cüneyt arkın'ın bir filminde söylemiş olduğu - yanılmıyorsam idam edilirken- fevkalade derin anlamlı söz öbeğidir.
açmak gerekirse biraz bu söz bana zorba romanındaki zorba'nın mefta olma sahnesi aklıma gelir nedense. ölüm denilen kupa ası gelirken - kupa ası en büyük karttır onu kimse geçemez- yataktağinda onu beklerken son anında onu bekler. işte bu son anda ölümü yatarak değilde son gayret sarfederek ve pencereden dışarıya bakarak ayakta karşılar zorba. hani yataktan fırlamadan önce 'hayatımda yaptım yaptım yaptım ve yine az yaptım. benim gibi adamların bin yıl yaşaması gerekirdi. hayırlı geceler' demişti hani. işte o manyak birazda kafadan sakat ammavelakin özü sözü doğru kişi ölümü kahkahalar atarak tırnakları pencereye geçmiş halde karşılamış ve öyle can vermişti.
kitaplar da, hayatta ve romanlarda bir çok ölüme koşa koşa giden ammavelakin ömrü hayatı boyunca hep hor görülmüş insanlar gördük. bazıları ölüme korkak gibi gitti.
italyanların toprağa vermeme gibi adetleri var ölüyü. ölüyü işte bir sunakta saklarlar ve yavaş yavaş çürümesi için bırakırlar. belki de bu can veren varoluşun anlamı olan ölüm ile toprağın aynı meale gelmesinden dolayı oluyordur.
her nefes alışımış başkalarını nefes alışından çalınan bir ganimettir. eh bizde topraktan geldiğimize göre toprağın bize verdiği ürünlerle yaşamı idare ettiğimize göre varoluşumuzn bir anlamı olan ölüm ve toprak aynı şey değil midir? kuşkusuz evet. ama bir düşmana koşulsuz evet deyip teslim olmaktansa ona karşı dimdik ve gururlu bir şekilde teslim olmak hiç olmazsa korkarak ve altına sıçarak teslim olmaktan daha iyidir.