iki jeton, üç jeton derken oynayacak oyuncağın kalmaması ve harcanan paranın haddi hesabının olmadığının anlaşılması halinde büyük bir buruklukla çıkılırdı. yıllar sonra adı emperland oldu, sonra yine değişti ve nihayetinde kapanacağına yakın zamanlarda bir görevli anlatmıştı; bütün oyuncaklar istanbul'a götürülecek diye. izmir'li çocukların hayallerini istanbul'daki çocuklarla paylaşma durumu söz konusuydu. elleri mahkumdu, paylaştılar da, ama çocukluğun en güzel anılarına yerleşmiş bu ortam da hep hafızalarında kaldı.
- tıpkı galleria gibi bir dönemin efsanesiydi.
- izmir hilton'daki fame city'ye, sırf o oyunu oynamak için giderdim. adı aklımda "roger" kalmış. devamlı roger roger diye bağırılıyordu oyunda. böyle turuncu bir ferrari vardı. iki polis vardı ferrari'de. biri camdan ateş ederdi öndeki kötü adamlara. ama ben onu sırf ortadaki mini ağaçları devirmekten zevk aldığım için oynardım. bir de ünlü payloça dişi kırmaca vardı tabi ki. izmirdeki versiyonunda en çok bileti o verirdi çünkü. son olarak da finali dayımla hava topu oynayarak yapardık. hala gitmez o mekan gözümünün önünden. en acısı da bir kaç yıl sonra tekrar gittiğimde why georgia'nın konuştuğu o görevliden ben de o haberi duymuştum. oyuncaklar istanbul' a gidecek...
not: bahsi geçen görevliyi 17. giride de görebilirsiniz.
- benim yaşımda olup da çocukluğunu izmir'de geçirmiş birisine "fame city" dediğimde gözü parlamıyorsa vururum onu. kesin the others'dandır.
- istanbul'un eski oyun merkezlerinden tatilya'nın dahi yerini tutamadığı olağanüstü enerjik, dinamik ve eğlenceli oyun merkezi, yerinde yeller esmekle beraber 90'ların en güzide çocuk ve çocuk ruhlular mekanı...
- satranç turnuvasına gittiğimde görüp müptelası olduğum, karne paralarımı, bayram harçlıklarımı bitinceye kadar harcadığım çocukluğumun vazgeçilmez eğlence merkezi. bir ara o kadar abartmıştım ki artık saat kaçta gittiysem görevli daha açılmadı diyerek beni postalamıştı. fame city çıkışı eğer param kaldıysa o civardaki mc donalds da big mac menü yerdim. sonradan mc donalds da kapandı fame city e de bişeyler oldu bilemiyorum. ama o dönem hilton da olup biten çoğu şeyden haberdardım. düşününce çok acayip geliyor şimdi.
- hayal meyal hatırladığım küçükken şahsım tarafından dünyanın en eğlenceli yeri kabul edilen mekan...o kadar büyük gelirdi ki o zamanlar salıverirlerdi beni içeriye dalar giderdim....az kaybolmamışımdır içinde... çıkışı bulamayınca merdivenlere oturur ağlardım bi de...utanç içindeyim....
|