belki ilginizi çeker
  1. · facebook
  2. · carnegie mellon
  3. · günün başlıklarından şiir denemeleri
  4. · madde 97: bir ünlü şahsiyeti seninle mcdonald's a gitmeye ikna et (reklam)
gündem
  1. · yeşim salkım
  2. · gece yarısını geçtiği halde sözlükte dolaşan kız
  3. · nurcuların hoşuna giden şeyler
  4. · hayatın iyi bilinmesi gereken kanunları
  5. · new moon
  6. · 100 opera
  7. · domuz gribi
  8. · çocukluk sanrıları
  9. · mutlu son

facebook hesabı olmayan yazarlar  

 sayfa  / 4
  1. içinde olduğum yazar grubu..

    3 yıl felan önce duydum ilk kez, nedendir bilmem ama şu ana kadar kadar hiç üye olasım gelmedi, başta önemsemiyordum, zaten arkadaşlık sitelerinin her türlüsüne gıcıktım, sonra yavaş yavaş herkesin diline dolandı "anti-popülaristim lan ben" diyerekten kaydolmamakta direttim,bundan prim sağladım, son olarak da "bu saatten sonra kaydolup ne yapıcam,boşveer" düşüncesi hakim..

    vicdani edit: şimdi denedim de gördüm, ekşide de var aynı başlık. kesinlikle arak değildir! bok atmayın, rica ediyorum..

    en son edit: daha bi pekişti fikrim (bkz: @3221225)
    (insansevmeyenhayvan, 27.12.2008 23:03 ~ 15.03.2009 21:54)
  2. yüklü banka hesapları olan yazarlardır.
    (luto, 27.12.2008 23:07 ~ 23:07)
  3. öncelikle;
    (bkz: aa bu benim lan)
    popülere karşı direnendir. kanımın son damlasına kadar savaşacağım.
    (sheepish, 27.12.2008 23:08)
  4. benimde içinde yer aldığım yazar grubudur efendim sevilip sayılıp öpülüp koklanıp saklanılması gereken yazarlardır. insandır.
    (faaip de oiad, 27.12.2008 23:09)
  5. bir ara sözlükten verilen sayfa bağlantılarına bakamayan yazarlardır. mesela fantastik facebook grupları başlığı hiçbir anlam ifade etmiyordu. ama artık tıklayınca grup adı görülüyor, facebook bi' yenilik mi yapmış ne yapmışsa.. he bir de en çirkin facebook profil fotoğrafı avında yemi yutmamıştır. facebooksuzluk iyidir, tavsiye ederim.
    (asasdas, 27.12.2008 23:26)
  6. anti-popülerist olmanın haricinde olaya komplo teorileri üreterek yaklaşan yazardır. nerde çokluk orada bokluk abi sözünden yola çıkarak - adını hatırlayamasa da -bu tip sitelerin yıllar önce de yapıldığını ama nedense hiçbirinin facebook kadar tutmadığını bilir. işin içinde new york times ve türk basınının yer alması, facebook'u sayfalarına taşıması onu işgillendirir. istihbarat servisleri için veli nimet lan burası diye düşünür.

    ayrıyeten yamulmuyorsam mark zuckerberg sitenin çok küçük bir bölümünü wall street'li yatırımcılara 60 milyon dolara satmıştı ve bu mükemmel bir ticari başarıydı.

    24 yaşında birinin bunu yapabilmesini çekemeyen insanların olması da kaçınılmazdı, bu düşüncelere sahip olanların olaya " ulan ben takılıyorum, ben uğraşıyorum, fotoğraf yüklüyor, başkalarının fotoğraflarına yorum yazıyorum adam benim sayemde parsayı kaldırıyor " şeklinde bir bakış açısı getirmelerine sebebiyet verdi haliyle. bu da bu şekilde düşünen insanoğlunu facebook'tan uzaklaştırdı.

