|
|
- peter molyneux yapımı, ilk önce xbox için çıkmış ve en iyi rpg'ler arasına girmeyi hak etmiş, geçtiğimiz günlerde ise pc'ye çıkmış olan video oyunu.
masalsı grafikleri, muhteşem hikayesi ile insana oldukça hoş vakitler geçiriyor. destansı bir hikaye, güzel oynanış.. daha ne istenebilir ki.
- iyilik ya da kötülük... hepsi elimizde. son derece sempatik bir oyun. başlarken bilgisayarımı haksız yere aşağılamamış olsaydı tadından yinmes.
- içeriğindeki rpg öğeleri (bkz: skill) çok yüzeysel kullanılmış olsalar da , güzel bir rpg oyunuydu.
(zaknafein, 14.01.2006 19:34 ~ 18.12.2006 18:05)
- fable: the lost chapters hakettiği üzere 2005 senesinin en iyi rpg'si oldu. tabi bunda yıl boyunca kayda değer rpg, frp çıkmaması da etkiliydi ama hem oynanış, hem de verdiği serbestlik duygusu ile gönlümüzü fethetti. aslında dikkatli bakıldığında oldukça çizgisel bir oyun olmasına rağmen (gideceğiniz yerler, yapacağınız görevler çoklukla önceden belirlidir.) kritik anlarda seçme kararını bize bıraktığından ve iyi-kötü gidişatına izin verdiğinden kendimizi rahat hissettiriyor. oyunun en güzel tarafı ise senaryoya bol bol serpiştirilmiş atıflar, espriler, taşlar. tavuk tekmeleme, arena, kart ve para içerikli mini ve sevimli oyunlar insanı neşelendiriyor. ciddi bir hengamede gülmekten yerlere yatıran anektodlara denk gelmek de ağızda güzel bir fallout tadı bırakıyor. gerçi o kadar serbest ve geniş değil ama olsun.
kullandıkça gelişen skill ve talent olayını sevmiş olsam da tek bir yöne yüklenerek dahi istenilen yetenekleri sona dayamak pek mümkün olmuyor. silah ve cloth yelpazesi geniş olmasına rağmen oyunda pek fark yaratmıyor.
şahsen benden bir %96 almayı hakeden oyunun kombat sistemi de çocuksu olmayıp bir blade of darkness kadar kombo ve silah barındırsaydı 98-99'u zorlayacaktı.
neyse diyoruz yedik bitti, önümüzdeki maçlara bakacağız. ne de olsa 2006'ya elder scrolls: oblivion, battle for middle earth 2 ve gothic 3 gibi bombalarla gireceğiz. benim gibi rpg sevenlere bayram yakındır.
bir de dipnot: xbox'dan çevrilen oyunun biz pc'cilerden gördüğü ilgi sayesinde ilerde epey konsol oyununu pc için de göreceğimizi sanıyorum.(atropos, 14.01.2006 19:56 ~ 20:01)
- zaman (editten önceki zaman) olarak dün oyuna başlamış olmama rağmen hakkında birşeyler yazmadan duramadığımı farkettim..belki de yıllar sonra aynı tadı yakalabileyen bir oyun bulmuştum..neyin aynı tadı mı?? fallout!!..
hatta bir de bunun üstüne biraz da morrowind tozu atarsanız alın size harika bir rpg oyun..fable the lost chapter..
duyduklarıma göre baya da beğeni kazanmış..oyun yapısı, atmosferi ve keskin yorumlarımı daha sonraya saklamak istiyorum..nitekim az biraz oynamak ile burda oyun hakkında ahkam kesmek istemem..
ama yine de grafikleri world of warcraft tadında (nitekim son derece teknolojik çalışılmış, ışıklandırmalar, gece & gündüz değişimleri başarılı olmuş) oyunun dağıtımcısı rölündeki lionhead'ın de bu işte emeği olduğu kanısındayım..nitekim dünya bana biraz black & white'ı hatırlattı..
kolpa bir konuya sahip olmasına rağmen (yok ailemizi kesmişler, yok intikam efendime söyleyim bunu yanınıza bırakmayacağım diye bağıramayan (!) bir genç çocuk ki kendileri sizin oyunda canlandırdığınız ana karakter) atmosferi ve oynanabilirliği ile baya başarılı olmuş..oyunun temel mantığı biraz da massive online multi-player oyunlara benzetilmiş..
oyunun asıl platformu xbox olduğundan kontrolleri acaip basit..bir kaç dakika içinde oyunun kontrol aşamasındaki herşeye alışmış oluyorsunuz..tabi bunda sizi resmen gerizekalı yerine koyan tutorial aşamasına borçluyuz biraz..yine de güzel tabiki de..
