ezan bu ülkenin semalarında dalgalanan en kutsal seslerdendir ve onu "insan çığlığı" menzilesine indirerek tahkir eden allah'tan utanmıyorsa bu milletin yüreğinden utanmalıdır..
caddelerde her daim bangır bangır çalan türlü türlü müziğin, her yıl, bir hıristiyan bayramı olduğu halde taksimde türlü rezilliklere şahit olunarak icra edilen yılbaşı gecesi konserlerinin rahatça arz-ı endam ettiği ülkemde ezana laf söylenemez..o bu milletin sesidir..
lafı fazla uzatmadan bana gelen bir mesajı ve acizane yazdığım cevabı alacağım buraya..
soru: - ya cidden size bisey sormak istiyorum.1400 yil once saat yaygin degilmis musluman sayisi azmis vs. vs. ezanla namaza davet edilirmis insanlar.ama bu devirde ezanin bir gelenekten baska anlami kaldi mi sizce?evetse bu anlami bana da aciklarsaniz cok sevinirim.sabahin besinde allahla uzaktan yakindan ilgisi olmayan insanlarin bir kac camiden ayni anda cok yuksek desibelde cikan sesle uyandirilmalalari sizce allah katinda hos mu karsilanir nahos mu?
gölgeningücü - sorunuzun önyargıdan uzak bir soru olduğunu düşünerek size şöyle cevap vereyim..
öncelikle yüksek desibel ve bozuk, detone sesler hususunda hemfikir olduğumuzu belirteyim..
bozuk ses sistemleriyle, bozuk sesli müezzinlerin hem de yüksek desibellerle icra ettiği ezanlar rahatsız edebiliyor hakikaten..
şimdi..
ezan evet ilk çıkışında bir ihtiyaçtı..çağırmak gerekiyordu ve bu çağırma işi için insan sesi tercih edildi..
ama şimdi de sadece gelenekte kalan bir eylem değildir..ezan müslüman ülkenin sesidir, minare siluetidir..türkiye laiktir diyebilirsiniz..fakat bu laik ülkenin halkı müslümandır, bu halk görmezden gelinemez..
evet şimdi saatler var her şeyin vakti biliniyor ama asrı saadette de biliniyordu o vakitler..güneşin doğuşuna, gölge boyuna vs göre biliniyordu..ezan burada davet niteliği taşır..hiç namaz kılası olmayan bir insan güzel bir ezanla iştiyak duyup camiye yönelebilir..ezan bunun için vardır..ayrıca ezan allahın bir davetidir, kuluna hitabıdır..gel demesidir..
örnek vereyim:
makina her cumartesi çıkıyor..haftada sadece bir kere.. bunu bilmeyen yok..saati de malum fakat kanal haftanın yedi günü hem de kaç kere reklamını yapıyor programın..hatırlatıyor..izleyiciyi çağırıyor..
ezan da aynı şeydir..ve üstelik bir namaz için bir keredir..
detone sesler ve yüksek desibeller hususunda anlaşmıştık..
detone seslere, bozuk seslere çözüm eğitimdir..osmanlı bunu yapıyordu..yüksek desibele ve hatta mikrafona ben de karşıyım..doğal bir sesle minareden okunsa daha güzel olur bence ama illa ki mikrafon kullanılacaksa güzel bir ses sistemiyle ve ayarında bir yükseklikle kullanılmalıdır..bunda da hemfikiriz sanırım..sultanahmette okunan ezan kimseyi rahatsız etmiyor bakın..çünkü ses sistemi de müezzin de mükemmel..
ezanların peşpeşe gelip ses kirliliği olmasına da merkezi sistemle ezan okutularak çözüm getirilebilir..bir sakıncası da yoktur..
ama ezanın gelenekten öteye geçmemesi hususunda size katılmıyorum..
ezanın davet olması ve hatırlatıcı olması ve bir nevi namaz reklamı olması yadsınamıyacak bir durumdur..
allahın hoşuna gider mi demişsiniz..doğrusu bunu bilemiyorum..hiç allah katında bulunmadım..fakat davet allahın davetidir..ve bu davetin şanına yaraşır şekilde yapılırsa kimsecikler rahatsız olmaz..zira bir kutsallığı vardır..
müslüman olmayanlar bunu duymak zorunda mıdır diyebilirsiniz..halkın ekserisi müslümansa evet, ne yapalım duymak zorunda kalabilir..demokrasi budur..
benim bir pazar günü kadıköyde işim oluyor mesela..fakat falancalar orada miting yaptığı için ben gidemiyorum..ama onlar da kendini ifade etmeli..ne yapmalıyız? saygı duyuyoruz..çünkü anlayış ve demokrasi bunu gerektiriyor..
