1. ileriye tek bir adım atılmasın diye yapılan.

    gerçi çoğu kişinin de işine geliyor ezberci eğitim, ezberle ezberle geç dersleri, ooh, hadi pompaya koşalım şimdi.
  2. düşünmeyi yasaklayan eğitim sistemidir. eğitim sisteminin böyle olmasının sebebi halkın sorgulamak, düşünmek gibi yetilerini minimum seviyeye indirmektir. örneğin: lise 3'e giden ali'yi örnek alalım. eğer ali ne ? neden ? nasıl ? ne zaman ? gibi soruları herhangi bir konuda sormayı sorgulamayı veyahut konu üzerinde düşünmeyi lise zamanında kazanamazsa gelecekte kendisine şuanda yapıldığı gibi ne istenirse onu yapmaya odaklanacaktır. ali'nin bir suçu yoktur zira ali kendisine matematik çalışıcaksın denildiğinde matematik çalışıp gerekli formülleri ezberler. buna fizik,kimya gibi diğer dersleri de ekleye biliriz. ali bu düşünme yetisinin bir kısmını felsefe derlerinde varlığın ontolojisinde biraz karşılamasına rağmen yeterli olmamaktadır. belli başlı ezber zekasını düşünmeye itecek dersler gerekmektedir. örneğin tiyatro dersleri. tiyatro derslerinde sadece tiyatro oynanmaz oynamanın yanında tiyatro için text yazılır ve bunun için mecbur düşünme gerekir. eğer bunun gibi ne kadar çok eğitim alırsa yarın bir gün hatayda bir patlama olduğunda biraz kafa yorarak bu işin içinde bir iş var diye bilir. tabiki sevgili milli eğitim bakanlığımız asla bu tip dersleri seçmeli derslere koyduğu gibi uygulatılmasına izin vermez çünkü okul istesede eğitimi vericek hoca ortada olduğu halde bulunamaz.
  3. dinin siyasette kullanıldığı ülkeler için biçilmiş kaftan. yoksa sorarsın, sorgularsın, eleştirirsin, muhalefet edersin olmaz. eğitim sisteminde bunların yeri olabilir mi.
  4. matematiği bile ezbercidir bu sistemin. mesela bizde mat-2 konuları kesinlikle ezberdir. birçok formül verilir, hangi soru tipinde hangisi uygulanacağı söylenir. şu soru tipi böyle, şu da böyle yapılır. e nerede kaldı düşünme, analiz? ezberle ezberle geç. hele edebiyat tam bir felaket. dönemleri, akımları vs. anladım da yazarların eserlerini bilme zorunluluğu nedir? bir kere sen benim özgürlüğümü tamamen kısıtladın. çünkü ben bu yazarı sevmiyorum okumak istemiyorum. ama sistem diyor ki ben bunu seviyorum sen de öğreneceksin. maalesef çok büyük bir israf. hem akıtılan onca paranın boşuna gitmesi hem de öğrencilerin niteliksiz birer insan olarak yetiştirilmesi. gerçekten büyük israf.
  5. üniversitede daha çok hissedilen eğitim sistemidir. üniversite demek; düşünmek, yorum yapmak, sorgulamak, araştırmak, kendini geliştirmek demek. oysa, hocalar başta olmak üzere üniversite gençleri de ezbere kaçmayı seviyorlar.

    hoca sınıfa gelir, kitaptan ezber yaptığı kısımları anlatır, takıldığı yerde kitaba bakar ki atladığı yer olmasın aman, sınıfa da hiç soru sormaz çünkü zaten kitapta hepsi yazılıdır, ne gerek var yorum yapmaya, sormaya? sınavı klasik yapmaya ne hacet test gibi okunması kolay sınav sistemi varken? yorum yapmaya korkan öğrencileri de rahatsız eden bir durum yoktur. bilgiler son günde ezberlenip sınava girilecektir ve geçer not alınacaktır. en sevdikleri hoca test yapan ve kolay geçiren hocadır.

    oğuz adanır ''kültür, politika ve sinema'' adlı kitabında bu konuya çok güzel değinmiştir: ''anadolu toplumunda verilen resmi eğitim sürecinde sevginin en önemli unsur olduğunu kimse iddia edemez. zaten bu koşullarda olabilmesi de pek kolay değildir. verilenin ezberlenmesi, öğrenilmesi ve aktarılanın tartışılmazlığı neredeyse kesindir. aile içindeyse çocuğun düşünceleri büyüklerin denetimi altındadır. okulda öğretmen izin verirse düşüncelerini dışavurabilmektedir. iş yerinde usta, patron ya da amir izin verdiğinde konuşabilmektedir. son olarak da askerliğini yaparken komutanın izniyle konuşabilen türk insanının dışavurum özgürlüğü doğuştan hadım edilmiş gibidir.''