    ama biz facebook sayesinde ilkokul arkadaşlarımızı bulabilibiliyoz kiiii diyenlere de; bu zamana kadar aramamış, sormamışsın, irtibatı koparmışsın şimdi mi aklına geliyor bulmak? ne biçim arkadaşlık anlayışınız var diyesim geliyor.
    (psikomedi, 28.12.2008 00:28)
  7. üç sene önce ülkemde dalga dalga yayılmış internet hesabıdır, facebook. kimin ne halt karıştırdığını öğrenmek isteyen yazarlar, bu zımbırtıyı kullanmaktan çok mutlu olanlardır. kullanmayanlar ise,benim kabarık bir arkadaş listem var, çok popülerim, seviliyorum denilmesini istemeyen, yazarlardır. fotoğraflarının altına yazılan ' ayy shekerim, çok cute çıkmışsın' gibi saçma sapan yorumları okumak istemezler. fi tarihinde bıraktığı arkadaşları da zerre umurlarında değildir. eğer çok bulmak isterlerse, ulaşmanın başka yollarının da olduğu mantıklı sonuca varmışlardır. ayrıca, ' bu fotoğrafım çok güzel çıkmış. hemen facebooka yükleyeyim de herkes görsün' demeyecek şahsiyetlerdir, kendileri.
    (tınmaz melaike, 28.12.2008 00:38 ~ 31.12.2008 13:01)
  8. hayatından bin bir güçlükle bilerek ve isteyerek çıkardığı bütün insanların tekrar gelip sanki kendisine hiç bir şey yapmamışçasına, sanki hayatının bu denli sikindirik olmasında hiç payları yokmuşçasına sırf merak duygularını tatmin edebilmek için arkadaşlık kisvesi altına sığınarak eski günlerden çok güzelmiş gibi bahsetmelerini istemeyen, bu denli sığ bir yüzsüzlüğü kaldıramayan yazarlardır.
    sordum soruşturdum birinin arkadaşlık talebini reddettiğiniz vakit maalesef ki karşı tarafa "talebiniz reddedildi!" şeklinde bir mesaj gitmiyormuş, gittiği an hiç düşünmeden açacağımdır.
    (atalante, 28.12.2008 00:49 ~ 21.07.2009 21:14)
  9. en iyisini yapan yazarlardır kanımca. şahsen ben facebook'tayım da sorun ne boka yarıyor. hiç bi işe yaradığı yok vallahi, nefret ediyorum, tiksiniyorum. ha o zaman manyak mıyım? mazoşist miyim neden hala oradayım? ne siz sorun ne ben söyleyeyim. amma velakin sanal gönderilen biraların, rakıların bi boka yaramadığını anlamak için bilgin olmaya gerek yok. onu da bıraktık herkes mal gibi gerçek adı soyadıyla üye oluyor. millete resmen kütüğümüzü veriyoruz o da ayrı bir nokta tabii...
    (kimulanbendenönceludmilladiyekayıtolan, 28.12.2008 01:15)
  10. dışlanırlar.

    okuldan bir arkadaşım sormuştu facebook hesabın var mı diye. yok abi kullanmıyorum ben dedim. kullanmıyorum derken üyesi değilim anlamında.her neyse.bana aynen şu cevabı verdi:

    - sen hangi dünyada yaşıyorsun?

    o an kestim muhabbetimi. ulan amına kodumun dedim kendi içimden. senin yaşadığın bir dünyada yaşamıyorum en azından.

    edit: aylar sonra başka bir arkadaşım geldi yanıma. abi dedi asosyal varlıklar diye bir grup açtık, seni de aramızda görmek istiyoruz. asosyallerin bayrak taşıyanısın bir yerde dedi. zaten 10-15 kişi geyik çeviriyorlarmış öyle. sonuç olarak ben de üye oldum mnskym. listenin %90'ı barzo. ama hakikaten yarrak gibi bir şeymiş.

    bu arada en tepedeki diyaloğu yaşadığım arkadaş ile hala görüşmüyorum. sik kafalı, işe yaramazın tekiydi.
    (o6kara, 28.12.2008 02:41 ~ 06.08.2009 15:39)
  11. geçmişte kalan kişileri ait oldukları yerde bırakmak isteyen; ne onların kendisinden haberdar olup, hakkında bir şey öğrenmelerini, ne de kendisinin onlardan haberdar olmasını istemeyen; kısaca kaybolmak isteyen yazardır.
    (iki nokta üst üste biri altta biri üstte, 28.12.2008 03:02)
  12. akşam facebooktan mesaj atarak haber vermeyi öneren eşe dosta " iyi de benim facebook hesabım yok ki!" diyerek cevap veren yazardır.
    ayrıca;
    huzurlu, mutlu, çevik ve ahlaklı yazardır.
    (bkz: kendimden biliyorum)
    (splendid, 28.12.2008 20:14)
  13. antipopülistim ayağına ve "ay oranın boku çıkmıştı zaten" mantalitesiyle hatun düşürme emeli güden yazarlar. çok yanlış çok.