ezan islamın ve müslümanın kendini ifadesidir..
ben futbolu seven birisiyim fakat bir an sevmediğimi düşünelim..bir beşiktaş-fenerbahçe maçında inönünün etrafı kilitleniyor..trafik duruyor, ortalık binlerce insanla doluyor..ben bunu çekmek zorunda mıyım? ama oraya dolan binlerce insan onunla deşarj oluyor, saygı duymalı, anlayışla yaklaşmalıyım..
ezan da müslümanı deşarj olmaya davet eden sestir..
ve bizi almanyadan amerikadan ayıran bu sesin semalarımızda yankılanmasıdır..
gayet haklıdır. şehrin sınırları içerisinde biri bitip birisi başlarken, senkronizasyondan bihaber kelimeler ve çığlıklar birbirine karışmakta, sabahın köründeyse uyku kaçırmaktadır. tek yapılacak şey sabahları polis aranıp yüksek sesten şikayetçi olunup ses sınırlarında bir ezan için dilekçe vermektir. kesilen ceza dahilinde camiler mecburen sesi kısarlar. kimse onların din çağrısını son ses dinlemek zorunda değildir sabahın dördünde beşinde.
bir parça da olsa haklı olan zihniyettir.ezanın işin ehli olmayan kişiler tarafından okunmasıyla ezan insanı ibadete çağıran bir davet olma özelliğini ne yazık ki kaybediyor.
inanca saygısı olmayan insanın düşüncesidir,ona göre namaz yatıp kalkmaktır spordur sadece,oruç hayvanlar gibi ağızı bağlamaktır,hac arap ülkesine yapılmış bir gezi,falan filan fasa fiso...inanmak gibi bir davranışı bekleyen yok zaten sizden ama hiç olmazsa 1000 yıllarca bu toplumun semasında sedalanmış ilahi nidaya saygınız olsun biraz,bu herşeyi maddi açıdan görmektir,inanca ve kültüre saygısızlıktır velhasıl.
doktor- korkularının üzerine gitmelisin..
zihniyet- yapamıyorum doktor, yapamıyorum..
doktor- sana günde beş vakit scream yazıyorum..
zihniyet- aa, ben o filmi izlemiştim..
bu zihniyet iyi değil belki, ama bu zihniyete dair insanları ülkeden kovmak isteyen zihniyete karşı duranları gördükçe umudumuzu yitirmememizi sağlayan zihniyet bu.
ülkenin dini yoktur ki, inanmayanı kovalım. çoğunluğa empoze edilmiş olan din belirli olsa bile yoktur.
illaki her daim ezan istiyorsan; mp3 olarak kaydet taşı yanında, sıkıldıkça dinle. ışığını yansıt.
basittir aslında, yıllar önce konuşulmuş bir olay; ben de kendi dinimi kuruyorum, yaklaşık 1.000 tane de inananım var. ve ibadete çağrı için günde 8 kere birisi detone sesle ibadethanenim kapısına kurulmuş bilmem kaç desibel ses çıkartan hoparlörler eşliğinde çağrıda bulunuyor.
hadi inancıma saygı duyun. kötüleme butonuyla yapabilirsiniz bunu. yaparsınız da zaten ama mevzu bu değil.
sapla saman birbirine karıştırılmamalı; ne yazık ki %99'u müslüman olduğu söylenen ülkemde, bu işle ilgili bir de büyük kurum* olmasına ezan düzene sokulmamıştır. buraya dikkat, güzel bir ses tarafında vurgularına dikkat edilerek okunduğu zaman rahatsızlık duyulmasına imkan olmayan kutsal ritüel, cızırtılı hoparlörler, detone sesler altında işkenceden başka bir şey değildi. bu da günahtır arkadaşlar, dine saygısızlık budur işte.
dünyanın kendi etrafında dödüğünü düşünen insaların zihniyetidir. evet onlarındır. bu insanlar bütün dünyanın kendi istediği şekilde hareket etmesini isterler. güneşin batıdan doğmasına bile çalışabilirler. demokrasiyi de savunan bu zihniyet için içlerinde bulundukları çelişkinin farkına varmaları için ufak bi açıklama yapıyorum. demokrasi çoğunluğu esas alıyorsa, halk için iyi olana yine halkın kendisi(salt çoğunluk(yüzde elliden fazla olması)) karar veriyorsa, yüzde doksandan(yüzde elliden fazla) fazlasının müslüman olan bir ülkede ezana hakaret etmek, insan çığlığı, beni rahatsız ediyor, mp3 yapsınlar demek cahilliktir, bencilliktir. sen yüzde onluk(saydım o kadar bile çıkmadınız) azınlık kendi isteklerini tamama dayatmaya çalışırsan ezanı yasakla dersen sana tek bi söz söylenir. beğenmiyorsan kapı orada.
