bu adam iyi yazardır, kafasında o kadar çok düşünce dolanır ki başucunda ajanda ile uyur, aklıma bir şey gelirse unutmayayım diye. kaliteli bir insan, iyi bir arkadaştır. her ne kadar henüz sözlük içerisinde kendisini belli etme fırsatı yakalayamamış olsa da yazdığı azıcık şeyler bile ondaki cevheri gösterecek türdedir. kardeşim diye demiyorum on numara adamdır.
işyerinden ve mesai saatlerinde sözlüğe erişim sağlamama çok haset ederek işini değiştirdi ve fakat sanıyoruz ki yeni işyerinde de sözlük adresi websense'e takılmış.
ünlü olacak bir gün, imza dağıtacak bize biliyorum. ummuyorum bakınız biliyorum. demedi demeyin.
yarılıyorum girilerini okurken. kendimden geçiyorum. söyledim kaç defa. durmak nedir bilmiyor. acımıyor bana. mübalağa ediyor. nümayiş insanı besbelli.
işten de sözlüğe girmeye başladı; musallat oldu resmen. yoksa ben mi musallat oldum?
kimim lan ben?
hımm "benim adım fahri. okeklerini bulunca ortak paydada birleşirim. acımam."
"zaten bende kadın beyni var."
"koklanmak için koparılmış ama bir ökse otuna tercih edilmiş bir gül tomurcuğu gibi hissediyorsun değil mi? ehehehe".
ben de öyle hissediyorum sayesinde. yamuldum yeminle kafamı karıştırıyor....
çok tanrılı dinlere de inanmaya karar verdim an itibariyle. 5 tane de seçtim buyurduğu gibi.
işin içinde risk yokmuş öyle diyor kendileri. cennet garantiymiş. "allah, jesus,yehova.. bunlar cepte, üç semavi din!! dördüncüsü charlize theron..süt gibi hatun!" ben de tapıyorum ulen!
sonuncusu da füçır! onu seçtim. yerse!
bakalım ne olacak?
yakında parası neyse vererek "ajarvarda" isimli, ne olduğu kendisi tarafından bile tam olarak bilinmeyen eserlerinden oluşan kitabını çıkarmaya hazırlanmaktadır. bir matbaayla anlaşmış, aylığının yarısını verip 500 tane bastıracakmış. satmayı düşünmediği için bir mesaj atarak kargo bedeli karşılığında kitabını alabilirsiniz. ileride tutulur falan şimdiden edinmek lazım.
not: abi evde koyacak yer yok bu kitapları nasıl eritebiliriz dedi aklıma bu geldi.
fanteziniz batsın yazı dizisiyle beni gecenin bu saatinde gülme krizlerine sokan yazar. helal olsun be ihtiyacım vardı amk.
(gülücük manyağı yapasım var burayı ama yapamıyorum)
@3985161 numaralı girisiyle beni benden almış yazar. eski eşortmanlarım, pijamalarım, tişörtlerimle aramızdaki aşkı hatırlatıp, uykusuz gözlerimden yaş akıtmıştır.
üstüste girdiği eski türkçe kelimelerin anlamlarıyla, tdk sözlüğünden epey faydalandığını düşündüğüm yazar.
biri buna, burasının onun bildiği sözlüklerden olmadığını anlatsın lütfen.
bundan tam 29 yıl önceydi, bir pazar günü, annem elinde bir kucak battaniye ile kapıdan içeri girdi. yüzünde garip bir gülümseme, göz altlarında torbalar vardı. hemen arkasında babam duruyor gülümseyerek tam da benim gözlerimin içine bakıyordu.
ev ilginç bir şekilde kalabalıktı, konu komşu, hısım akrama yerlere yayılmıştı. annemle babamı görünce rahatladım, bu kadar yabancının arsında 6 yaşında bir çocuk olarak kendimi hiç rahat hissetmiyordum.
bilmiyordum ki rahatımı bozan bu kalabalık, evi daha da kalabalıklaştıracak birisi için toplanmış. onu ilk defa annemin yanında uyurken gördüm.
-gözleri hep kapalı mı kalacak?
dediğimi hatırlıyorum. kapalı kalmadı tez zamanda açıldı ama hayatta hiç gözü açık birisi olmadı, hiç kurnazlık, üç kağıt peşinde koşmadı, dosdoğru, dimdik, yalansız sarıldı hep hayata. hiç vazgeçmedi isteklerinden, ne kadar karşı çıksak da biz, ne kadar ikna edilmeye çalışıldıysa da taviz vermedi hiç yapmak istediklerinden. çok kral bir insan oldu, hiç eğri yanı olmadı, hiç geçmiş defterler karıştırılır mı korkusu olmadı.
ben bu adamın bebekliğini bilirim, eve ilk girdiği günü, ilk yürümesini, ilk kelimesini, ilk dişini ne zaman çıkardığını bilirim. ben bu adamı ayrı severim. bakmayın şimdi 29 yaşında ama soranlara hala "bizim ufaklık" derim.