fahrenheit 451   

adana çık aradan

  1. "sansüre, totaliter yönetimlere, kültür endüstrisine ve uzunca bir süredir sürdürdüğümüz yaşam tarzına yönelik en keskin eleştirilerden biri. okuyun ve kendinizi yeni baştan kurun" *

    ray bradbury'nin kısa öyküsü itfaiyeci'yi* temel alarak yazdığı, özgürce düşünmenin, olguları sorgulamanın, araştırmanın, kitap okumanın, sanat eserleri üretmenin suç sayıldığı, televizyona hapsolmuş tüketim toplumunu eleştiren romanı. romanın kahramanı guy montag, bir itfaiyecidir ama bildiğimiz yangın söndüren itfaiyecilerden değil. onun yaşadığı dönemde itfaiyeciler, ihbarlar üzerine kitap barındırdığı tespit edilen evleri, işyerlerini yakmakla yükümlüler. *

    montag, 17 yaşındaki clarisse mcclellan'la tanışana kadar niye kitap yaktığını hiç sorgulamamıştı. onunla sohbet etmeye başladıkça bir parçası olduğu düzenin çarpıklığını, özgürce düşünmenin, tartışmanın, kitap okumanın, sanat eserleri üretmenin, doğayı en yalın haliyle sevmenin önemini, güzelliğini ve gerekliliğini kavrar. yaşadığı dünyanın ona sunduğu olanakları ve bu olanakları ondan ve bütün insanlardan alıkoyan düzeni farkedince artık bir "itfaiyeci" olmayı bırakır ve onun gibi düşünen özgür bireylerin arasına katılmak için hayatını riske atar....

    cesur yeni dünya ve 1984 gibi kapitalist tüketim toplumunu bilimkurgusal bir düzlemde eleştiren, güçlü betimlemelere yer veren ve böylelikle hayalgücünüzü tetikleyen bir üsluba sahip. romanın adına gelince; 451 fahrenheit kağıdın tutuşma sıcaklığı, kitapların yanmaya başladığı sıcaklık oluyor.

    romanın operası 1988 sonbaharında sergilenmiştir. filmi ise 1966 yılında çekilmiş ve françois truffaut tarafından yönetilmiştir.

    (bkz. anti ütopya kitapları)
    (soulforged, 12.04.2004 12:32 ~ 30.04.2004 02:15)
  2. montag'ın amiri yüzbaşı beatty'nin nutuğundan alıntı:

    eğer adamın politik bakımdan mutsuz olmasını istemiyorsan, ona iki yönlü bir soru verme, tek yönlüsünü sor. daha da iyisi hiç sorma. bırak savaş diye bir sözcük olduğunu unutsun. eğer hükümet yeterli çalışmıyorsa, çok işi varsa, vergiler deli gibiyse bırak öyle kalsın, bunun için insanların endişelenmesi daha mı iyi? sakin ol, montag. onlara yarışmalar düzenle, en tutulan şarkıların adlarını sor, devletlerin başkentlerinin adlarını sor, geçen yıl iowa'da ne kadar mısır yetiştirilmiş, onu sor, bilsinler kazansınlar. onları patlamalarına neden olmayacak bilgilerle doldur. öyle lanet olası olaylarla onları donat ki, kendilerini bilgileriyle gerçekten parlak kişiler sansınlar. böylece düşündüklerini zannetsinler. hiç kımıldamadan hareket ettiklerine inansınlar. o zaman mutlu olacaklardır, çünkü bu tür olaylar ve konular hiç mi hiç değişmezler. onlara felsefe, sosyoloji gibi esnek konular verme, olayları bağdaştırmak için. o zaman melankolik olurlar. bugün birçok adamın yapabildiği gibi, tv antenini ayırıp, yeniden birleştiren kişi, tüm evreni ölçüp biçen, eşitlik arayan kişiden çok daha mutludur.
    (soulforged, 12.04.2004 12:49)
  3. bu romanı okumayan kız vermezler bizim köyde
    (yirmiyedi, 13.04.2004 23:16)
  4. (bkz. 1984)
    (kornish, 20.04.2004 17:31)
  5. bir çırpıda okunan ama etkisinden bir ömür çıkılamıyan müthiş bir başucu eseri
    (stocky2001, 16.06.2004 23:07)
  6. filmi kitap kadar tutmamıştır ne yazık ki.kitap yakma sahnelerinin basitliği,fahrenheit 451 göreve giderken arka fontta çalan james bond tarzı müzik insanı ister istemez tiksindiriyor.ayrıca filmde bir sahnede montagı havadan arayan bir polis grubu vardır ki hey gidi hey.o zaman da bu teknoloji.
    (bkz. uçan polis timi)
    (man on the moon, 19.06.2004 04:57)
  7. truffautnun film uyarlamasında açılış sahnesindeki tüm isimler voiceover ile söylendiği için birçok film yönetmenini imreten film (ulan ben niye düşünemedim)
    (panavision, 28.11.2006 21:21)
  8. filmde hayvani kütüphanesi olan kadının kendini yaktığı sahne, şu an için bile çekilmesi zor sahnedir, kameranın alevler içindeki hareketini ise ayakta alkışladım. o dönemde böyle bir film çekildiği düşünülünce insanın tüyleri diken diken oluyor. eline sağlık truffaut.
    (nitin oldfield, 13.01.2007 18:17)
  9. romanı filminden daha güzel, ama filmi de bir o kadar ilginç. truffaut'nun bakışı romana oldukça yakın.
    (bambaska, 03.02.2007 17:56)
  10. "okullardan araştırmacılar,eleştirmenler,bilginler ve simgesel yaratıcılar yerine,koşucular,atlamacılar,yarışçılar,aylaklar,aç gözler,kapkaççılar,uçucular,yüzücüler çıkınca 'entellektüel' sözcüğüde hak ettiği üzere küfür haline geldi.her zaman bilinmeyenden korkarsınız.sınıfınızda her soruya cevap veren,özellikle 'parlak' arkadaşınızdan,kurşundan putlar gibi oturan diğer tüm öğrencilerin nefret ettiğini hatırlarsın.saatler sonra bile dövmek için seçilen kişi o 'parlak' çocuk değil miydi?elbette oydu,hepimiz birbirimize benzemeliyiz.kimse eşit ve özgür doğmamıştır,herkes eşit yapılır.her insan bir diğerinin sureti olunca herkes mutlu olur,ortada çekinilecek,korkulacak,herkesin kendisini yargılamasına yol açacak dağlar yoktur.işte böyle! bitişik evdeki kitap dolu oda silahtır.yak! gitsin!"
    (cormanthor, 18.06.2007 08:54)
  11. (bkz: fahrenheit 9 11)
    (soya bean, 18.06.2007 09:09)
  12. günümüz toplumunu 50 küsür yıl önce tanımlamış, öngörülerde bulunmuş olan eserdir. burada ray bradbury'i tebrik etmeden geçmek olmaz tabii ki. kitabın önsözünde belirttiği gibi kitaplara olan bağlılığından hareketle, televizyon, insanların hissizleşmesi, teknoloji, kendini bulma kavramları biraz hızlı bir şekilde olsa da güzelce işlenmiş. kesinlikle okunması gereken eserler arasına alınmalı.