namaza çağıran ezan sesinin süresi bellidir ancak biri bitip biri başladığı noktada, saat tutulursa rahatlıkla görülecektir, her bir ezan süresi 1 saati geçer. dolayısıyla, kolay bir hesapla günde en az 5 saat şehirlerde ezan sesi duyulmaktadır. biri bitmeden bir diğeri başladığında, sonu başı belli olmayan bir gürültüden öteye gidememektedir. bu durum inanmayanlar kadar inananların da canını sıkmalıdır çünkü ne dendiği anlaşılamamakta her minareden bir ve farklı sesler çıkmaktadır. oysa kasabalarda, köylerde tek cami olduğu için böyle bir sorunla karşılaşılmaz ve 5-6 dakika süren ezan sesi kimseyi rahatsız etmez ve amacına ulaşır.
sırf inançlı olunduğu için, dinle ilgili her konuda önyargılı ve agresif tavır takınmak yanlıştır, bir lafın neden söylenildiğini düşünmek ve varsa yanlışlıkları kabullenmek gereklidir.
bununla beraber arapça bilmeyenlerin çoğunlukta olduğu türkiye'de namaza neden türkçe çağrı yapılmadığı da tekrar tekrar sorgulanması gereken bir durumdur.
haklılık payı olan zihniyettir.çevrede yaşayan hristiyanda var ateistte var eğer iş inançlara saygı duymaksa onlarında inançları var.kendileri dışında kimseyi umursamayarak sabahın köründe son ses ezan niteliğini yitir-til-miş insan çığlığını zorla kimsenin kimseye dinletme hakkı yoktur, olmamalıdıdr.ama diğer taraftan (bkz: yukarda allah var)
bu zihniyete "inançlı" ya da "inançsız" kisvesi altında birçok tepki verilebilir, elbette verilebilir, ama akılcı tepkiyi vermek için insanın damarına basmak gerekiyor ki ciddiye alınsın; tıpkı çan sesine japon kardeşimizle dövüşe mi başlıyoruz birader, ne oluyor, bi dur tepkisini verebilecek olmak gibi..
anarşik oluşumlar gibi insan ruhuna ya da mutluluğuna aykırı olduğu düşünülen çarpıklıklara- yanlışlara- rahatsızlıklara tepki vermek gibi buna da tepki verilebilir fakat aynı insandan beklenir ki arabaların korna seslerine "senin kafanı sikmek istiyorum orospu çocuğu dat dat dat" diyen, yol çalışması seslerine "yol yapacaksın diye beni şu anki yolumda mutsuz ediyosun- kafamı şişirdin" diyen, yoldan geçen patates- soğan satan adamın sesine "ulan iki sebze satıcak diye padadis sovan padadis sovan kafayı davul eden bağırtı" diyen ve vb. diye de ekleyen bir zihniyet olsun aynı anda. bunları da söylesin, hep beraber mutlu olalım.. ama mutlaka izin versin de "hep beraber" olalım..
hani görmek istenmeyen biri umursanmamaya başlayınca insanın dibinde bile olsa görülmez ya; bence duymak istemediği, sorun yaratma hevesiyle altında sürekli bir şeyler arayıp, ezanın sesiyle ezanın diliyle yatıp kalkmadığı, böyle boş işlerle uğraşmayı bıraktığı takdirde eskisi kadar rahatsız olmadığını görecek olan zihniyettir. türkiye'nin açıklanan kendilerine göre "abartılı" müslüman nüfusuyla uğraşmayı da bırakmalılar bence. ha abartılı ha abartısız müslüman çoğunluğun varlığını görmezden gelip bu konuyu tartışmaya açacak kadar her şeyden bir haber değiliz. kendim adına konuşursam ezandan; sinemada yanımda patlamış mısır yiyenlerden, kütüphanede olduğunu unutup bas bas bağıranlardan, türkiye'de şarkı söyleyen insanların yüzde sekseninin seslerinden, arabaların gereksiz kornalarından, kulaklığıyla son ses müzik dinleyip etrafa da o "zevk"i yaşatanlardan, konuşan ama boş konuşan insanlardan daha fazla rahatsız olmuyorum.
illa bir şeyler değiştirilmek isteniyorsa insan ondan şundan bundan değil de ilk önce kendinden başlamalı. biraz hoşgörü ve görüş dışı olsa bile biraz yaşanan memleketin geçmişine saygı hiç kimseye hiç bir şey kaybettirmez.