    (bkz: bütün genellemeler yanlıştır)
    (cuore sportivo, 28.12.2008 20:25)
  14. kimsenin güzel anılarının içine etmesini istemeyen bu yüzdende mümkünse ilkokul arkadaşlarını yer yer hoş bir anı olarak hatırlamak isteyen, büyümüş ve saflığını yitirmiş hallerini görmek, bilmek istemeyenlerdir.

    güzel anılar barındıran fotoğraflarının altına " ayy chok cix çıkmışsın " gibi türkçesi kendinden geçmiş abuk sabuk yorumlar yazılmasını istemediği gibi bu yorumların hatıralarının içine ettiğini düşünenlerdir. sadece adını bir yerlerden duyduğu bir müzik gurubunun fanı olan insanlarla bir arada olmayı istemeyenlerdir. arkadaş listesi bilmemkaçları aşanların gerçek dostlarının bir elin parmağını geçmediğinin farkında olanlardır.

    ve hiç kimsenin kendisi hakkındaki bilgileri bir profilden öğrenmesine katlanamayanlardır. çikolata manyağı olduğunu sadece onu tanıdığı için bilenlerle hayatını idame ettirmek isteyendir.
    (magnetic resonance, 28.12.2008 21:11)
  15. facebook'a gerek duymayan yazarlardır. illa hepsinin anti-popülist olması gerekli midir? kendimden örnek vermem gerekirse (eh feysbukum olsa bu başlıkta işim ne?) facebook sadece üniversite mailiyle üye alırken orada benim de hesabım vardı, ben de ilk gördüğümde "eheh eğlenceliymiş lan bu!" diye girmiştim. ilkokul arkadaşlarımın bir kısmıyla zaten bağlarımı hiç koparmamıştım. bir kısmını da gerçekten buldum. ve hiçbiri de gereksiz insanlar değildi. zaten olsalar, kopmazdım onlardan. koptuklarım da eskiden internet, cep telefonu gibi şeylerin yaygın olmamasından kaynaklanan bir şeydi.

    her neyse, facebook'ta hesabım varken liseden burak isimli bir arkadaşım beni ekledi, "usako özledim yav msn ver de görüşelim" falan dedi. verdim msn'imi, konuşmaya başladık. bu bahsettiğim arkadaş, kavanoz dibi gözlükleri ve işerken bile test çözmesiyle ünlü inek ötesi bir arkadaştı. aramızda şöyle bir diyalog geçti:

    -yha bişi sorcam sana, sen ne tür metal dinliyosun? (msn'deki nicki, burock bu arada. gerisini hayal edin demek isterdim ama durumun korkunçluğunu yeterince hayal edemeyebilirsiniz diye yazıyorum.)
    +nasıl?
    -yha işte, death metal mi, black metal mi, hangi tür metal dinliyosun diyorm?
    +hmm, bilmiyorum. artık kafam kaldırmıyor benim pek.
    -yha kızım dinlenmez mi yhaaa! offf... biliyo musun bu arada ben çok sosyal bi insan oldum ünide.
    +öyle mi
    -evt. bodye fln gittim. vücut geliştirmeye. gözlükleri çıkardım lens taktım. metal falan dinliyorum artık.
    +hmm (allahım ben ne yaptım sana?)
    -ee sen neler yapıosn?
    +dersler falan işte.
    -bak sana fotolar göndericem.
    +peki.

    *fotoğraf yollar*
    fotoğraflar, arkada şelale önde bu kaslı arkadaş ve benzeri fotoğraflardır.
    *fotoğraf yollar*

    -nası? yakışıklı olmuş muyum?
    +evet.
    -yha senin sevgilin var mı?
    +hö?
    -sevgilin var mı diyorm
    +nasıl ya?
    -takılsak ya seninle?