    ayrıca 1966 yılında yapılmış olan sanırım ben hariç herkesin izlediği bir de filmi varmış. film yapımcıları, ki warner bros almış zamanında haklarını, yeniden yapmak için uzun zamandır şartların olgunlaşmasını bekliyorlarmış. yönetmen koltuğunda frank darabont olacakmış. montag karakteri için sırasıyla mel gibson, tom cruise, brad pitt gibi isimler geçmiş olsa da son söylentiler tom hanks'in bu rolü alacağı yönünde. çekimlerin 2008'in yaz aylarında başlaması muhtemelmiş.
    (sycrone one, 10.12.2007 22:14 ~ 18.12.2007 17:24)
  13. filminden çok daha güzel olan kitaplardan birisidir.

    truffaut*'un filmi çektiği dönemin imkansızlıklarından dolayı bazı şeyleri filme koyamamamasını bir kenara bıraksak bile (bkz: mekanik tazı) senaryosu sağlam olmayan bir filmdir. bir kere kahramanımız guy montag'ın okumaya başlamasının sebebi clarisse (kitapta ölürken filmde yaşamasına rağmen) çok zayıf durmuş. hiç bir insanı okumaya itecek konuşmalar yapmıyorlardı ki bu yüzden kitabı okumayan biri zorlanacaktır "noluyor" diye.

    ancak gördük ki truffaut yönetmenlikte de aşmış bir adamdır. çekimlerini ve sahne geçişlerini bir yana koyalım, ben hala kitaplarıyla yanan kadın sahnesinin dvd çıkarılırken dijital ortamda oynandığını düşünüyorum.

    not: bir de kitap - film "gelecek bir zaman"da geçse de saç modelleri, makyaj, evler falan hepsi '60larda olduğunu bağırdıkça filmin gelecekte geçtiğine inandıramadım kendimi bir türlü.
    (talen, 16.02.2008 00:22 ~ 00:24)
  14. ilginç notlar;

    *öncelikle filmin müzik temasını alfred hitchcock' un filminin müziğini yapan şahıs yapmıştır.
    *filmin açılış sahnesinde oyuncu,yönetmen vs isimlerin yazılması yerine seslendirme yapılması oldukça dahiyanedir. lakin filmde kitapların ve envai çeşit yazıların yok edilmesine gönderme yapılmıştır.
    *filmde montag'ın hem karısını hem de sevgilisini julie christie oynamıştır.bir nevi madolyon'un diğer yüzü gibi.(anetta insdorf yorumudur).
    *filmdeki itfaye ekibinin kullandığı semender fransa karalı 1.luis'in de kaullandığı bir amblem olup. semenderler ateşin içinde yaşamını idame ettirebilen hayvanatlardır. (bunu bu filmden öğrendim)
    *filmde kütüphanesinde kendi kitapları arasında yakılmayı seçen şahıs yazar'ın büyük büyük büyük büyük vs annesinin orta çağ'da cadı yakma ayininde yakılmasına bir göndermedir. (bayılıyorum bu batı yazarlarına soyağaçlarını iyi araştırıyorlar vesselam)
    (genius kusagami, 29.05.2008 15:05)