ne kadar uğraşsam da tek derdinin senkronizasyon yada yüksek ses olduğuna bir türlü inanamadığım zihniyet. tek derdi bu olanlar üstüne alınmasın efenim.
insana et diyen zihniyetle paralel olan zihniyettir.
insanı insan yapan bedeni yani eti değildir, insanı insan yapan ruhudur, duygularıdır, vicdanıdır, sevgisidir, aşkıdır. sevgilimizi diğer kadınlardan ayıran bizim bakışımızdır, sevgimizdir, şevkatimizdir, aşkımızdır... kimimiz arabasına, kimimiz evine, hatta kimimiz terliğine bağlanır. halbuki o arabadan fabrikası yılda binlerce üretir ve birbirinin benzeridir. keza aynı şekilde evinin aynısından o apartmanda en az bir iki tane daha vardır. hulasa her şeyin biz istesek de istemesek de bir manevi yönü bizim içimizde bir yansıması vardır. bunu inkar kendini inkar etmektir. kafir demek de bu demektir özünde...
gelelim mevzumuza, evet bakınca ezan bir çığlıktır. fakat benim için insanları manevi olgunluğa çağıran bir çığlıktır. hakk'ı hatırlatan, sahip olduklarıma, ve olmadıklarıma şükretmemi sağlayan bir çığlıktır. ezan benim içimde manevi bir karşılık bulur, bir başkasının içinde de çan sesi manevi bir karşılık bulur. fakat bu benim onlar için anlamlı olan bu değere teneke sesi dememi haklı kılmaz. kaldı ki kimse de bana bunu dedirtemez.
bu ülkede kendi hoşuna giden her şeyi ve her durumu yücelten şebeleklerin, konu çoğunluğun tercihi olunca götünü işe karıştırma sorunsalıdır. bu gibi kişiler isterlerse alem-i cihan olsunlar hiçbir şey farketmez sesleri ancak osuruk sesi gibidir. ancak kuru gürültüdür. velhasıl kelam dün bu zibidiler farklı şekilde kutsal değerlere hakaret ederken bugün bu seviyeye kadar gelmiştir. ve bu şebelekler halkı gruplandırdıklarının farkında bile değillerdir ne acıdır ki bunlar sahip oldukları ağababaları sayesinde osuruklarının sesini bazı kesimlere ninni olarak dinletmektedirler. umulur ki muhalefetin doğrusunu yapacak adamlarla yer değiştirirler.
disco clublarda,publarda insanın kulağını sağır edecek desibelden rahatsız olmaz bu zihniyet. çünkü bunun dinle imanla ilgisi yoktur. seni ilgilendirmez kulak benim kulak diyebilirsiniz.ama desibel aynı desibel.(ezanın en az 50 misli)nedendir bu kadar rahatsızlık.hesaplamalarına göre günde 5 saat ezan okunmaktaymış.yarasa gibi mübarek şehirin diğer ucundaki ezanı duyabiliyor.o kadar gelişmiş kulakları. akşam 9 da girip sabah 5 te çıkar discodan 8 saat eder takriben.tam çıkar discodan ezan okunmaya başlar o ne biçim bir çığlıktır yarabbi! rahatsız oluyorumdur.yine bu zihniyet sokaktaki her dükkandan çıkan müzik sesine de takmaz. hristiyan bayramı olan (aslen bayramı değil ama yinede hristiyan inanışı) yılbaşında diğer müslümanları rahatsız etmekten de geri kalmaz.ama rahatsız edilmemeyi bekler.bu zihniyet teknolojik aletleri önerir tebrik ediyorum kendilerini ve şunu belirtmek istiyorum ezan, bir yerin müslümanların mı yoksa zorbaların mı kontrolünde olduğunu belirten bir işaret, bir semboldür. korkusuzca ve doğru bir şekilde okunan ezan o yerin islâm beldesi olduğunu gösterir. islâm fıkhında, bir yörenin daru'l-harp veya daru'l islâm olduğu tespitinde orada ezanın okunup okunmadığı dikkate alınan ölçülerden biridir. burada kimse niye beni rahatsız ediyorsunuz ben müslüman değilim diyenler de nasibini almıştır umarım.ben avrupaya gidip niye çan çalıyorsunuz beni rahatsız ediyorsunuz diyemem.adamların dinine saygı göstermek lazım diimi siz bilirsiniz saygıyı.keşke bağıra bağıra kulağına girse dedirtir bu zihniyet.günde 5 vakit okunur hayatında bir kere dinlemiş midir diye de sordurtur kendime.bir dizesini söyleyebilir mi? bilmem.bugün 10 yaşında olan küçük ayşe 30 yıl sonra ayşe teyze olur. o zaman anlatır arkadaşlarına.biz küçükkken ezan okunurdu buralarda.ezan sesi duymayalı 13 sene olmuş.ahh keşke tekrar okunsa diye.şimdiki ayşe teyzelere seslenir istikbalden. lutfen bana kimse desibel mesibel demesin.komik oluyor bi noktadan sonra.(desibel noktasında ortak görüşler olduğu diğer girilerde belirtilmiş zaten) maksat üzüm yemek demek değil bağcıyı dövmek.