atmosfer dedim, oyunu oyun yapan ana etmenlerden..gerçekten güzel başarmışlar oyunun bu kısmını..neden böyle mi dedim?? mesela geceleyin sokaklarda yanlız dolaşmaya tırsıyorsunuz oyunda..tabi siz geceleyin çalışan bir hırsız değilseniz..evet her zaman olduğu gibi oyunu ilk başta iyi olarak bitirmeye yeltendim..bakalım ne olacak..geceleyin sokakta dolaşamıyorum ya resmen..
oyunda bir iyi kötü savaşı teması da bulunmakta..burdaki işleyiş ise bana diğer bir taptığım oyun kotor'u hatırlattı..ayrıca oyunda yaptığınız herşeye bir tepki veren motor bulunmakta..içki içince ekranınız bulanıyor, çok içince ise kusuyorsunuz..ilk kez gta'da gördüğümüz alışkanlıkların oyun üzerindeki etkileri ve tepkileri burada da mevcut..çok aşırı yemek sizi şişmanlatıyor ve performans düşüklüğü yaşamanıza neden oluyor (bunları tabiki de 1 günlük oynayışımda görmedim, real time olarak ve oyunu bitirmeye yakın insanlardan duyduklarım) (açıklama gereksinimi buldum bir an)
neyse canım çekti..biraz oynayayım bari..yeri gelir kült eser yapacak kadar överim yine..(zeus, 10.02.2006 16:25 ~ 18.12.2006 17:21)
- oyunun bir çok artısı olmasına rağmen çok kolay bir oyun olmasından dolayı bir türlü sevemediğim görevlerinin çok rahat yapılabildiği ama yine de son günlerin en güzel rpg tadında oyunu
en güzel yani görevlerinin seçmeli olması ya iyiliği seçiyorsun ya kötülüğü
(bkz: yiğidi öldür hakkını yeme)
- pek bir deteylı c-rpg olmuştur..köylerden evler satın alıp kiraya bile verebiliyorsunuz..başarılı..
- iyi olma yolunda ilerlerseniz kahramanınızın kafasında halka, kötü olma yolunda ilerlerseniz kahramanınızın kafasından boynuzlar çıkan son zamanlarda pek oyun oynamadığımdan dolayı da uzun süredir oynadığım en iyi oyunlardan biri.
oyun oldukça renkli ve güzeldir. 6-7 yaşlarında başlayan yolculuğunuz saçlarınız beyazlaşana kadar devam eder. saçınızı ve sakalınıza oyun esnasında bulduğunuz kartlarda ki şekilleri verebilir, vücudunuza yine bulduğunuz kartlarla iyi ya da kötüyü işaret eden dövmeler yaptırabilirsiniz. yaptırabilirsiniz diyorum çünkü bu tür işleri kendiniz yapamıyorsunuz. gittiğiniz köylerde bulunan berber ve dövmeciler belirli bir ücret karşılığında sizin yerinize yapıveriyorlar.ayrıca gözünüze güzel gözüken hatunları tavlamaya çalışabiliyorsunuz. bunun için onlara hediyeler(gül,çikolata, yü
zük vs.)alabilir veya artistik yapabilirsiniz. hatun size aşık olduğunda evlenme yüzüğü ile dünya evine girmeniz bile mümkündür. ben çok girdim ordan biliyorum.
oyunu iyi veya kötü olarak kendine göre güzellikleri var. iyi bir kahraman olduğunuzda kalabalığın arasına girerseniz insanlar arkanızdan alkışlayıp ıslık çalmaya başlıyorlar. eğer kötü bir kahramansanız da üzerinizden hafif kırmızı bir duman çıkıyor. insanlar sizi görünce korkup oraya buraya kaçışmaya başlıyorlar.
gönül isterdi ki frp öyeleri daha fazla olsun ama yine de kesinlikle oynamaya değer diye düşünüyorum.(buğra, 25.06.2006 21:28 ~ 21:33)
- bitirdikten sonra kendimi "hakan peker - bi efsaneydi senle beraber olmak" söylerken bulduğum ulvi cazibeye sahip sürükleyici bir oyun.
velet olarak başlayıp ihtiyar olarak son bulmamız oyunun etkileyiciliği ve sürükleyiciliğini artırıyor. girilen mücadeleler ise yüzümüdeki façalar olarak kendini belli ediyor.
her zaman başka yerlerden daha ucuza alabileceğimiz silah, yiyecek, hediyelik eşya ve iksir çeşitleri var. eğer fiyatı gördüğümüz yer kırmızı renkte ise oradan satın almayın, pahalıya gelir. özellikle barlardan yiyecek almaya kalkarsanız bildiğiniz aile bakkalının sürdürdüğü fahiş fiyat uygulamasıyla karşı karşıya gelebilirsiniz.
