genellikle denizcilikle uğraşan portekiz erkeklerinin ardından,aşık portekizli kadınlar tarafından yakılan ağıt.
bugün geleneksel portekiz müziğiyle bütünleşmiştir. fado dinleyebileceğiniz özel restoran ve kafeler bulunmaktadır portekizde.
ispanyol diktatör franco ülkeyi nasıl bu kadar yönettiği sorulduğunda 3f'den bahseder.bu 3f ise fado, futbol ve fiesta'dır.
başka bir söyleyişe göre portekiz lideri salazar'da aynı şekilde ülkeyi 3f'e göre yönetmiştir:
fado, fatima , futbol'dur.
kırtasiyeden aldığı mis kokulu silgileri ve atlasını, evinde bir masaya yayıp dünya haritası üzerinde ki sınırları, silme süretiyle ortadan kaldırmaya çalışmıştır. başramamış olsa bile artık atlas mis gibi kokuyor.
portekizcede kader anlamında olan bu kelime dinlediğinizde sizi alıp açık denizlere götüren kaliteli bir müzik türüdür. 12 telli gitar vazgeçilmezidir. ayrıca amalia rodrigues, mariza ise üstün yeteneğe sahip fadistalardır.
denizden dönemeyen insanların yakınlarının deniz kenarında yaktığı ağıtlardan doğan portekiz in, acı, ölüm, isyan ve umut dolu müziği.. en iyi temsilcilerinden bazıları; amalia rodriquez, dulce pontes, mariza ve monica molina dır.
neredeyse tamamı güzel olan bir müzik türü. sanırım bu müzik türündeki tüm parçalar etkileyici, hoş en azından dinlenesi oluyor. ben de anlayamadım nasıl oluyor. herkesin hayatında en az bir kez dinlemesi gereken bir tür aynı zamanda ezgilerinde bir şeyler bulmamak ne mümkün.
portkekiz arabeskidir denebilir, oluşumu portekiz in denizcilik tarihine dayanır. 'fado' önüne geçilemeyen kader anlamına gelir, eşlerini denize savaşa yollayan ve onlardan bir daha haber alamayan kadınların yaktığı ağıtlardır, amalia rodrigues in yorumladığı muhteşem şarkılarla ölümsüzleşir:
yönetmenliğini carlos saura nın yaptığı, fadolar isimli bir film. film festivalinde de gösterilmiştir. içerisinde arşiv görüntüleri de mevcut. fado seven herkesin izlemesi önerilir.
bir portekiz gitar, bir klasik gitar ve acıklı bir kadın sesi.. hüznü, özlemi, acıyı, aşkı anlatıyor.. bunu anlamak için portekizce bilmeye gerek de yok üstelik.. biraz hissedebilmek yeterli..
utanmasam iyiki zamanında gidenler gitmiş de bu ağıtlar yakılmış diyeceğim..