by the turnstile beckons a damsel fair
the face of melinda neath blackened hair
no joy would flicker in her eyes
brooding sadness came to a rise
words would falter to atone
failure had passed the stepping stone
she had sworn her vows to another
this is when no-one will bother
and conceded pain in crumbling mirth
a harlot of god upon the earth
found where she sacrificed her ways
that hollow love in her face
still i plotted to have her back
the contentment that would fill the crack
my soul released a fluttering sigh
this day fell, the darkness nigh
i took her by the hand to say
all faith forever has been washed away
i returned for you in great dismay
come with me, far away to stay
endlessly gazing in nocturnal prime
she spoke of her vices and broke the rhyme
but baffled herself with the final line
my promise is made but my heart is thine
vokal konusunda ne kadar üstün olunabilinir gösteren bir şarkı. öyle aman aman bir olayı olmasa da gözlerinizi kapatıp dinlediğinizde herşeyiniz olabilecek şey
4. dakikadan sonrasını dinlerken diğer bütün seslerin durdurulması ve tamamiyle şarkıya odaklanılması gerekir. yoksa günah olur müziğe saygısızlık olur
çok umut bağlamadan bir sürü parça içinde dinlemeye başladığım ve fakat bu vokal abinin sesini duyar duymaz "-ulan bu nasıl bir sestir. nasıl olur da bir insanı bu kadar etkileyebilir bu ses?" dememe neden olan parçadır bu. zaten vokal ve gitar başlı başına yetiyor bu parçayı sevmeye. ha ilk giride sözler de var idareye değer!
melinda akerfeldt ile alakası olmayan şarkıdır. zaten melinda kızımız da şarkıdan pek bir sonra dünya'ya gelmiştir.
opeth'in duygusunu hayvanlar gibi yansıtan, adamı tam anlamıyla kendinden geçiren bir efsanedir bu şarkı. yerini dolduracak şarkı ne yapıldı ne yapılacak.
albümün kahramanı ile melinda'nın 15 yıl sonra buluşma anını anlatan masal, efsane, parça...
endlessly gazing in nocturnal prime
she spoke of her vices and broke the rhyme
but baffled herself with the final line
my promise is made but my heart is thine
siyahlar içindeki adamın kafasından siyahlar içindeki sahneler geçiyordu. melinda'nın simsiyah saçlarıyla dolu sahneler. ne olmuştu o akşam? beyninin kendini savunma mekanizmasından olsa gerek, parça parça hatırlayabiliyordu.
cam kenarındaki sandalyede oturuyordu melinda, hafiften titreyen parmaklarında yeni yakılmış sigarasıyla. kapının açıldığını duyduğunda da başını çevirmedi. açık mavi gözleri her zamankinden daha donuktu. içeriye girdi adam. artık ne zaman ağızlarını açsalar birbirlerine saldırmaya kalkıştıklarından mıdır bilinmez, ikisi de sessizliği tercih ediyordu.
üstünü değiştirdi adam. oturdu melinda. yemek yedi adam. dışarıyı izledi melinda. evin içinde oradan oraya gezindi adam. melinda'nın sigarası kendi kendini içti.
adam şimdi geriye baktığında birbirlerini sözlerle tüketmeyi bile bu sessizliğe tercih edebileceğini biliyordu. boğazına bir yumru oturuverdi. tüm benliğini boğdu.
peki sonra? bir saniye. hatırlayacaktı. evet.
melinda usulca kalktı yerinden. koyu mor, uzun elbisesiyle, süzülerek, öyle kayar gibi geçti adamın önünden. o her zaman giymezdi bu elbiseyi. biraz sonra da yeni hazırlandığı belli, yarısı dolu bavulunu getirip kapının yanındaki duvara yasladı. odaya geri döndü. sigaranın, camın, sevdiği adamın odası, dayanılmaz yalnızlığını gömdüğü bu ufak tefek oda. camın kenarına yürüdü, sandalyesine ilişmedi. zor duyulur ama kendinden emin bir sesle "gidiyorum" dedi. "neden?" demedi, belki de diyemedi adam. sadece bakmakla yetinde melinda'sına. ne vardı melinda'nın gözlerinde? sevgi değil. nefret hiç değil. neydi? aradı. bulamadı.
melinda'nın buğulu sesi çok uzaktan gelmesine rağmen, çevreliyordu adamı. donuk bakışları, bedenini delip geçiyordu. arkasından usulca yaklaşıp beline sarılıp güzelim saçlarına son kez yüzünü yaklaştırmak istedi adam. şimdiden onu geri istiyordu. kıpırdamadı.