    *burock engellendi!*

    bu ne mk? bu ne!..

    facebook vukaatlarım bununla kalsa iyi, geçen yıl sömestr tatili için istanbula gidecektim ve toplanmadan önce son bir kez maillerime bakmak için bilgisayarı açtım. çok tanıdık gelen bir isimden mesaj geldiğini gördüm.
    facebook'a girdim, "merhaba usako, görüşmeyeli uzun zaman oldu. seni bulduğuma çok sevindim. nasılsın? :)" diye bir mesaj. allah allah kim bu diye düşünüyorum. isim öyle tanıdık ki, ilkokulda bu isimde bir arkadaşım daha vardı ama onunla zaten görüşüyorum, bu o değil. ama isim inanılmaz tanıdık. deli olacağım. kimdi kimdi diye düşünürken birden jetonum düştü. mesaj atan kız, ben 4 yaşındayken üst katımıza taşınan, ve büyüdüğüm yer olan gebze'den 6 yaşında taşındıktan sonra yaklaşık 6-7 yıl kadar mektuplaştığım çocukluk arkadaşımdı. nasıl unutabilmiştim? onu en son 17 ağustos depreminde enkaz altından çıktığı zaman, geçmiş olsun demeye gittiğimizde görmüştüm. birden heyecanla profiline girdim. resimlerine baktım. birlikte kartopu oynadığımız, annelerimizin makyaj malzemelerini karıştırıp birbirimizi boyadığımız, annelerimiz gün yaparken içeride evcilik oynadığımız kızı görebilmek için gözlerim dolu dolu resimlerine bakmaya başladım.

    neredeydi?..

    resimlerde, nişanlısı olduğunu tahmin ettiğim bir çocuğun kucağında oturan bir kız vardı. yüzünde karış karış makyaj, üzerinde straplez ve kadınsı bir elbise, kıpkırmızı ruj ve kıpkırmızı tırnaklarla koskoca bir kadındı bu resimlerdeki.

    neredeydi benim çocukluk arkadaşım? neredeydi kopmamak için yıllarca mektuplaştığım, depremden sonra gözyaşları içinde koştuğum insan?

    değişmişti. bambaşka biri olmuştu. büyümüştü. ben hala küçük bir çocuk gibi gezerken, o topuklu ayakkabıları ve kırmızı rujuyla bir kadındı.

    o an facebookta ayarlar kısmına girdim ve üyeliğimi silmek istediğime dair bir şeylere tıkladım...
    böyle sitenin amına koyayım dedim. bavulumu kapadım ve çıktım gittim. hem odamdan, hem facebook'tan.
    (usako, 28.12.2008 21:23)
  16. (başlığa bakarak) allah belamı versin, benim gibi (facebook hesabı olmayan) bi' sürü insan varmış, diyen yazardır.
    (anlasılmayan, 28.12.2008 22:31)
  17. insanların ne boyutta şebelekleştiğini göremeyen yazardır..

    şimdi öncelikli olarak bir bakalım feysbuk neymiş, lider makine üreticileri tavsiye ediyor muymuş?.

    feysbuk kitleleri birbirine ulaştıran internet sitesiymiş. arkadaşları buluşturan, hatta arada yonja hizmeti veren bir bağlantıymış. lider makine üreticileri tavsiye ediyor mu? hayır!.

    şimdi şöyle bir düşünelim; bir insanın ilkokul arkadaşıyla konuşabileceği şey nedir?.

    "bi sefer seven up kutusuyla maç yapmıştık nan, nası gömmüştük size?"
    " he lan, kunilcan'la antincan'da vardı"
    "hehe"
    "ehe mehe"

    finito. bu kadar!. konuşabileceğin tek şey bu. ilkokulda öğretmenim dediğin kişi altıncı sınıftan sonra "hocam" oluyor. lisede zaten skine falan sallamıyorsun. [analitik geometri sınavından "sikerim lan sınavı" diyip çıkan varsa tanışalım] üniversitede gitar çalıp frizbi oynuyorlar...