her gün ezan saatlerinde sitemizin içinden (eve yaklaşık 20m uzaklıktaki megafondan) çevre camilerden bağıra bağıra büyük bir uğultu içinde ve peşpeşe ve yarım saatten fazla süren ezanı dinleyince benim de aklıma aynı şey gelmişti...
kuruçeşme ortaköy bebek sahil yolundaki gece klüplerinden gelen sesin hiçmi hiç rahatsız etmediği bir garip ademoğlunun kanımca boş bulunup söylediği laf salatası...
edit: efendim verdiğimiz örnekte belirttiğimiz üzere, barlardan gelen sesten rahatsız olmayan'' dedik .. bunu tutup ta 'ezan sesinden haz etmeyen bara pavyona takılır' diye algılamak yanlıştır... dikkatle okuduğunuz vakit ne denmek istediğini anlarsınız...
müslüman olmayan ancak ezan sesini duyduğunda da rahatsız olmayan hatta saygı gösteren insanların zihniyetiyle tezat oluşturan zihniyet....
müslüman olan ancak çan sesini duyduğunda rahatsız olmayan insanların zihniyetiyle de ters düşen zihniyet...
ben inanmıyorum, bu çığlıkları dinlemek zorunda değilim, demokratik haklarım ihlal ediliyor, ezan yasaklansın diye yüksek desibel çığırırken bu sefer müslüman insanların demokratik haklarını çoktan çiğnemeye hazır olan zihniyet...
laik ülkelerde yaşayan insanların hepsinin ateist olduğunu ya da olması gerektiğini zanneden zihniyet...
o kadar gürültünün arasında cımbızla ezan sesini alıp bundan rahatsız olabilen takıntılı zihniyet....
yüzlerce yıl ''allahu ekber'' ve ''ding dong'' seslerinin aynı anda göklere yükseldiği ve hala yükselebildiği bir ülkede maalesef münferit bir kaç olayı sanki her gün yine maalesef duymaya alışık olduğumuz şehit cenazeleri kıvamında sunabilen ve illa ki bir şeyleri uçlaştırmaya çalışan zihniyet...
ezanı sorgularken ortaya attıkları nedenlerde her nedense samimi olmadıklarını düşündüren zihniyet...
nefret dolu ama neden dolayı nefret ettiğini bilmeyen zihniyet...
yekta güngör özden'den beklenecek bir davranıştır. kendileri; kocatepe camiisinde yapılan törenlerde cenaze namazlarına katılmayarak ne olduğunu belli etmiştir. haliyle onun gibi düşünenlerde bu tarz davranırlar ve ezanı; saçmalık, insan çığlığı olarak adlandırırlar. hepsinden geçtim; madem inanmıyorsun neden saygı gösterme inceliğinde bulunmuyorsun gibilerinden soru işaretleri barındırmaktadırlar!
bu düşünceyi savunanlar yeri gelince çok güzel vatan millet çığırtkanlığı, şehit politikaları yapmaktadırlar.ama bir şeyi önemsemezler sanırım.onlar için bir milletin ulusal marşı, bayrağı, dili felan çok kutsaldır.ama kalkıp da istiklal marşlarını okumazlar.madem öyle bu marşı da yasaklayalım.yeri geldiğinde savunmasını iyi bilirler ama.ben bu insanların samimi olduklarını düşünmüyorum.yok efendim işte sesi kötü olan adamlar okuyormuş.yok efendim uyum sağlanamıyormuş,etrafta bir sürü hıristiyan varmış falan filan.bu kadar saygılı oldukarını düşünemiyorum bu insanların.
kendi görüşüne saygı görmediği halde, maruz kaldığı ezan sesi hakkında yorum yapan ve karşısındakinden "senin inanca saygın yok mu?" şeklinde cevap alması muhtemel olan kişidir. ki günümüzde, özellikle bu dönemlerde ,bilerek veya bilmeyerek(!), ezanlar gerçekten bir çığlığa dönüştüğü gibi sürelerinde de bir uzama, bir zamana yayma görülmektedir.