"sözümü verdim ama kalbim senindir". sanki bir günlüğe yazarcasına söylemişti bu sözleri melinda.
kendineydi sözü. çoktan gitmişti.
sonra kapı kapandı.
not: şarkının hikayesiyle bir ilgisi yoktur, sadece hissettirdikleridir.
"my soul released a fluttering sigh" kısmında nedensizce iç çekmeme, "my promise is made but my heart is thine" kısmının bitiminde de şarkıyı yeniden başa almama neden olan sözlere sahip opeth parçası.
yamulmuyorsam melinda bir rahibedir ve kendini tanrıya adamıştır. ama şarkıyı söyleyen delikanlıya da aşıktır. delikanlı ona gelir, "senin için herşeyi ardımda bıraktım" der ve kız omzunun üzerinden ona bakıp "söz verdim (başkasına/tanrıya) ama kalbim sana ait" der. bunun üzerine delikanlı kızı öldürür.
dört buçukuncu anından itibaren giren o biraz kendini tekrar eden akorlarının insanı kendinden geçirdiği şarkı. melinda, kahramanımızı satmıştır. akerfeldt ise o sırada vokal dersi vermektedir.
ilk sözlerine baktığım zaman by the turnstile beckons a damsel fair mısrasını görünce hiç bi anlam veridiğim, anlam vermeyi bırak by dışında hiç bi kelimenin anlamını bilmediğim sadece vay be diyebildiğim, opethin inanılmaz şarkısı.
sakin sakin, "romantik şarkıyım ben" diye başlayan, 4:37'den itibaren serenity painted death'e hazırlayacak muhteşem melodilere sahip, insana farklı duyguları bir arada yaşatan*****opeth klasiği.
hem sözleri hem müzikleri hem de solistin sesiyle dinledikçe dinlenesi gelen opeth in en iyilerinden.müzik listesinin vazgeçilmezlerinden.şarkının sonları ise daha bi iç burkucu çok fazla arka arkaya dinlenmemeli belki de.
"my promise is made but my heart is thine" kısmına geldiğinde içinizde birşeylerin koptuğunu hissedersiniz, harika müziği ile can yakan sözleri ile defalarca dinlenecek opeth şarkılarından birtanesidir.
geçtiğim o turnike bir peri kızını işaret ediyor
simsiyah saçları altında melinda’nın yüzü
gözlerinde hiç neşe kıpırtısı yok
pusuya yatmış bekleyen hüzün yükseldi
kelimeler kefaret gibi duraksayacaktı
başarısızlık aşama olmayı geçti artık
o yeminlerinden birinden diğerine geçti
işte bu kimsenin takmayacağı andı
ve unufak edilmiş neşesinde acıyı itiraf etti
dünya üzerinde tanrının bir orospusu
onun o feda ettiği yollarda buldum
yüzündeki o içi boş aşkı
onu kazanmak için hala dolap çeviriyordum
hoşnutluluk kırıkları dolduracaktı
ruhum çırpınan bir nefes bıraktı
bu gün yitti,karanlık yakın…
onu elinden tutup götürdüm ve dedim ki:
tüm inancım silindi gitti
büyük bir korku içinde sadece senin için geri geldim
gel benimle,çok uzaklarda kalmak üzere
uçsuzca geceye ait olan o noktaya gözünü dikip
mengene gibi konuştu ve kafiyeyi kırdı
ama son anda kendini de şaşırttı
başkasına sözüm var ama kalbim seninle...
şarkının sözleri içindeki tezatı müziğinde de bulabileceğiniz olağanüstü bir opeth şarkısı.
and conceded pain in crumbling mirth
a harlot of god upon the earth
found where she sacrificed her ways
that hollow love in her face
herhangi bir şarkı için fazla güzel, bir garip oluyor insan dinlerken. nasıl olduğunu anlamaya çalışırken; aslında hiçbir şeyin hiçbi' b.k olmadığını anlıyor. dedim ya; garip işte.
tanıdığım metal müzik seven erkek bireylerin kızına vermek istedikleri isimlerin başını 'melinda' nın çekmesine sebebiyet vermiş dinlemelere doyulmayan opeth parçası.