|
|
- ya da "kar zarar ortaklığı"
olay, türkiye finans'a göre şöyle gerçekleşiyormuşşşş....
1. banka, kârlı ve verimli bulduğu projenin bütün masraflarını karşılar. finanse edilen projede, sermayenin sahibi bankadır. fon kullanan müşteri ise, emeğini ve projedeki tecrübesini ortaya koyar. bu sistemden daha çok proje bazındaki ticari teşebbüslerin finansmanında yararlanılır. elde edilen kâr, önceden belirlenen oranlarda, banka ve müşteri arasinda paylaşılır.
2. taraflar projeye hem emek, hem de sermayeleri ile ortak olurlar. banka, sermayenin bir kısmını sağlar. müşteri de kendi mali imkânı ve projenin özelliğine uygun olarak, proje için gerekli sermayenin kalanını temin eder. proje bitiminde müşteri yaptığı iş ve uzmanlığı karşılığında kârdan pay alır.
- faiz paranın kirasıdır.
kâr payı ise edilen kârın paylaşılmasıdır.
girilecek işe göre zaman zaman kâr payı daha çok getiri sağlayabilir. faiz ise oranı belli olup parayı yatırdığınız gün edeceğiniz kârı hesaplayabildiğiniz bir şeydir. kâr payı daha heyecanlıdır.
- devletin yeşil sermaye parasını sisteme dahil etsin diye izin vermek zorunda olduğu hede.
(balta, 16.02.2007 10:57)
- mevduat hesaplarındaki faiz kavramını tefeci faiziyle karıştırıp günah olduğunu düşünen zihniyeti kandırmak için uydurulmuş sistem.
- karday pay olayı yanlış değildir aslında zira diğer bankaların aksine kardan pay aldığın gibi , olası bir zararda para da kaybedebilmektesindir. kar zarar ortaklığı vardır bir yandan. göz ardı edilmemelidir.
- kar payı tanımadığın bir kadınla yatmaya benzer, ne çıkarsa bahtına.
faiz ise tanıdığın bildiğin bir vücut, aldığın belli, verdiğin belli..
(bkz: alternatif anlatım yolları)
- hisseleri borsada işlem gören anonim şirketleri, belli dönemlerde yaptıkları yatırımlar sonucunda elde ettikleri kazançtan hissedarlara ortaklık payları oranında temettü öderler.
borsaya parasını yatıran bir kişi hisse senedini satın aldığı şirkete ortak olur, dolayısıyla elde edilecek kardan da zarardan da sorumlu hale gelir. şirketin ürettiği hizmetlere fiilen iştirak etmek suretiyle işgücü ortağı olunabileceği gibi para yatırarak sermaye ortağı da olunabilir. her iki ortak ta ellerindeki hisse miktarınca şirketin genel kurulunda temsil hakkını elinde bulundurmuş olur.
anonim şirketlerinde uygulanması esas olan kar payı dağıtma prosedürü herhangi bir faiz içermemekle birlikte, eğer para yatırılan banka faiz yerine kardan pay dağıtıyorsa ve müşterisine kendisinin zararlarını yansıtmıyorsa, o halde kardan pay ile faiz arasında bir fark kalmaz.
hissedarlık, hem kar hem de zarara ortak olmayı gerektirir. eğer paramı ticarette kullanacağım, yatırım yapıp şirkette daha fazla istihdam sağlanmasına neden olacağım ve neticesinde şirketin yatırımlarından elde ettiği kardan nasipleneceğim mantığı var ise bunda herhangi bir faiz olgusu söz konusu olmayacaktır.ama bankaya yatırılan para, üretime dönüşmüyorsa ve adı finans kurumu, finansal kiralama ya da banka olsun farketmez, bir kurumda faiz olarak kazanç getiriyorsa, paradan para kazanma söz konusu olur. yani herhangi bir emek harcama durumu söz konusu olmaz.
neticede o para üretime, sanayiye, istihdama yatırılmış para değildir ve isminin pek bir önemi yoktur. burada dikkat edilecek husus, faizle halka açık anonim şirketlerince dağıtılan temettüyü birbirine karıştırmamaktır.
- (bkz: bok yemenin arapçası)
- faizin üstü örtülü makyajlanmış halidir. faiz neyse odur. bankaların bir çoğu hem zararımıza hem de karımıza * ortaksınız dese bile şu ana kadar hiç zarar ettikleri görülmemiştir. milletin ''faiz haramdır'' diye seçtiği yoldur, kendi kendini teskin eder ancak.
- ne yazık ki %3'tür. kimsenin belirtmemiş olması ne acı...
|