    proje aslında iyi gibi görünse de, değil arkadaşım!. millette ciddi olarak "arkadaşını bulma" mantalitesi varken bizde direk olarak "ya hafız, senin albümde bi kız gördüm o kim? heeeee, kız msn'i" düşüncesinde. abuk subuk grup mesajları geliyor. "bu gruba üye ol, bilmemne olsun" "bu gruba her üye olan kişi bir fidan dikiyor". len be gerizekalı, madem bir fidan dikmek istiyorsun olmayan beynini azıcık çalıştırda tema vakfına bağış yap. hödük!..

    ayrıca kunil kunil davet şeyleri geliyor. çete savaşları, monster truck, arabanı kap, gel beni boya tadında..
    ilkokul arkadaşlarımın hiçbiri ile görüşmüyorum. cidden görüşemediğim, okul falan yüzünden sağa sola savrulduğum insanları buldum e-posta, msn, telefon aldım. sonra ondan diğer arkadaşlarıma ulaştım falan. feysbuk'a gerek kalmadı.

    özetle, iyi ki hesabı olmayan yazarlardır. burger king, starbucks ve converse'in sosyal statü sayıldığı ülkemizde "ayy senin feysbuq'un yhok mhu?" çemkirmelerine de maruz kalanlardır!..
    (blackfield, 28.12.2008 22:55)
  18. arama motoru ile kimlerin kendilerini aradığını öğrenemeyecek olan yazarlardır.

    kim profillerine bakmış, onu da bilemezler. nereden bilecekler?

    1.000.000 kişilik bir grubun bilmem kaçıncı kişisi de olamaz bunlar.

    zavallılar...
    (peterpan, 29.12.2008 09:49)
  19. (bkz: artık yok)
    (selase, 29.12.2008 11:08)
  20. orjinalliğimi yitirir gibi olduğumu düşünerek belirtirim ki; (bkz: yalnız değilmişim)
    (endoplazmik retikulum, 29.12.2008 17:54)
  21. avantajları;

    - en başta hiçbirşey kaybetmezler ve eksikliğini yaşamazlar.

    - hergün mail kutusuna "x sizi şu gruba davet etti/ şu fotonuza yorum yaptı" gibi maillerle dolmaz.

    - bayanlar için yurdum abazanlarınla diyaloğa girmemek en büyük avantajdır. her açtığınızda tanımadığınız kişilerin ekleyip mrb çok güzelsiniz tanışabiliriz/askerliğimi sizin yaşadığınız yerde yaptım oraları iyi bilirim tanışabiliriz gibi abazanlığın sınırının olmadığını kanıtlayan durumlarla karşı karşıya kalmaz.

    - her gün facebook hesabını kontrol etmek gibi bir zaman kaybına uğramazlar.

    - doğum günlerinde aranıp doğum günleri kutlanır. hesabı olsa sayfanıza "doğum günü kutlu olsun :)" inandırıcılığını kaybetmiş yazı çıkmaz. hatta hakkında şöyle diyaloglar oluşmaz;

    + hacı bugün x in doğum günü aradın mı ya da mesaj attın mı?
    + facebookta sayfasına yazdım doğum günün kutlu olsun diye yeter gerek yok fazlasına.

    - yıllar önce bir daha görmemek üzere unuttuğunuz arkadaşlarınızı zıp diye karşılarına çıkmazlar.

    dezavantajları;

    - hemen hemen herkesin hesap açtığı bu dönemde olayın fransızı konumunda kalmak.

    - internet dünyasında her yeni oluşumu takip eden sosyal güruhun "oha senin facebook ta hesabın yok mu?" gibi tepkilerle karşılaşırlar.

    - facebook muhabbetlerinde sadece dinleyici olurlar.
    (uzayi kurtaran dunyali, 29.12.2008 18:08)
  22. adına hesap açılınca farkına varan yazarlardır.
    (gramadevate, 31.12.2008 12:20)
  23. o kadar da "umumi" olmak istemeyen yazarlardır.
    (eltaeb, 05.02.2009 01:45 ~ 01:45)
  24. sevgilisi kıskanç olan yazardır.
    (beelzebub, 05.02.2009 01:49)
  25. muhteşem derecede özgür olan yazarlar ve şahıslardır.

    (bkz: ben)
    (yakoul, 05.02.2009 01:50)
 sayfa  / 4

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil