gazetelerin veya dergilerin belirli sütunlarında, genel başlık altında gündelik konuları bir görüş ve düşünceye bağlayarak yorumlayan ciddî veya eğlendirici yazı türü...
bunalım anında ilk dinlenecekler listesinde zirveye oynayabilecek bir şarkı.
(lupin, 09.03.2005 15:00)
adamın biri doktora gitmiş ve her şeyi çift (iki tane) gördüğünü söylemiş.
doktor da, "hayret üçünüz de mi?" demiş.
yani doktor da her şeyi üç tane görüyormuş.
bir yazarın günlük olaylarla ilgili olarak görüş ve düşüncelerini, hiçbir kanıtlama gereği gütmeden anlatmış olduğu gazete veya dergi yazılarına denir.
(vera, 27.04.2006 16:05 ~ 31.01.2007 14:30)
bir gün bir üniversite mezunu işbaşvurusu yapar. görüşmeye başladıklarında işveren üniversite mezunundan beklentilerini sorar.
- valla ilk olarak maaş konusunda 4000 dolar ideal bir rakam bence. ayrıca evim buraya uzak olduğu için bana fabrikanın yakınlarında güzel bir ev kiralamanızı ve evden fabrikaya gidip gelmem içinde ortasınıf bir araba vermenizi istiyorum.
işverende;
+ valla biz maaş olarak 10000 dolar, kalacak yer olarakta fabrikanın karşısındaki villalardan birini sizin adınıza yapmayı ulaşım içinde size bir x5 tahsis etmeyi düşünmüştük.
üniversite mezunu;
- şaka yapıyorsunuz.
işveren;
+ evet ama önce siz başlattınız.
...
maillerim arasındaydı ,
çekiyorum gülümse
>>>savcı, morgdaki üç cesedi incelemek üzere gelmişti.
> >>birinci ceset sırıtıyordu. savcı nedenini sordu.
> > >"milli piyangoda büyük ikramiyeyi kazandı,sevincine dayanamadı,
> >>kalp
> >>krizi geçirdi ve öldü", dediler.
> >>ikinci ceset de sırıtıyordu. savcı sordu;
> >>-bu neden sırıtıyor?
> > >"bunun da oğlu doğmuştu. sevinçten kalbine yenik düştü" diye
>>>açıkladılar.
> > >üçüncü ceset temel'in kömür halindeki cesediydi. o da sırıtıyordu.
> > >"bu neden oldu?" diye sordu savcı.
> > >"efendim, buna yıldırım çarptı" dediler.
> > >-peki neden sırıtıyordu?
> > >-fotoğrafını çekiyorlar sanmış.
maillerim arasındaydı
mini etek
> >>temel dursun'a arabasının öyküsünü anlatıyordu:
> >> "bir gün otostop yapıyordum ki önümde, bir arabayla, mini etekli
> >>güzel bir bayan
> >>durdu ve beni arabasına aldı. bir süre gittikten sonra kadın
> >>arabayı
> >>kuytu birköseye
> > > >çekti. mini eteğini iyice yukarı çekip,
> >>"benden ne istersen alabilirsin' dedi,
> >>ben de arabasını aldım.
> >>dursun :
> >> "iyi etmişsin temel, zaten mini etek sana hiç yakışmazdı."
kaynak: maillim
dis doktoru
>>>diş hekiminin odasına giren genç ve güzel kadın:
>>> ah doktorcuğum, bu dişi çektirmektense çocuk dogurmayi tercih
>>>ederim.
>>>doktor gayet sakin bir ifadeyle:
> >> kararinizi çabuk verin koltuğun ayarini ona göre yapacağım.
>> temel bir gün iş görüşmesine gider mülakatı geçer ve bir takım evraklar istenir.
>>
>>temel : eve doğru yürürken dursunu görür.
>>dursun: ula temel ne o gemilerin mi battı.
>> t : iş'e başlıycağım yarın ama benden 12 vesikalık istediler , nasıl bir şeydir bu vesikalık?
>> d : bak temel sen şimdi eve git ,sabah bir çukur ac ben gelicam hallederiz der.
>> t : dursunun dedıklerını yapar gider.
>> d : ertesi gün dursun temelin evine gider birde ne görsün 12 çukur.
>> ula temel ne ettün sen? ben sana 1 çukur dedım. 12 aleti ben getirdim zaten..
adam karısının onu aldattığından şüphe etmektedir.bir gün işe gidiyorum diyerek çıkar.evi görebileceği bir yere saklanır ve beklemeye başlar.
o sırada eve bir adam gelir. bizim adam saklandığı yerden çıkar.yoladan geçmekte olan taksiyi durdurur ve şoförü çağırır.
- benimle gel sana 10 dolar veririm.karımın beni aldattığını düşünüyorum ama bir şahide ihtiyacım var.
taksici kabul eder.beraber eve girerler.adam cebinden silahını çıkarır.yatak odasından sesler gelmektedir.
kapıyı açar ve ikisini de çırılçıplak bulur.silahı doğrultur.karısına:
-bunu bana nasıl yaptın??
karısı:
-bak beni dinle lütfen.bizim çocukların okul masraflarını bu adam karşılıyor.evin faturalarını bu adam ödüyor.aylık alışverişimi ondan aldığım parayla yapıyorum.
adam taksiciye döner.aklı karışmıştır.
-sence ne yapmalıyım? vurmalı mıyım ikisini de?
taksici gülümser ve şöyle der:
-bence adamın üstünü ört baksana üşüyecek...
mail ime gelen bir fıkradır:
amerika'da bir süper markette, müşteri yarım kivi satın almak istiyor. tezgahtar bunun mümkün olmadığını söylüyor. kavga çıkıyor, tezgahtar koşa koşa müdüre çıkıyor:
-efendim, hayvanın biri yarım kivi almak istiyor...
der demez şöyle bir arkasına dönünce ne görsün !!
müşteri arkasından gelmiş, ensesinde duruyor... tezgahtar hemen müşteriyi işaret ediyor:
-bu beyefendi de diğer yarısını almak istiyor, efendim...
müdür durumu anlıyor, adama yarım kiviyi mecburen verip gönderiyorlar.
müdür bir saat sonra tezgahtarı çağırtıyor:
-tebrik ederim, çok zeki davrandın, iyi idare ettin.nerelisin sen?
-brezilyalıyım efendim...
-amerika'ya niye geldin?
-brezilya cazip bir yer değil efendim, orada insanlar ya fahişe ya da futbolcu...
-biliyor musun benim karım da brezilyalı...
-yaa öyle mi, acaba karınız hangi futbol takımında 'futbol' oynuyor?...
gazete ve dergilerde gündelik konularla ilgili kısa yazı
bir arkadaşın gönderdiği fıkra
temel hayatında ilk kez medyuma gitmiş. medyum, temel'e "3 ay sonra baban ölecek." demiş. temel de "sapa sağlam adam... kalp yok, şeker yok, niye ölsün???" diye sormuş ve inanmamış. 3 ay geçmiş babası ölmüş . gömmüşler, falan filan... bizimki kurtlanmış, gene gitmiş medyuma. bu sefer demiş ki medyum, "karın fadime ölecek 3 ay sonra..." önce inanmak istemese de babası örnek olarak önünde olduğu için gitmiş fadime'ye demiş "bak fadime, böyleyken böyle; 3 ay ömrün var..." ne yapalım falan derken "hayatımızı yaşayalım, yapmadığımız şeyleri yapalım bu 3 ay" demişler. hede hodo derken, bunlar ters ilişkiyi de bir denemek istemişler.. . ikisi de çok sevmiş... paso, her gün anal seks yapıyorlarmış artık... günler geçmiş, 3 ay olmuş, 4 ay, 5 ay derken... fadime ölmüyor, bunlar anal sekse devam... bir sabah temel üzgün üzgün dururken fadime sormuş, "ula temel, ne oldi???" temel de yanıtlamış: "ula fadime, düşüniyrum da... babamı da kurtarabilirduk.
iki mühendislik öğrencisi üniversite kampüsünde karşılaşmışlar.
biri diğerine dönmüş:
"yahu bu ne güzel bisiklet ! nereden aldın ? " diye sormuş.
diğeri anlatmış:
"dün gece üniversite kampüsünün parkında yürüyordum.
etraf karanlık, kimseler yok.
güzel bir genç kız çıktı karşıma bisikletli.
beni görünce birden fırlattı bisikleti bir kenara,
soyundu, elbiselerini de attı bir yana.
"ne istersen senin !" dedi.
ben de aldım bisikleti !"
bunu duyan diğer öğrenci gülümsemiş:
"aferin yahu, doğru karar vermişsin, elbiseler sana olmazdı zaten..."
(bkz:
mühendis fıkraları)
makale ile karıştırılan yazı türü.
arasındaki farkları sıralamak gerekirse:
-fıkra, makaleye göre daha kısa bir yazı türüdür.
-makalede belli görüşleri kanıtlama amacı vardır; fikrada ise böyle bir amaç güdülmez.
-fıkranın anlatımında, makaledeki ciddiyet görülmez. makalede nesnel, fıkrada öznel nitelikler ağır basar. fıkrada yer yer esprili, hoşa giden bir anlatım öne çıkar.
-makale yazmak, uzmanlık ister;belli alanlarda bilimsel görüşlerden haberdar olmayı gerektirir. fıkrada ise aynı konuyu farklı yazarlar değişik bakış açılarıyla ortaya koyabilirler.
-günümüzde, gazetlerin belli köşelerinde yayımlanan ve güncel sorunlardan söz eden yazılara-yanlış olarak- makale denilmektedir;oysa bunlar fıkradır!
insanligin ilk varoldugu dönemde , adamin
biri seytani
yakalamaya karar vermis.
ancak bunun için 40 yil tanri'ya ibadet etmesi
gerekiyormus.
karisiyla , dostlariyla ve bütün dünyayla
iliskisini
kesmis, kendisini ibadete adamis.
40 yil sora tanri , ibadetinin
karsiligi olarak ona
agzi kapali bir sisenin içinde seytani sunmus.
artik özgürmüs adam.
dünyada neler olup bittigini görmek, nelerin
degistigini ögrenmek için sabirsizlaniyormus.
siseyi karisina teslim etmis, ona iyi sahip
olmasini söylemis ve disariya çikmis.
kadincagiz seytani çok merak ediyormus.ve
merakina yenilip sisenin agzini açivermis...
açar açmaz da seytan siseden firlayip cikmis
ve gülmeye baslamis.
merakina engel olamadin ve kocanin 40 yillik
emegini
bosa çikardin ' diye alay etmis kadinla.
yok canim ' demis kadin. 'sen hiç o sisenin
içinde olmadin ki
'nasil olur? ' diye haykirmis seytan. 'sen de
gördün...siseden çiktim ben ! '
'hiç o sisenin içinde degildin,
inanmiyorum buna.
nasil küçücük siseye girebilirsin ki? '
kafasi atmis seytanin . 'gireyim de gör !
demis ve yeniden sisenin
içine girivermis.
iste böyle...adamin seytani hapsetmesi 40
yilini,kadinin ise yalnizca 5 dakikasini almis.
seytan da söyle isyan etmis tanri'ya :
'tanrım , madem kadını yaratacaktın , o zaman
beni neden yarattın ? '
evde elektirikler gittiğinde veya nostalji yapılmak istendiğinde 3 , 5 zeki insanın birbirine anlattığı gülmece yaratan edebiyat türü.
adamın biri new york, central park'ta yürüyüş yaparken, aniden kuduz
bir köpeğin küçük bir kıza saldırdığını görür. koşar ve köpekle
boğuşmaya başlar. hayli uzun bir uğraştan sonra üzeri yara bere içinde
kaldığı halde köpeği öldürür. ama küçük kızın da hayatını
kurtarmıştır. son anda bu sahneyi gören polis nefes nefese olay yerine
koşar ve adamın yanına gelir.
sarılıp teşekkür etikten sonra 'sen' der 'bir kahramansın, yarın bütün
gazeteler seni yazacaklar. ve göreceksin başlık da şöyle olacak; cesur
new york'lu küçük kızın hayatını kurtardı.'
adam 'ama ben new york'lu değilim!' der.
polis 'fark etmez, bu durumda gazeteler şunu yazacaklar; cesur
amerikalı küçük kızın hayatını kurtardı' cevabını verir.
'ama ben amerikalı da değilim' der adam artık şaşırarak. polis 'ya, o
halde nerelisin?' diye sorunca adam cevap verir;
'ben ıraklıyım!'
polis adama başka bir şey söylemez. ama adam ertesi gün gazeteleri
aldığında şöyle bir başlıkla karşılaşır;
'radikal islamcı, masum amerikan köpeğini öldürdü.'!
ülkelerden toplama insanlar ve türk insanı arasında dönen fıkralar içerisinde şu ana kadar duyduğum en kaliteli bir o kadarda komik bir fıkra:
- ingiliz, fransız, alman, hollandalı, iranlı, rus ve tabi ki bizim türk genci oturup başlamışlar ülkelerinin en önemli en kusursuz şeylerinden bahsetmeye.
ingiliz başlamış önce;
- bizim biralarımız mükemmeldir, dünyada ki en güzel birayı biz yaparız.
fransız almış sözü;
- bizim öpücüğümüz gibisi yoktur, ateşli ve büyüleyici...
almana gelmiş sıra;
-dünyanın en mükemmel arabalarını biz yaparız. yoktur bizim arabaların üstüne araba.
hollandalı devam etmiş;
-evlerimiz! dünyanın en mükemmel mimarisi bize aittir. şirin,sıcak,huzurlu evleri sadece biz yaparız.
eh iranlı da söyleyecek birşeyler;
-halılarımız... o ipekten el dokuması halılarımız. yoktur başka böyle güzel halı dokuyan.
kendinden emin rus başlamış sözlerine;
- kgb. bizim bu ajan örgütümüz o kadar usta ve zekidir ki dünyanın neresinde olursanız olun hemen buluruz istediğimizi.
veeee sıra türk'e gelmiş.....
- "erkeklerimiz" demiş.
hepsi bakmış suratına bekliyorlarmış açıklma yapmasını ve devam etmiş türk genci;
- bizim erkeklerimiz süperdir. içer ingilizin birasını, alır fransızın kızını, atar almanın arabasına, götürür hollandalının evine, yatırır iranlının halısına değil kgb tanrısı gelse bulamaz!
(insect, 19.05.2009 11:46 ~ 11:47)
genelde komik olmayan paragraflar.
iki tavuk markette geziyorlarmış. yumurta reyonuna geldiklerinde l.tavuk diğerine 4 ytl değerindeki yumurtaları göstererek
- " bak bunları ben yaptım"der. biraz daha ilerler, biraz önceki yumurtalardan daha küçük ve 3 ytl değerindeki yumurtaları görürler. bu sefer diğer tavuk
- " bak bunları da ben yaptım, seninkilerden yapacaktım ama kocam 1 ytl için kıçını yırtmaya değmez dedi" der.
(small, 22.07.2009 21:34)