umutsuzlar filminde sevdiğini silahına tercih eden mafya babası yılmaz güney'in adı.
filiz akın silahını bırakıp çıkmasını istediği için silahsız çıkan sevgilisinin ardında silah seslerini duyunca öyle bir haykırır ki fıraaaattt diye.. gerçekten hüzünlü sahnedir ve bazı arkadaşların adının fırat olmasının nedenidir..
erzurum ve erzincan civarından doğan kara ve van gölü'nden doğan murat nehirlerinin birleşmesiyle oluşan nehir. suriye sınırlarında gene türkiye'den doğan iki nehir daha katılır fırat'a. şattül arap'da dicle ile birleşir.
yahudilikde bu nehir vaadedilmiş toprakların bir sınırıdır. hıristiyanlık ve islam dinine göre de armageddon veya kıyametten önce bu nehir kuruyacak, ortaya bilinmeyen hazineler çıkarıp savaşlara neden olacaktır.
kitabı mukaddes'te anlatıldığına göre, aden'de * doğan ırmağın dört kolundan biridir. pişon, gihon ve dicle ise aden ırmağının diğer kollarını oluştururlar.
kardeşimle benim çocukluk arkadaşımız. doğuştan kalbi delikti, kardeşimden 2 yaş büyük olmasına rağmen onun yanında epey ufacık kalırdı. bir gün biz oturduğumuz mahalleden taşındık. aradan aylar geçti. bi sabah babam kahvaltıda " dün fırat'ın cenaze namazını kıldık çocuklar" dediğinde kardeşimin yüzündeki ifadeyi unutamıyorum.
uğur gürsoy'un uykusuz ile orta sayfada çizmeye başladığı şizofrenik bir ufaklığı anlatan adını da ufaklıktan alan mini köşesi. saflığı, vurdumduymazlığı ve kocaman kafası nedeniyle yanakları sıkılasıdır fırat.
şirin mi şirin manyak mı manyak uğur gürsoyun uykusuzda çidiği veledin adı.
bir çizgi film karakteri olabilecek kapasitede maceralara sahip olan ve cümle çigi film karakterinin eline verebilecek derecede adından söz ettirebilecek bir potansiyele sahiptir.
koca kafalı bebek. stewie griffin'in tam zıttı bu. 3-5 puanın hesabı peşinde. ama biz onu böyle seviyoruz. kafasına tükürdüğü adama savurduğu tehdit yaran attack monologlarına temel oluşturur bu arada.
"gelmeyin avrupa'ya köpek var, demin yoktu şimdi geldi. gelmesenize olm lan, ağla1"
kendisi uğur gürsoy yaratımı evlatlık edindiğim hayalî çocuğumdur zaten, gelir arada enneee diye bağırır, ben de koca kafasını okşayıp aynı eblek bakışlarla bakarım kendisine.
bir de hafiften abdullah gül'ün küçüklüğüne benziyor mu ne?
aklı selim bir oyuncak üreticisinin fırat bebek ve arkadaşları oyuncakları üretmesi ve oyuncakçıları süslemesi gerektiğini düşündüğüm ve deliler gibi istediğim koca kafalı sevimli çocuk. fırat, hayaletli adam, tahsin, melis, toplasak hepsini evin bi köşesinde hikayeler yazsak, fırat'la tv başına geçip şabaniye izlesek, süper olur kanısındayım.
gördüğüm ilk günden beri seviyorum ben bu ufacık salağı. sanırım biraz ruhsuz olduğumdan şu mizah dergilerini çok fazla okuyamıyorum, herkesin "gülmekten öldüm!" dediği karikatürlerde ben gülümseyemiyorum bile. gerçekten de nemrut bir adamım, ben de biliyorum... ilk başta nasıl olup da bu şaşkın salağı sevebildiğimi, "acaba bu hafta neler yapacak?" diye düşündüğümü anlayamadım, anlamlandıramadım. sonra zaman geçtikçe fark ettim ki aslında bu küçük aptal benim bir yerlerde bırakıp yoluma devam ettiğim kendi çocukluğum!.. uykusuz'u her elime aldığımda hafızamın derinliklerine gömülmüş ve muhtemelen de çoktan unuttuğum bir hatıram ordan burdan fırlayıp karşıma dikiliveriyordu onu okudukça. kaybolan çocukluğumun en son gösterisiydi fırat... okurken suratıma yayılan o aptal gülüşü benim, içimdeki bana son vedası oldu.
umarım bir gün fırat karşıma geçip "grow grow grow" diye bir şarkı tutturmaz... ben onun büyümesini hiç istemiyorum!
önceden küçücük, sevimli, salak, sersem ama tam bizden bir veletti. şimdilerde sevdiceğe iletilecek bir albüm haline dönüşüyor. daha da vazgeçilmez oldu. uykusuz almanın en birinci hatta tek nedeni oldu. en birinci olan sevgiliye en birinci olan fırat yaraştı...