bazı yan görevlerde kötü şeyler yapılması isteniyor. eğer gidişatınızı iyi tutmak istiyorsanız gidip kuş vurmayın, başkasının özel mülkünde uyumayın(!), başkasının evindeki dolapları karıştırmayın.
mezarlık deneyim puanları için müthiş bir yerdir. hiç durmadan öldürülecek eleman çıktığı için durduğunuz yerden binlerce deneyim puanı kazanıp büyüye yatırım yapabilirsiniz.
deneyimleri büyüye veya fiziksel güce çevirirken hepsini teker teker almayın, mümkünse en fazla iki veya üç tanesini seçip onlarda master olun.
son olarak farkettim de bir asır geçmesine rağmen guildmaster'da tek bir kırışıklık yok, adam ölümsüz galiba...
- yetişkinlere yönelik masallara duyduğum özlemi fazlasıyla gideren ucu açık oyun. alternatif yaşam platformu.
- etrafta gezen tavukları tekmelemesi çok zevkli olan oyun.
- harika bir pc oyunu.
- kötü* karakter yapmak için biraz uğraşmak gereken oyun. görev icabı öldürdüğümüz her türlü mahlukat ister istemez bizi ufak ufak iyi tarafa çekiyor. öyle ki chaotic evil olarak girdiğiniz bir savaştan natural olarak çıkabilirsiniz.
ayrıca oyun çok kısa ve eşya* sistemi çok es geçilmiş. paranız yettiği sürece oyunun istediğiniz evresinde platemailleri çekebiliyorsunuz hiç bir karakter gereksinimi yok. sadece ağır silahları kullanmak için strength 3. seviyeye çıkartılmalı o da devede kulak kalıyor.
ve oyun sizi sürekli yakın dövüşün içine sokuyor. "ben archer kasıcam bana ne" diyip yarım saate kılıca sarılıyor insan.
- kötü olmanın çok zor olmadığı ancak iyi kalmanın çok çok zor olduğu oyun, ayarı iyi tutturamazsanız, kalabalık ortamlar da insanlar sizi alkışlamak yerine sürekli elleriyle işaret edip kahkahalar atıyorlar, kaba tabirle daşak oğlanı oluyorsunuz mahallenin çoluk çocuğunun gözünde. bir ara adım tavuk tekmeleyene çıkmıştı, tavuklarla futbol oynadığım için.
kötü olmak için yolunuzun üstündeki traderları kesmeniz yeterli, yollar bir yığın traderla dolu oluyor kesin parçalayın. parça dedim de sağlam bir crosbow'la yayı iyice gerdirip kafadan vurmadığınız sürece kopan bir uzva denk gelmedim şimdilik. nedensiz aldığınız canlar da insan öldürmek dışında sizi kötü etkiliyor, örneğin kuşları vurursanız kişiliğiniz kötülüğe doğru kayıyor. ev satın almak, kiraya vermek, para durumuna göre evinizi döşemek gibi artıları mevcut, savaşlarda elde ettiğiniz trophy'leri de evinizin duvarlarına asabiliyorsunuz hoş olmuş, benim evim havası veriyor, karakter modellemeleri masalsı ve biraz karikatüristik. gothic'i oynamamış bir bünye olsaydım eminim ki bu dünya'dan çok daha fazla etkilenirdim ancak gothic 2 de ki hissi 3 de dahil hiç bir oyunda yaşamadığımı düşünürsek, bir çok rpg'de olmayan kendisine has yenilikleriyle arşiv olacak bir yapım.
edit: bir de oyunda gülmek bulaşıcıdır düsturundan hareket edilmiş. girin kalabalığın arasına, kahkaha atmaya başlayın herkes sizinle beraber gülmeye başlıyor, niye gülüyorsunuz kardeşim.(rene, 16.12.2007 19:37 ~ 19:41)
- genç yaşta aldığınız kahramanı, zorlu yollardan geçirip geliştiriyorsunuz. ilerledikçe cins cins canavarla, ejderhalarla hatta savaşıyor, büyüyorsunuz. vucüdunuz yara bere içinde kalıyor ve hakkaten yaşlanıyorsunuz. gözlerimin etrafındaki çizgiler demeden olmaz. ama bu yaşlılığın da bir götürüsü yok sanırsam. asla çaptan düşmüyorsunuz. gay marriage* yaptığım bir npc ile saçım sakalım ağarmış halde bile gayet güzel sevişebilmiştim, sorun yok.
- 41 yaşına geldiğinizde savaşmaktan yorulmuş bedeniniz çizikler içerisinde, saçlarınız pamuk gibi bembeyaz ve göz altlarınızda katmer katmer torbalarla dolaşıyorsunuz. savaşmak erken yaşlanmaya neden oluyor sanırım. görünüş itibariyle 60'ına merdiven dayamış bir insan halindeyim şu an.
|