alessandro nesta*dan sonra dünyanın en iyi savunma oyuncusudur.uzun dönem parma'da top koşturduktan sonra* inter'e tarnsfer olmuştur.italya'yı 2000 avrupa kupasında nesta ile birlikte finale taşımayı başarmış adam gibi adamlardandır kendisi.
hemen her italyan futbolcunun sahip olduğu yakışıklılığı ise cabasıdır
adı: fabio cannavaro
doğum tarihi ve yeri: 13 eylül 1973, napoli, italya
boyu: 176 cm
kilosu: 75 kg
güçlü yönleri: ateşli bir yapısı var ve yakın markaj yapıyor.
zayıf yönleri: iyi kafa vurmak için biraz kısa boylu.
başarıları: iki kez uefa kupası şampiyonluğu (1995 ve 1999), italya kupası şampiyonluğu 1999, euro 2000 finali.
tuhaf kaşları olmazsa suratı fena olmayan ama asıl, tanrının mucizesini vücudunda gösterdiği futbolcudur. bazı kadınların futbolu sevmesinde katkıda bulunduğu doğrudur.
başarısını düzenli uykuya, iyi beslenmeye ve sekse bağlayan, çoğu forvetten bir karış kısa olmasına rağmen tüm kafa toplarını toplayan ve kafa golü atan, dünyanın en iyi defans oyuncuları arasındaki italyan topçu.
kendisi şu anda almanya 2006 nın en sağlam defans oyuncusudur.istatistiklerde bunu söylemektedir.kupanın en fazla top çalan oyuncusudur.napoli doğumlu olup yıldızı parma da parlamıştır.2002-2003 sezonunda inter e transfer olmuş 2004 2005 sezonunda juventus a geçmiştir.kısa boyuna rağmen hava toplarında oldukça etkilidir.italyanların değimi ile "palla o piede"(ya top ya ayağın) akımının öncüsüdür.kardeşi (bkz: paolo cannavaro) halen parma oyuncusudur.ancak kardeşinin fabio kadar sağlam bir oyuncu olduğunu söylemek zor.
100. milli maçında dünya kupasını kucaklayan kaptan. belki de sahadakiler arasında kupayı en çok hakeden kişi oydu. final maçının mvp'si olabilecek center back. ayrıca penaltı atışlarını inanılmaz bi soğukkanlılıkla izlemiştir, bu sebeple bi nevi buzadamdır kendisi.
juventus'un batan gemisinden ilk kaçan futbolculardan. bugün real madrid'in internet sitesinde brezilyalı futbolcu emerson ile beraber 2 yıllığına transfer edildiği açıklandı.
kanımca gelmiş geçmiş en iyi savunma oyuncusu. izlemekten büyük keyif aldığım yegane defans. hız, güç, hava hakimiyeti -1.75lik boyuna rağmen-, kararlılık, önsezi, pozisyon alma gibi defansif özelliklerin hepsi onda mükemmel şekilde mevcuttur. lakabı palla o piede dir. futbola başladığında çok sert oynadığı için psikolojik yardım aldığı söylenir. aynı zamanda yakışıklı ve karizmatiktir.
10 yıl aradan sonra france football un verdiği altın top ödülüne layık görülen ilk defans oyuncusu.bu ödülü defans olarak en son matthias sammer almıştı 1996 da. demek ki sadece benim kanıma göre en iyi değilmiş bu küçük dev adam.
baloon d'or ve world soccer best player of the year ödüllerinden sonra fifa world player of the year 2006 yı da alarak hat-trick yapan efsanevi defans oyuncusu. franz beckenbauer le beraber dünyanın gelmiş geçmiş en iyi defans oyuncusudur.
2006 dünya kupasında formasını giydiği italya milli takımı turnuva boyunca sadece 2 gol yemiş ve bunlardan birisini cristian zaccardo kendi kalesine , diğerini ise zidane penaltıdan atmıştır.penaltıya marco materazzi sebep olmuştur.yani koca dünya kupasında bu adamdan sıyrılıp gol atmayı başarabilen kimse çıkmamıştır.
birazda 2006 dünya kupasının etkisiyle değerinin abartıldığını düşündüğüm defans oyuncusu.öncelikle fiziksel zaafiyeti olan bir oyuncudur.hava hakimiyeti çok iyi değildir.bir çok hava topu mücadelesinde faullü hamleler yapmasına rağmen ortalama bir defans oyuncusuna göre daha ufak görünmesi, belki de hakemlerin düdüklerini etkilemektedir.topu oyuna sokma ve geriden oyunu okumada da sıkıntıları olan bir oyuncudur.zaten gecen sezon real'in ayağa pas üzerine kurgulanmış hücum anlayışında ilk başlarda uyum sorunu çekmiştir.
etkili yönleri ise öncelikle çabukluk ve fiziğinden beklenmeyecek kadar güçlü olmasıdır.ayrıca yakın markajda çok iyidir.dünyada yakın markajı en etkili yapan isimlerdendir.zaten defans anlamında en iyi özelliğide odur.
9 haziran 2008 hollanda italya maçında alınan sonuçta en büyük pay sahibi oyuncudur. o varken italya bambaşka bir takım olup çıkıyor. herkes onun ateşinden, kazanma hırsından etkileniyor. diğer italyanlar da onun gibi oynamaya başlıyor. ama cannavaro olmadığında, işte bu maçtaki gibi bir italya izliyoruz.
franz beckenbauer'i seyretmedim, ama franco baresi'yi, paolo maldini'yi, matthias sammer'i, rio ferdinand'ı seyrettim. ve bunun ışığında diyebilirim ki; son 20 yılda yetişmiş en büyük defans oyuncusudur cannavaro. evet, çok kereler belirtildiği gibi boyu kısadır, hava toplarında (özellikle de yan toplarda) ortalama bir performans sergiler, ayrıca zaman zaman sonuca direkt etki eden hatalar yapar. ama o tam anlamıyla bir winner'dır. kazanmak için ne gerekiyorsa yapar. "bir defans oyuncusu takımına maç kazandırabilir mi?" sorusuna "bir defans oyuncusu takımına dünya kupasını bile kazandırabilir" şeklinde süper bir cevap vermiştir. ve herkese göstermiştir ki, büyük bir oyuncu olmak için yetenekten, fiziksel özelliklerden çok daha fazlası gereklidir. bunların da hepsi kendisinde mevcuttur.
eğer girinin başındaki konuya dönersek; bu maç cannavaro'nun maçı olmalıydı. ilk golü atan ruud van nistelrooy'u ve maçın yıldızı wesley sneijder'i, onların takım arkadaşı olan cannavaro kadar iyi hiç kimse tanıyamazdı. ayrıca italya'nın üzerindeki ölü toprağını bir kaç kritik müdahaleyle, bir kaç ateşli hareketiyle atabilecek yegane oyuncu da kendisiydi. ama olmadı işte. şanssızlık mı desem, kör talih mi bilmiyorum. belki de hiç biri durumu anlatmakta yeterli değil. cannavaro'nun sakatlanıp; turnuvayı kapattığını öğrendiğimde, resmen içimden bir şeyler koptu gitti.ne cannavaro'suz bir italya, ne de italya'sız bir avrupa şampiyonası izlemek geldi içimden. yaş itibarıyle onu bir daha böyle bir turnuvada izlememiz çok zor görünüyor. bu anlamda bir veda olacaktı bu turnuva, ama olmadı. ben onu italya gol yedikçe yedek kulübesinde somurturken değil, rakip takımın ataklarını çizgi üzerinden çıkarırken izlemek isterdim. kısmet değilmiş.